İmar Planının İptali ve Menfaat İlişkisinin Değerlendirilmesi Üzerine Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

6. Daire – 2021/9439 – 2022/10139 – 24.11.2022


🔎 Karar Özeti

Danıştay, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planının tamamının iptali istemiyle açılan davanın, davacıların menfaat ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle kısmen kabulüne karar vererek, İdare Mahkemesi kararını onamıştır.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/9439 Karar No : 2022/10139 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. .. KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN ÖZETİ : İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planının İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmının ve tamamının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. SAVUNMANIN ÖZETİ :Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın davacıya ait taşınmaz yönünden oybirliğiyle, nazım imar planının tamamı yönünden oyçokluğuyla ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine 24/11/2022 tarihinde kesin olarak karar verildi. KARŞI OY (X) : Dava, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planının İstanbul İli, Avcılar İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmının ve tamamının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu nazım imar planıyla kullanım amacı eğitim tesis alanı olarak belirlenen söz konusu taşınmazların D-100 Karayoluna cephesi bulunduğu halde, anılan yerin okul alanına uygun olup olmadığı ve karayoluna olan bu yakınlığın öğrenciler için tehlike oluşturup oluşturmayacağı hususunda plan açıklama raporunda hiçbir değerlendirmeye yer verilmediği, bu yönde komisyon raporuna dayanılmadığı, bu durumun planlama sürecinde ciddi bir eksiklik oluşturduğu, eğitim tesis alanı fonksiyonunun tüm eğitim tesislerini (Anaokulu, ilkokul, lise, üniversite vs.) kapsayacak bir kullanım kararı öngörerek belirsizlik oluşturduğu, bölgedeki okulların mevcut ihtiyacı karşıladığı, yeni okul alanına ihtiyaç olmadığı dikkate alındığında dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmının ve tümünün şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2.maddesinin (a) fıkrasında, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14.maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15.maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. Söz konusu maddede yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan “menfaat ihlali” doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir. İptal davalarındaki sübjektif ehliyet koşulu doğrudan doğruya hukuk devletinin yapılandırılması ve sürdürülmesine ilişkin bir sorundur. Dolayısıyla sübjektif ehliyet koşulunun, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun iptal davası yoluyla denetlenmesini engellemeyecek bir biçimde anlaşılması gerekmektedir. Nitekim, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda sübjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır. Diğer taraftan, sübjektif ehliyet sınırları belirlenirken bireylerin davaya konu işleme ilişkin olarak nesnel yaklaşımlarla atfettikleri önem yerine, objektif olarak duyarlılık bağının ortaya konulmuş olmasının esas alınması gerekmektedir. Temyize konu İdare Mahkemesi kararıyla, dava konusu nazım imar planının davacıya ait taşınmazın yanı sıra tamamının da iptaline karar verildiğinden davacının planın tamamının iptalini isteme konusunda menfaatinin bulunup bulunmadığı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir. Davacı tarafından, geçmişteki kesinleşen iptal kararları esas alınarak davalı idarece yargı kararının gereğinin yerine getirilmediği, taşınmazların iptal kararlarına aykırı olarak yine eğitim tesis alanına ayrıldığı iddiasıyla dava konusu nazım imar planının tümünün iptali istenilmiştir. Dava konusu nazım imar planı ile davacıya ait taşınmazın da aralarında bulunduğu 12 adet taşınmaz uzun yıllardır farklı imar planlarında eğitim tesis alanı olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda, öncelikle davacıya ait taşınmazın da aralarında bulunduğu planlama bölgesinin plan geçmişinin ve yargı sürecinin ortaya konulması gerektiği açıktır. Söz konusu 12 adet taşınmazın bulunduğu alana ilk olarak 03.02.1982 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planında ilköğretim tesis alanı işlevi verildiği, daha sonra 21.01.2003 onay tarihli nazım imar planıyla taşınmazların kullanım kararının lise alanına dönüştürüldüğü, Avcılar Belediye Başkanlığınca anılan planın tamamının iptali istemiyle açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla nazım imar planının tamamının iptaline karar verildiği, bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 31/12/2007 tarih ve E:2006/973, K:2007/8221 sayılı kararıyla onandığı, karar düzeltme talebinin de aynı Dairenin 29/12/2009 tarih ve E:2008/4263, K:2009/13023 sayılı kararıyla reddedildiği görülmüştür. Bu iptal kararı sonrasında 15.12.2006 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planıyla mezkur alan mesleki ve teknik öğretim tesis alanı olarak belirlenmiş, bu planın da … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla … parsel sayılı taşınmaz yönünden iptaline karar verilmiş, anılan karar Danıştay Altıncı Dairesinin 04/02/2013 tarih ve E:2009/11711, K:2013/430 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Bunun üzerine aynı alanı konut+ticaret alanı olarak belirleyen 16.12.2010 onay tarihli 1/5000 ölçekli Avcılar İlçesi TEM ve D-100 Karayolları Arası Nazım İmar Planına yapılan itiraz üzerine 30.11.2011 onay tarihli 1/5000 ölçekli Avcılar İlçesi TEM ve D-100 Karayolları Arası Nazım İmar Planı Değişikliği ile söz konusu alan “yeşil alan” olarak belirlenmiş, ancak itirazlar üzerine bu planın İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisince iptaline karar verilmiştir. Söz konusu imar planının idarece iptali üzerine planlama sahasının kullanım amacını kısmen konut+ticaret alanı, kısmen yeşil alan olarak belirleyen 26.01.2013 onay tarihli 1/5000 ölçekli Avcılar İlçesi TEM ve D-100 Karayolları Arası Nazım İmar Planı Değişikliği ise, sırasıyla; (davacılara ait) … parsel sayılı taşınmaz malikleri tarafından açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı, … ve … parsel sayılı taşınmazların maliki tarafından açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K:… sayılı, … parsel sayılı taşınmaz maliki tarafından açılan davada … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:… , K: … sayılı kararlarıyla söz konusu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline karar verilmiş, bu kararlar sırasıyla Danıştay Altıncı Dairesinin 09/04/2019 tarih ve E:2014/8764, K:2019/2419 sayılı, aynı tarih ve E:2015/10561, K:2019/2421 sayılı, aynı tarih ve E:2015/3514, K:2019/2420 sayılı kararları ile onanmış, karar düzeltme talepleri de aynı Dairenin 26/04/2021 tarih ve E:2019/17235, K:2021/6089 sayılı, aynı tarih ve E:2019/16323, K:2021/6085 sayılı, aynı tarih ve E:2019/16163, K:2021/6086 sayılı kararlarıyla reddedilmek suretiyle anılan taşınmazlara yönelik iptal kararları kesinleşmiştir. Anılan mahkeme kararları ile söz konusu taşınmazların plansız hale gelmesi üzerine bu taşınmazlar ile birlikte mevcut imar planları kararları yürürlükte olan diğer taşınmazları da kapsayan alanın konut+ticaret alanı olarak belirlenmesine yönelik teklifin komisyonun görüşü doğrultusunda İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararıyla tadilen onaylayan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planıyla mezkur taşınmazların tamamının eğitim tesis alanı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen yargı kararlarından anlaşıldığı üzere, planlamaya konu alanda geçmişte yürürlükte bulunan tüm nazım imar planlarının davacılara ait taşınmazla (sadece 26.01.2013 onay tarihli nazım imar planı yönünden davacılara ait taşınmazın yanında … , … ve … parsel sayılı taşınmazlar bakımından da) sınırlı olarak iptaline karar verildiği görüldüğünden bakılan davada yapılan hukuki inceleme neticesinde bilirkişi raporundaki tespitler ve anılan yargı kararları dikkate alınmak suretiyle uyuşmazlığa konu nazım imar planının davacıya ait taşınmazla sınırlı olarak iptaline kararı verilmesi gerekmekteyken tamamının iptaline karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Zira yukarıda aktarılan yargı kararlarının davaya konu taşınmaz özelinde verildiği ve planın tamamına ilişkin olmadığı dikkate alındığında söz konusu durumun nazım imar planının tamamının iptalini isteme konusunda davacıya menfaat ilişkisi sağladığının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planının tamamının iptalini talep etme hususunda davacının hukuken korunması gereken kişisel, ciddi ve güncel bir menfaat bağının yukarıda yer verilen kesinleşen yargı kararları haricinde davacı tarafından somut olarak ortaya konulamadığı görülmekle, davanın bu kısmı yönünden davacıların dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüyle nazım imar planının tamamının iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu kararın nazım imar planının tamamına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla kararın bu kısmının da onanması yönündeki çoğunluk kararının bu bölümüne katılmıyorum.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir