Aydın İli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ve İmar Planı Üzerine Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

İdare Dava Daireleri Kurulu – 2024/771 – 2024/1221 – 29.05.2024


🔎 Karar Özeti

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Aydın Didim’deki çevre düzeni planı ve imar planı değişikliklerinin iptaline karar vermiştir. Mahkeme, planların yasal gerekliliklere, şehircilik ilkelerine ve koruma kullanma dengelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/771 Karar No : 2024/1221 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVACI): … Derneği VEKİLİ: Av. … II-(DAVALILAR): 1- … 2-… Başkanlığı VEKİLİ: Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 07/11/2023 tarih ve E:2021/4809, K:2023/8015 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Aydın ili, Didim ilçesi, … Mahallesi, … ada, … ve … parsel ile … ada, … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak 05/04/2021 tarih ve 3771 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 07/11/2023 tarih ve E:2021/4809, K:2023/8015 sayılı kararıyla; Usule ilişkin olarak, davacının dava açma ehliyetine sahip olduğu ve davanın süresinde açıldığı, Esasa ilişkin olarak, dosyanın ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden; 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı Hükümleri 5.3.10 sayılı maddesinde, Aydın ilinde önemli bir katma değer yaratan deniz ve yat turizminin güçlendirilmesinin ve desteklenmesinin bir planlama ilkesi olarak sayıldığı, Davaya konu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, imar planı değişikliği yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, uyuşmazlık konusu alanın denizin kenarında yer aldığı, çevresinde turizm tesis alanlarının bulunduğu dikkate alındığında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı kararlarının ana stratejileri doğrultusunda kıyı bölgesinde yer alan uyuşmazlık konusu alanın turizm potansiyelinin ortaya çıkarılmasına yönelik olarak turizm tesis alanı belirlenmesine ilişkin dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve hukuka aykırılık görülmediği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları yönünden; Uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu alanın Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 28/12/2006 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında “Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Alt Bölgesi–2 (KTKGAB-2)” kullanımında, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği kapsamında “turizm tesis alanı”nda kaldığı, taşınmazlara, dava konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarıyla getirilen “kumsal-plaj, park, E:0,05, Yençok:4,50 metre günübirlik tesis alanı, E:0,50, Yençok:5 kat turizm (otel), E:0,50, Yençok:2 kat ticaret, genel otopark, E:0,50, Yençok:serbest ibadet (cami) alanı ve 12, 15 ve 22 metre genişliğinde yol fonksiyonları”nın ve yapılaşma şartlarının üst ölçekli 1/100.000 ölçekli ve 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planı stratejilerine aykırı olmadığı, alanın yakın çevresinde bulunan turizm tesis alanı fonksiyonlarıyla uyumlu olduğu, üzerinde korunması gerekli kültür varlığı bulunan kesimin koruma ilkelerine uygun bir şekilde kültürel tesis alanına alındığı, Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/09/2019 tarih ve 9990 sayılı kararı ile dava konusu planların uygun olduğuna karar verildiği, kıyı kenar çizgisinden itibaren, kara yönünde yatay olarak 50 metre genişliğinde belirlenen alanın plaj-kumsal, park alanı olarak belirlendiği, sahil şeridinin ikinci bölümünün ise günübirlik tesis alanı olarak ayrıldığı, bu alanlarda öngörülen fonksiyonların ve yapılaşma şartlarının kıyı mevzuatına uygun olduğu, sahil şeridinin gerisinde kalan alanlara ise otel, ticaret, ibadet, otopark fonksiyonlarının önerildiği, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 1/5000 ölçekli nazım imar planına, 1/5000 ölçekli nazım imar planının ise 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarına uygun olduğu, Dava konusu 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarında belirlenen 12, 15 ve 22 metre genişliğindeki yolların taşınmazların çevresi ile bağlantısını sağlayacağı, oluşturulan imar adaları ve kullanım kararları arasında ulaşımı kolaylaştıracağı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde kıyı kesimindeki park alanı ile günübirlik tesis alanı arasından 7 metre genişliğinde yaya yolunun ise otel ve günübirlik tesis alanındaki yoğunluğun kıyıya taşınmasını engelleyeceği, Uyuşmazlık konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde, uyuşmazlık konusu alanın kuzeyinde devamlılığı olan şekilde gösterilen 22 metre genişliğindeki yolun, 1/5000 ölçekli nazım imar planında, tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alana kadar geçirildiği, bu alanın batısında devam ettirilmediği görülmüş ise de; önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da var olması nedeniyle bu yolun tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alanın batısında kalan bölümünün dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği paftası üzerinde sadece devamlılığı olacak şekilde gösterim olarak belirtildiği, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının alana ilişkin yapılan ilk nazım imar planı olması, Özelleştirme İdaresi ve Cumhurbaşkanının plan onaylama yetkisinin sadece özelleştirme kapsamında olan taşınmazlarla sınırlı olması ve yolun tescilli tarihi şapel kalıntısının bulunduğu alanın batısında devam ettiği bölümün özelleştirme kapsamına alınan dava konusu parsellerin sınırları dışında olması nedeniyle, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında gösterilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı plan hükümlerinin 6 sayılı maddesi ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği plan hükümlerinin 4 sayılı maddesi ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde günübirlik tesis alanı ile otel alanı arasında yaya yolu geçirilmemesine ilişkin kısım yönünden; 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde, günübirlik tesis ile otel kullanım kararı getirilen alanların aynı yapı adaları içerisinde gösterilmesinin, iki farklı kullanımı içeren alanların bir yaya yolu ile ayrıştırılmamasının ve turizm tesisi alanı ile aynı parsel içinde yer alan günübirlik tesis alanının, turizm tesis alanının tamamlayıcısı olabileceğine dair plan notlarının, esasında toplumun yararlanmasına açık kullanımlar içermesi gereken günübirlik tesis alanlarının, özel kullanıma konu otel alanlarının bahçesi gibi kullanılmasına yol açabileceği, planlama alanı kapsamında kamusal kullanım alanlarını kısıtlayabileceği gibi aynı zamanda plan ile otel alanlarına getirilen yapılaşma haklarının üzerinde bir kullanımı getirebileceği, dolayısıyla, planın önerdiği yapılaşma koşullarının üzerinde bir yapılaşmanın ortaya çıkmasına ve aynı zamanda toplumun yararlanmasına açık kullanımların azalmasına neden olabileceği anlaşıldığından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile getirilen otel ve günübirlik tesis alanlarının arasından yol geçirilmemesi suretiyle otel ve günübirlik tesis alanlarının tek bir yapı adası içinde bırakılmasında ve aynı parsel bütününde kalan günübirlik tesis alanlarının, turizm tesis alanının tamamlayıcısı olabileceğine dair plan notlarında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile öngörülen kullanım ve yapılaşma kararları yönünden davanın reddine, 1/5000 ölçekli nazım imar planının plan hükümlerinin 6. maddesinde ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin plan hükümlerinin 4. maddesinde yer alan “Turizm (otel) alanlarında; aynı parsel bütününde kalan günübirlik turizm tesisleri parsel içinde yapılacak turizm tesislerinin tamamlayıcısı olabilir. İnşaat emsali imar parseli üzerinden hesaplanır. Ancak günübirlik gösterilen alanda yapılacak tesislerin toplam inşaat alanı günübirlik alanın %20’sini geçemez.” kuralının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, günübirlik tesis alanı ile otel alanı arasında yaya yolu geçirilmemesine ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu imar planı kararlarının planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, dava konusu planlarla getirilen emsal değerlerinin bölge açısından hedeflenen yapılaşma özelliklerine aykırı olduğu, planların, kıyı şeridinde yer alan bölgede yüksek yoğunluklu yapılaşmanın önünü açtığı, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin kentin diğer plan kararları ile çelişen, koruma-kullanma dengesini sağlamayan bir plan olduğu ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin “Genel Planlama Esasları” hükümlerine aykırı olduğu, planların yapımı sırasında ilgili kurumlardan görüş alınmadığı, planların, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin gösterim teknikleri hükümlerine ve Kıyı Kanunu hükümlerine aykırı olduğu, plan değişiklikleri ile ana yaya aksı niteliğindeki yolun işlevinin yok edildiği, yaya ulaşımı ve kamusal alan sürekliliğinin ve erişebilirliğinin kesintiye uğratıldığı, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile kamu kullanımına ayrılan alanların azaltıldığı, bu nedenlerle, temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idareler tarafından, kamunun elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi bağlamında alanda imar planı değişikliği yapılmasına karar verildiği, dava konusu planların, planların birlikteliği ilkesine uygun olduğu, çevre düzeni ve imar planı değişikliklerinin çevre ile uyumlu, arazi kullanım dengelerini bozmayacak şekilde hazırlandığı, planların yapımı sürecinde planlama sürecini etkileyen tüm kurumlardan görüş alındığı, planların Kıyı Kanunu hükümlerine uygun olduğu, plan değişikliklerinin İmar Kanunu’nda öngörülen esaslara, mevzuata, planlamanın temel ilke ve esaslarına, çevre, imar bütünlüğüne ve kamu yararına uygun olarak hazırlandığı, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde ve Turizm Merkezlerinde Planlamaya ve Uygulamaya İlişkin Yönetmeliğe eklenen 2020 yılında eklenen “Sahil Şeridinde Yapılacak Uygulamalari” başlıklı 16/A maddesi uyarınca “turizm alanı” olarak ilan edilen alanlarda yapılacak olan imar planlarında sahil şeridine ilişkin kullanım şeklinin açıkça belirtilmiş olduğu, bu nedenle Daire kararının, dava konusu imar planı değişikliklerinin iptaline ilişkin kısmında isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının, davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasının ve dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesinin, davalıların temyiz istemlerinin ise reddi ile Daire kararının iptale ilişkin kısmının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 25/10/1988 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile uyuşmazlığa konu … ada, … ve … sayılı parseller “E:0,30 TEK Genel Müdürlüğü Eğitim ve Dinlenme Tesisi Alanı”, … ada, … sayılı parsel taşınmaz ise “günübirlik tesis alanı, park, ticaret, tercihli kullanım, oyun, çay bahçesi ve meydan alanı” kullanımlarına ayrılmış olup, alanı kapsayan 1/5000 ölçekli nazım imar planı bulunmamaktadır. 28/12/2006 tarihinde, Kültür ve Turizm Bakanlığınca alanda onaylanan 1/25.000 ölçekli Didim Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planında … ada, … ve … parsel sayılı taşınmazlar ile … ada, … sayılı parselin büyük bölümü “kültür ve turizm koruma ve gelişim alt bölgesi-2 alanı”nda, … parselin doğudaki çok küçük bir kısmı ise “tercihli kullanım alanları” başlığı altında “meskun alan” kullanımında belirlenmiştir. 05/05/2017 tarihinde taşınmazları kapsayan alanda onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında, parsellerin büyük kısmı “çayır, mera, tarım arazisi”, tamamı “önemli doğa alanı” ve küçük bir kısım ise “kentsel yerleşik alan” olarak planlanmıştır. Taşınmazların niteliklerine bakıldığında, Aydın Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan tarihi şapel kalıntısı, “korunması gerekli kültür varlığı” olarak tescil edildiği, … ada, … parsel taşınmazın 151,825 m2’lik bölümü, … ada, … parsel sayılı taşınmazın ise 527,096 m2’lik bölümü kıyı kenar çizgisi içinde kalmaktadır. Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile … ada, … (eski …) ve … (eski …) parsel sayılı taşınmazlar ile anılan Kurul’un … tarih ve … sayılı kararı ile … ada, … (eski …) parsel sayılı taşınmaz, özelleştirme kapsam ve programına alınmış ve toplam 691.864,11 m2’lik bir alan açısından planlama çalışmalarına başlanılmış, plan teklifleri, öncelikle Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26/09/2019 tarih ve 9990 sayılı kararı ile uygun bulunmuştur. Olayda, dava konusu edilen 05/04/2021 tarih ve 3771 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile alan “turizm tesis alanı” belirlenmiş, ilk defa onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği kapsamında ise “kumsal-plaj, park, E:0,05, Yençok:4,50 metre yapılaşma koşullarında günübirlik tesis alanı, E:0,50, Yençok:5 kat yapılaşma koşullarında turizm(otel), E:0,50, Yençok:2 kat yapılaşma koşullarında ticaret, E:0,50, Yençok:serbest yapılaşma koşullarında ibadet (cami) alanı ve 12, 15 ve 22 metre genişliklerinde yol ve genel otopark kullanımlarına ayrılmış, 14.792,08 m2 büyüklüğündeki 875 ada, 3 sayılı parselin, üzerinde tarihi şapel kalıntısı bulunan 8.342,50 m2’lik bölümü ise “kültürel tesis alanı” kullanıma ayrılarak, korunması gerekli kültür varlığı koruma alanında belirlenmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında “kuruluş” adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir.” hükmü yer almaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi”ni düzenleyen 9. maddesinin 2. fıkrasında: “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planları ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun’un Ek-3. maddesinde: “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.” hükmü bulunmaktadır. Yine, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde; nazım imar planı, varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım istemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un “Planlama Kademeleri” başlıklı 6. maddesinde, planların kapsadıkları alan ve amaçları açısından “bölge planları ve “imar planları”, imar planlarının ise “nazım imar planları” ve “uygulama imar planları” olarak ve her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten önce yürürlüğe giren ve 14/02/2020 tarih ve 7221 sayılı Kanun’un 12. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Ek-8. maddede ise, “Plan değişiklikleri, plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak şekilde ve teknik gerekçeleri sağlamak şartıyla yerleşmenin özelliğine uygun olarak yapılır. Plan değişikliği tekliflerinde ihtiyaç analizini içeren sosyal ve teknik altyapı etki değerlendirme raporu hazırlanarak planı onaylayacak idareye sunulur.” hükmüne yer verilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin “Mekânsal kullanım tanımları ve esasları” başlıklı 5. maddesinde, ” … i) Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir. …” hükmüne, “Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri” başlıklı 6. maddesinde, “… (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. …” hükmüne, “Genel planlama esasları” başlıklı 7. maddesinde, “(1) Bu Yönetmeliğe göre hazırlanacak her tür ve ölçekteki mekânsal planlar aşağıda yer alan planlama ilke ve esaslarına, planların hazırlanması ile ilgili standartlara, gösterim tekniklerine ve tanımlara uygun olarak yapılır: … ç) Üst kademe planlar, alt kademesindeki planlara mekânsal nitelikte hedef koyan, yol gösteren ve ilke belirleyen plandır. …” hükmüne, “Standartlar” başlıklı 11. maddesinde, “(1) İmar planlarının yapımı ve değişikliklerinde planlanan alanın veya bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak kentsel, sosyal ve teknik altyapı alanlarında bu Yönetmeliğin EK-2 Tablosunda belirtilen asgari standartlara ve alan büyüklüklerine uyulur. …” hükmüne, “İmar planı değişiklikleri” başlıklı 26. maddesinde, “(1)İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır. (2)İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz. … (4)Kat adedi veya bina yüksekliğini artıran imar planı değişiklikleri, yörenin yerleşim özellikleri, dokusu ve kimliği dikkate alınmak suretiyle, şehrin veya alanın yakın çevresinin silüeti, yapıların güneşe göre cephesi ve yönlenmesi özelliklerini olumsuz yönde etkilememesi esas alınarak yapılır. (5)İmar planında verilmiş olan inşaat emsalinin, kat adedinin, ifraz şartlarının değiştirilmesi sonucu nüfus yoğunluğunun artırılmasına dair imar planı değişikliklerinde: a) Artan nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanları standartlara uygun olarak plan değişikliğine konu alana hizmet vermek üzere ayrılır. … (7)Yoğunluk artıran veya kentsel ulaşım sistemini etkileyen imar plan değişikliklerinde, kentsel teknik altyapıya yönelik etkilerin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması amacıyla ayrıca kentsel teknik altyapı etki değerlendirmesi raporu, analizi hazırlanır veya hazırlatılır.” hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın, davanın reddine ilişkin kısmı yönünden değerlendirilmesinden: 3194 sayılı Kanun’un 9. ve Ek 3. maddelerinde yer alan düzenleme uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak her ölçekteki imar planı değişikliklerini yapmak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisinde olup, bu yetkinin kullanımında planlama usul ve esasları yönünden Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ayrıksı bir yetki tanınmamıştır. Başka bir deyişle adı geçen idare yönünden de imar mevzuatı ile belirlenen planlama usul ve esaslarına uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun’un 1. maddesinde belirtilen amaç doğrultusunda özelleştirme kapsam ve programına alındıktan sonra planlamaya tabi tutulan taşınmazlara bakıldığında, bunların temel özelliğinin birbirinden farklı bölgelerde yer alan ve sınırlı sayıdaki parselleri içeren taşınmazlar olduğu, bu taşınmazların bazen özelleştirme uygulamaları gereği tek başına satışa ya da devre konu edildikleri ve bu durumun bir sonucu olarak planlamanın da zorunlu olarak bu sınırlı sayıdaki taşınmaza yönelik olarak bazen parsel bazında gerçekleştirildiği görülmektedir. Hal böyle olunca parsel bazında gerçekleştirilen plan değişikliklerinin yargısal denetimi yapılırken, 3194 sayılı Kanun’un ilgili maddelerinin yanı sıra, 4046 sayılı Kanun’da gösterilen amaç ve planlamaya konu taşınmazların bu şekilde özelleştirilmesi ya da değerlendirilmesi yolundaki özelleştirme uygulamasına ilişkin gereklilik ve zorunluluğun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu parseller ile sınırlı bir alana ilişkin imar planı değişikliğine gidildiğinden, yapılan plan değişikliğinin yargısal denetiminde yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmalıdır. Uyuşmazlıkta, Daire tarafından mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda; “Dava konusu parsellerin birbirine bitişik konumda olduğu, Manastır Koyu olarak tarif edilen alanda yer aldığı ve Ege Denizi’ne kıyısı olduğu, 875 ada, 4 sayılı parselin kuzeyinde bir turizm tesisi, batısında ise Manastır Koyu olduğu, 875 ada, 3 sayılı parselde tescilli yapı kalıntılarının bulunduğu, 1676 ada, 47 sayılı parselin doğusunda ikinci konut yapılaşmalarının bulunduğu ve ilerisinde Didim Marina’nın yer aldığı, dava konusu parsellerin çoğunlukla düzenlenmemiş toprak bir yoldan servis aldığı, düzenlenmiş kısmın, 875 ada, 4 sayılı parselin kuzeyinde yer alan turizm tesisine servis veren kısımda bulunduğu, parsellerin Ege Denizi ile temas ettiği alanlarda Manastır Koyu dışında kalan alanların bakir olduğu, kıyı düzenlemesi yapılmadığı, parsellerin ve çevresinin çalılık, fundalık bir niteliğe sahip olduğu, 875 ada, 3 sayılı parsel dışında kalan alanlarda herhangi bir yapı bulunmadığı; Uyuşmazlığa konu parsellerin bulunduğu bölgede 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda getirilen KTKGAB-2 kararı ile meskun alanlar plan kararının, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde getirilen turizm tesis alanlarına ilişkin plan kararı ile plan hükümleri açısından uyumlu olduğu; Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planlama alanına getirdiği plan kararları açısından 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planı kullanım kararları ile uyumlu olduğu, ancak 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda alana ilişkin “E=0.10 yapılaşma koşulunu geçemez” hükmüne karşın dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planında ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde turizm, ticaret ve ibadet alanı kullanım kararlarına getirilen E=0.50 yapılaşma koşulunun üst ölçekli planla uyumlu olmadığı, dolayısıyla dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planların kademeli birlikteliği ilkesi açısından uygun olmadığı; Dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği ile mevcut Çevre Düzeni Planının alanın turizm potansiyelini değerlendirme amacı açısından benzeştiği, ancak plan kararları açısından önemli farklılıklar içerdiğinin görüldüğü, 05.07.2017 onay tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında dava konusu planlama alanının tarım arazisi, çayır-mera kullanımlarında olduğu ve kısmen de kentsel yerleşik alan kullanım kararında kaldığı, ayrıca söz konusu parsellerin Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezi ile Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinde kaldığı, alanda Önemli Doğa Alanı sınırları içerisinde olan tarım ve çayır-mera arazilerinin turizm tesisi alanına dönüştürülmesinde gerekli olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü gibi alanın niteliği bağlamında ilgili olan kurum ve kuruluş görüşlerinin bulunmuyor olması nedeniyle dava konusu planın imar mevzuatı açısından uygun olmayan bir içeriğe sahip olduğu, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin plan açıklama raporu incelendiğinde de planlama çalışmasının amacı, plan belgesi ve plan hükümlerini içerdiği, ancak plan gerekçesinin temellendiği teknik ve nesnel bilimsel verilerin sunulmadığının görüldüğü, bu açılardan dava konusu 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’nin gerekçelerinin nesnel ve ölçülebilir nitelikler ve analizler çerçevesinde sunulmadığı, plan değişikliğinin planlama alanının mevcut koşullarını iyileştirici ve ihtiyaç duyulan nitelikleri ortaya koyan bir içerikle sunulmadığından imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı; 18.09.2020 tarihli Aydın-Muğla İlleri 1/50.000 ölçekli Bütünleşik Kıyı Alanları Planında, alanda yapılaşmanın kontrol altında tutulması dışında kıyı alanlarının kamusal kullanımlara ayrılması gerektiğinin de ifade edildiği, kıyı şeridinin barındırdığı doğal peyzaj niteliklerine vurgu yapıldığı ve kıyı turizmi için yat turizminin değerlendirilebileceğinin ifade edildiği; Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ile paralel olacak biçimde Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Plan Hükümleri’nde de kıyı alanlarında deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi, bunun için ise kıyı alanlarının yeni yapılaşmaya açılmaması da gerekli kılındığı, ancak dava konusu Çevre Düzeni Plan Değişikliği’nin, alanın Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi/Turizm Merkezleri plan niteliğini, yalnızca turizm tesis alanı olarak değerlendirerek yeni yapılaşmaya açmaya olanak sağlayacak ve mevcut ÇDP ile Bütünleşik Kıyı Alanları Planı ilke kararları ve hükümlerinin aksine bir mekansal düzen ortaya sunacak bir içerikte olduğu görüldüğünden, dava konusu Çevre Düzeni Plan Değişikliğinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmayan bir içeriğe sahip olduğu; Dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planında, mevzuatın, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarının gerekliliği olarak yerleşmenin bütüncül olarak ele alınması gerekliliğinin karşılanmadığı; Alanda park, günübirlik tesis ve turizm tesisi alanlarının, yalnızca mülkiyet sınırlarına dayandırıldığı, ancak kuzeyinde yer alan bölge ile nasıl bir mekansal ilişki kurduğunun anlaşılamadığı, kaldı ki söz konusu alanda, alana erişim sağlanabilecek bir ulaşım bağlantısının da plan kararı ile oluşturulmadığı izlendiğinden, alanın sorunlu bir erişiminin olacağının görüldüğü; Korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilen ve Koruma Alanı sınırı plana da işlenen alanın bir kısmının plan onama sınırı dışında tutulmasının, alanın koruma niteliği bağlamında zarar verici bir içeriğe sahip olabileceği, kaldı ki alan sınırına denk gelen noktada taşıt yolunun kesilmiş olması ve dava konusu plan için önemli bir niteliği bulunan taşıt yolunun, koruma alan sınırı dahilinde nasıl çözülebileceğinin anlaşılamadığı; Turizm Tesis Alanı için getirilen E=0.50, Yençok=5 Kat yapılaşma kararının üst kademeli plan olan 1/25.000 ölçekli Didim (Aydın) Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi Revizyon Çevre Düzeni Planı kararları (“Emsal=0.10’u aşamaz”) ile aykırılık gösterdiği gibi, yapı yoğunluğunu ve inşaat alanını arttırıcı bir plan kararını da ortaya koyduğu, kaldı ki böyle bir yapılaşma biçiminin silüeti de değiştireceği, dava konusu planlama alanının niteliği bağlamında mevzuat gereği olarak da yatak kapasitesi ve buna bağlı olarak nüfus hesaplamalarının yapılmasının beklenmesi gerektiği, ancak dava konusu plan kapsamında böylesi bir hesaplamanın sunulmadığı görüldüğünden, mevzuat açısından dava konusu planın uygun olmadığı; Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin nedenlerinin teknik ve nesnel ölçümler ile bilimsel gerekçelere temellenmesi gerekli iken plan açıklama raporunda böylesi açıklamaların yer almadığı, önceki planın plan onama sınırından farklılaşma ve yalnızca dava konusu parsellerin mülkiyet sınırına dayandırılmasının gerekçesinin nedenlerinin ortaya konulmadığı, bu durumun dava konusu planda yalnızca mülkiyet bazlı bir değişikliğe gidilmiş olduğunu gösterdiğinden, dava konusu planın parsel bazında bir değişikliği içerdiği, bölgenin turizm sektörü açısından bütüncül bir anlayışla kalkınmasını sağlamak yerine kısmi bir alanda hedeflendiğini gösteren nitelikler sergilediği; alanda ulaşım bağlantılarının sürekliliğinin kesintiye uğramış olduğu ve plan tekniği açısından uygun olmayan bir gösterime gidildiğinin görüldüğü; önceki planda yaya yollarının alanın genelinde belirli bir hiyerarşi bağlamında ele alınmışken dava konusu plan kapsamında daha sınırlı bir yaklaşımın uygulandığı; Dava konusu … ada … parselin “kıyı kenar çizgisine” denk gelen kısmında farklı bir plaj düzenlemesi bulunmakta iken bu plan ile fiziksel durumu değiştiren bir düzenlemenin yapılıp yapılmadığına ilişkin bir değerlendirme ve düzenlemenin, Plan Açıklama Raporu’nda yer almadığı; Günübirlik tesis alanı kararı ile otel alanı kullanım kararı getirilen alanların aynı yapı adaları içerisinde gösterilmesinin ve esasında iki farklı kullanımı içermekte iken bu kullanımların bir ulaşım yolu ile ayrıştırılmamasının uygulama açısından bir kısım sıkıntılar ortaya çıkarabileceği; Dava konusu planların önerdiği yapılaşma koşullarının hem yapı yoğunluğunu hem de nüfus yoğunluğunu arttırıcı bir niteliği olduğu, ancak özellikle turizm sezonunda söz konusu alanlara ne düzeyde bir nüfus gelebileceğini ortaya koyan analiz ve teknik ölçümlerin bulunmadığı, böylesi bir hesaplamanın olmaması nedeniyle gelecek nüfusun ihtiyaç duyabileceği donatı alanlarının nasıl belirlendiğinin açık olmadığı ve bu nedenle donatı alanlarının yeterli düzeyde ayrılıp ayrılmadığının açıkça ortaya konmadığı; 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olmadığı, dava konusu plan değişikliklerinin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı açısından uygun olmadığı” yönünde görüş ve tespitlere yer verilmiştir. Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Plan Hükümlerinde; “Önemli Doğa Alanı”, “Canlı türlerinin sağlıklı topluluklar oluşturmaları ve yaşam döngülerini devam ettirmeleri için gerekli tüm coğrafyaların, doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması ilkesi doğrultusunda, doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan, korunması gerekli coğrafyalardır. Bu kavram, canlı türleri ve doğal kaynaklarla birlikte yeryüzünün en özel doğal alanlarının korunmasını amaçlamaktadır.” şeklinde tanımlanmakta olup, 8.9.2. sayılı “Önemli doğa alanları” başlıklı maddesinde, “8.9.2.1. Bu bölgelerde yapılacak uygulamalarda, 2872 sayılı Çevre Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde işlem yapılacaktır. 8.9.2.2.Bu alanlarda, bu planla yapılaşmaya açılmış bölgeler dışında kalan yerlerde oluşacak yeni yatırım ve yapılaşma taleplerinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün görüşünün alınması zorunludur.” hükmü yer almaktadır. Anılan Plan’ın, 5.3 sayılı “Planlama ilkeleri” başlıklı maddesinde, “… 5.3.10. Planlama Bölgesi’nde Muğla ve Aydın illerinde önemli bir katma değer yaratan deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi amacı ile kıyıların, mevcut yapılaşmalar ve imar planları ile verilmiş haklar dışında, yeni yapılaşmaya açılmaması ve kıyıların doğal yapısının korunarak kamu yararına kullanılmasının sağlanması.” ilkesine yer verilmiş, 8.3. Sayılı “Tarım arazileri” başlıklı maddesinde, “… 8.3.2.Tarım arazileri ile fiilen sulanan veya sulama projeleri ilgili kuruluşlar tarafından hazırlanmış ve yatırım programına alınmış/alınacak tarım arazilerinin tarımsal üretim amaçlı korunması esastır. 8.3.3.Tarım arazilerinde yapılacak ifrazlarda 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca işlem yapılacaktır. 8.3.4.Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı taleplerinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izni çerçevesinde bu plan karar ve hükümlerine göre işlem yapılacaktır. ” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Plan’ın 4.47 sayılı “Mera alanları” başlıklı maddesinde, bu alanların 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca saptanmış ve saptanacak olan, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan alanlar olduğu belirtilmiş, 5.1 sayılı “Koruma ilkeleri” başlıklı maddede, mera alanlarında koruma-kullanma dengesinin gözetilmesi gerektiği yönünde hükümlere yer verilmiştir. Yine, 8.6. sayılı “Özel kanunlara tabi alanlar” başlıklı plan notunda ise, “8.6.1. Bu plan sınırları içinde kalan özel kanunlara tabi alanlarda, bu planla yeni kullanım kararı getirilmemiş olup, bu alanlarda, kırsal yerleşme alanları dışında diğer mevcut arazi kullanımı gösterilmiş ve bu bölgeler için resmi kurumlarca verilmiş olan, bu plana altlık teşkil eden kurum görüşleri, ulusal mevzuat ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanlar, ekolojik değeri olan hassas alanlar, orman alanları ve tarım alanları işlenmiştir. 8.6.2.Bu alanlarda, yetkili kurum ve kuruluşlarca yapılacak planlama çalışmalarının, bu alanlarla ilgili özel kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bölgesel bütünlük ve sürdürülebilir kalkınma amacı ile bu planın ilke ve stratejileri doğrultusunda yapılması gereklidir. 8.6.3.Bu alanlarda, bu planın onayından önce ve sonra ilgili mevzuat uyarınca yürürlüğe girmiş ve girecek olan her tür ve ölçekteki planlar geçerlidir. 8.6.4.Yetkili bakanlık ya da kurum ve kuruluşlarca yapılacak veya yaptırılacak planlarda, bu alanlar içerisinde bulunan hassas alanlar, orman alanları, tarım alanları, sulak alanlar, kumullar vb. gibi alanları tehdit edici yönde ve tahribata yol açacak yoğunlukta yapılaşma kararı getirilemez….” hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi Çevre Düzeni Planı hükümlerinin ve bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; özel kanunlara tabi olan alanlarda, çevre düzeni planında, yeni kullanım kararları getirilmeyip mevcut arazi kullanımlarının gösterildiği, resmi kurumlarca verilmiş ve bu plana altlık teşkil eden kurum görüşlerinin, ulusal mevzuat ve taraf olunan uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınarak koruma statüsü kazandırılmış alanların, ekolojik değeri olan hassas alanların, orman alanlarının ve tarım alanlarının işlendiği, uyuşmazlık konusu alanın da özel nitelikleri haiz bir statüde olduğu, zira alanın tamamının “kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi/turizm merkezi” ve “önemli doğa alanı” taramasında gösterildiği, aynı zamanda büyük kısmının “çayır, mera ve tarım arazisi”, çok küçük bir kısmının ise “kentsel yerleşik alan” kullanımlarına ayrıldığı, canlı türlerinin sağlıklı topluluklar oluşturmaları ve yaşam döngülerini devam ettirmeleri için korunması gereken bir coğrafyanın parçası niteliğindeki özel önem taşıyan alanın, belirtilen niteliğine, plan değişikliği ile son verilerek “turizm tesis alanı” kullanımı getirildiği, dava konusu işleme ilişkin plan açıklama raporuna bakıldığında ise, koruma-kullanma dengesi açısından, alanın bu özelliklerine ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığı gibi mevzuatın öngördüğü nesnel bir analiz ve sentez çalışması yapılmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, çevre düzeni planının 8.9.2.2 sayılı plan notu uyarınca, önemli doğa alanı olarak belirlenen alan açısından Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşünün alınması zorunlu olduğu halde, anılan Müdürlüğün görüşünün alınmadığı, yine, İmar Kanunu’nun Ek-3. maddesi uyarınca, görüşünün alınması zorunlu olan, alanda plan onaylama yetkisine sahip Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından da plan değişikliklerinin uygun görülmediği, diğer yandan, deniz kenarında yer alan taşınmazlar açısından, çevre düzeni planı plan hükümlerinde, deniz ve yat turizminin güçlendirilmesi ve desteklenmesi amacı ile kıyıların, mevcut yapılaşmalar ve alt ölçekli imar planları ile verilmiş haklar dışında yeni yapılaşmaya açılmaması ve kıyıların doğal yapısının korunarak kamu yararına kullanılmasının sağlanması ilkesi kabul edilmiş iken, bu hususlar dikkate alınmaksızın yapılaşmaya açıldığı, yine çayır/mera ve tarım alanı kullanımları açısından ilgili kurum görüşlerinin alınmadığı ve bu kullanımların değiştirilmesine ilişkin olarak yine plan açıklama raporunda herhangi bir nesnel değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, ekosistem bütünlüğünü korumakta olan bölgenin bu kullanımları kaldırılarak turizm tesis alanı olarak planlanması suretiyle, alanın doğal bütünlüğü, ekosistem sürekliliği, ekolojik özelliklerinin yanı sıra, içinde şapel kalıntısı da barındıran tarihsel özelliklerinin bozulmasına neden olunduğu, aynı zamanda ülkenin genel ekonomik kalkınma stratejileri ile turizm sektörü stratejisini şekillendiren “sürdürülebilirlik ilkesine” aykırılık olduğu, yapılaşma kararının doğal yapıyı tahrip ettiği gibi çevreyi koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığı, diğer yandan, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin çevre düzeni planlarına yönelik değişikliklere ilişkin hükümlerine uyarlık bulunmadığı, belirtilen nedenlerle, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana plan stratejisini zedeleyen, planın sürekliliğini, koruma ve kullanma dengesini bozan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Uyuşmazlık konusu alt ölçekli planların ise; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliklerinde belirlenen genel arazi kullanımı kararı doğrultusunda geliştirildiği görülmüş ise de, ekolojik açıdan duyarlılıkla ele alınması gereken, doğal çevrenin ve tarihi değerlerin korunması yaklaşımının baskın olduğu bir bölgede onaylanan çevre düzeni planı değişikliğinin, Kurulumuzca, hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından, belirtilen değişikliklerin alt ölçekli planlara yansıtılmasının uygun olmadığı gibi imar planlarının bu haliyle dayanağı kalmadığı açık olduğundan, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinde de hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Temyize konu kararın, dava konusu işlemlerin iptaline ilişkin kısmı yönünden değerlendirilmesinden: Yukarıda yer verildiği üzere; tamamı hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yönünden, 1/5000 ölçekli nazım imar planının plan hükümlerinin 6. maddesinde ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin plan hükümlerinin 4. maddesinde yer alan “Turizm (otel) alanlarında; aynı parsel bütününde kalan günübirlik turizm tesisleri parsel içinde yapılacak turizm tesislerinin tamamlayıcısı olabilir. İnşaat emsali imar parseli üzerinden hesaplanır. Ancak günübirlik gösterilen alanda yapılacak tesislerin toplam inşaat alanı günübirlik alanın %20’sini geçemez.” hükümlerinin ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin, günübirlik tesis alanı ile otel alanı arasında yaya yolu geçirilmemesine ilişkin kısmının iptali yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Danıştay Altıncı Dairesinin 07/11/2023 tarih ve E:2021/4809, K:2023/8015 sayılı temyize konu kararının iptale ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, gerekçede oyçokluğuyla, 3.Davacının temyiz isteminin kabulüne, 4.Daire kararının redde ilişkin kısmının BOZULMASINA, bu kısım yönünden dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı’nın İPTALİNE, oyçokluğuyla, 5.Dava sonucu itibarıyla iptal ile sonuçlandığından, aşağıda dökümüne yer verilen …-TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 6.Daha önce kısmen iptal kısmen ret ile sonuçlanan davada, Danıştay Altıncı Dairesince davacı lehine avukatlık ücretine hükmedildiğinden, bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 7.Danıştay Başkanlığı tarafından yatırılan keşif ve bilirkişi avansından karşılanan keşif ve bilirkişi incelemesi gideri olan … TL’nin davalı idarelerden alınarak Danıştay Başkanlığının ilgili hesabına yatırılmasını teminen kararın bir örneğinin Danıştay Başkanlığı Genel Sekreterliğine (İdari İşler Müd
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir