AVUKATLIK VE HUKUKİ DANIŞMANLIK[email protected]0258 257 57 07

Yargıtay Kararları

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi: İş Kazası Tazminatında Kusur Raporu Tutarlılığı ve Dahili Dava Yasağı

Karar22 Ekim 20263 dakika okumaKoçArslan Yayınları

Karar künyesi

MAHKEME / DAİRE
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
ESAS NUMARASI
2024/10299
KARAR NUMARASI
2026/1126
KARAR TARİHİ
10.02.2026

Karar incelemesi

Uyuşmazlık ve istem

Davacılar vekili, murisin 15.04.2003 tarihinde gerçekleşen iş kazası neticesinde vefat ettiğini belirterek, murisin desteğinden yoksun kalan davacıların maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etmiştir. Dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 3.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsili istenmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi üzerine, dosya kapsamındaki kusur raporları, taraf sıfatı ve taleple bağlılık ilkeleri yönünden inceleme yapılmıştır. Davacı tarafın talepleri doğrultusunda kurulan hükmün, usul kurallarına ve maddi gerçeğe uygunluğu denetlenmektedir.

Mahkemenin gerekçesi

Yargıtay, yerel mahkeme kararını dört temel gerekçeyle bozmuştur. İlk olarak, hükme esas alınan kusur raporlarında belirlenen oranların toplamının %100'ü geçmesi, raporun matematiksel tutarlılığını ve sorumluluk dağılımının netliğini ortadan kaldırmaktadır. Bu durum, zararın meydana gelmesinde hangi tarafın ne ölçüde sorumlu olduğunun denetlenmesini imkansız kılmaktadır. İkinci olarak, usul hukukunda 'dahili dava' müessesesi bulunmadığından, dava dilekçesinde yer almayan bir kurumun bu yolla davalı sıfatı kazanması mümkün görülmemiştir. Üçüncü olarak, mahkemenin davacı eş ve çocuklar için talep edilen manevi tazminat miktarlarını aşacak şekilde hüküm kurması, HMK'nın 26. maddesindeki taleple bağlılık ilkesine aykırı bulunmuştur. Son olarak, faiz başlangıcının olay tarihinden bir gün öncesi olarak belirlenmesi, henüz gerçekleşmemiş bir zarara faiz işletilmesi anlamına geldiğinden usule aykırı değerlendirilmiştir.

Kararın açıkladığı hukuki ayrım

Hukuk yargılamasında taraf teşkili ancak dava dilekçesiyle veya kanunda öngörülen istisnai hallerde sağlanabilir; salt dahili dava dilekçesiyle bir kişiye davalı sıfatı yüklenemez. Ayrıca, tazminat hesaplamalarına esas alınan kusur raporlarının toplamının %100 sınırını aşmaması, illiyet bağının ve sorumluluğun denetlenebilirliği açısından zorunludur. Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, özellikle manevi tazminat gibi taleplerde istemden fazlasına hükmedemez. Faiz başlangıç tarihinin belirlenmesinde ise fiili olay tarihi esas alınmalı, olay öncesi tarihlere hükmedilmemelidir. Bu ilkeler, yargılamanın dürüstlüğü ve hukuki belirlilik açısından temel teşkil eder.

Kararın sonucu

Açıklanan nedenlerle, temyiz olunan mahkeme kararının bozulmasına, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve dosyanın mahkemesine iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir. Karar, usul ekonomisi ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali nedeniyle hükmün tamamını etkileyen hatalar barındırmaktadır.

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre temyiz eden taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu yayın, 10.02.2026 tarihli kararın kaynak metnine dayanan bir incelemedir. Kararın kesinleştiği veya aynı sonucun başka uyuşmazlıklarda uygulanacağı varsayılmamıştır. Güncel mevzuat ve somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.

Kararın kaynağını aç ↗

İLETİŞİM

Bir görüşmeyle
başlayalım.

Hukuki meselenizi birlikte değerlendirmek için büromuzla iletişime geçebilirsiniz.

Bize ulaşın