📜 Danıştay Karar Künyesi
13. Daire – 2019/756 – 2024/780 – 15.02.2024
🔎 Karar Özeti
Danıştay, davacı şirketin akaryakıt istasyonu denetimi sonrasında tesis edilen idari para cezasının hukuka uygun olmadığını belirleyerek, lehe olan yeni düzenlemelerin göz önünde bulundurulması gerektiğine karar verdi ve önceki mahkeme kararını bozdu.
Karar İçeriği
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No:2019/756
Karar No:2024/780
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Petrol Taşımacılık Gıda Otomotiv İnşaat
Turizm Tekstil Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi’nin …tarih ve E:… K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bayilik lisansı sahibi davacı şirketin işlettiği akaryakıt istasyonunda 15/09/2012 tarihinde yapılan denetimde, davacı şirkete ait … plakalı akaryakıt tankerinden araçlara akaryakıt ikmal edildiğinden bahisle 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 19. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 67.963,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve E… sayılı yazı ile bildirilen … tarih ve …sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:…. İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … tarih ve … numaralı bayilik lisans sahibi davacı şirketin akaryakıt istasyonunda 15/09/2012 tarihinde yapılan denetimde şirkete ait …plakalı akaryakıt tankerinden … plakalı kamyonete akaryakıt ikmal edildiğinin tespit edilmesi üzerine açılan soruşturma neticesinde, davacı şirkete ait akaryakıt tankerinden motorlu bir taşıta akaryakıt ikmali yapıldığı hususunun subuta erdiği anlaşıldığından, davacı şirket hakkında eylemine uygun düşen idarî para cezası uygulanmasına ilişkin olarak verilen Kurul kararında mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan güncel mevzuat hükümlerinin dava konusu uyuşmazlığa uygulanması hâlinde davacı şirket lehine bir durum oluşturmayacağı ve cezanın zaman aşımına uğradığı iddia edilmiş ise de, süreye ilişkin hükmün davalı idarenin kendi iç işleyişine ilişkin bir düzenleme olduğu, hak düşürücü nitelikte bulunmadığı gözetildiğinde, anılan hususların kararın hukuki niteliğini etkileyecek mahiyette olmadığı belirtilmiştir.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi …. İdarî Dava Dairesi’nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, fiilin işlenmesinden sonra zaman aşımı süreleri dışına çıkılarak işlemin tesis edildiği, dolayısıyla idari para cezasının zaman aşımına uğradığı, tutanağın usulüne uygun düzenlenmediği, ikmal anında denetime gelinmiş gibi tutanak tutulduğu, para cezasının fiil ile ölçülü olmadığı, fahiş olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
ESAS YÖNÜNDEN:
MADDİ OLAY :
… tarih ve…numaralı bayilik lisans sahibi davacı şirketin işlettiği akaryakıt istasyonunda 15/09/2012 tarihinde yapılan denetimde, davacı şirkete ait… plakalı akaryakıt tankerinden (bayilik lisansına veya işyeri açma çalışma ruhsatına eklenmemiş.) … plakalı kamyonete akaryakıt ikmal edildiği tespit edilmiştir.
Davalı idarece, davacı hakkında 67.963,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin …tarih ve…sayılı Kurul kararı tesis edilmesi üzerine davacı şirket tarafından anılan işlemin iptali istemiyle …. İdare Mahkemesi’nde açılan davada, Mahkemenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla “ön araştırma ve soruşturma yapılmadığı” gerekçesiyle anılan Kurul kararının iptaline karar verilmiştir.
Mahkemenin iptal kararı üzerine davalı idarece alınan … tarih ve … sayılı Kurul kararıyla davacı hakkında doğrudan soruşturma açılmasına karar verilmiş, akabinde … tarih ve … sayılı Soruşturma Raporu hazırlanmış, Soruşturma Raporu da gönderilmek suretiyle davacıdan yazılı savunma yapması istenilmiştir.
Davacı tarafından yapılan yazılı savunmada belirtilen hususlar geçerli görülmeyerek …tarih ve… sayılı Kurul kararıyla, akaryakıt istasyonunda lisansın verdiği haklar dışında faaliyette bulunulmasının 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasına aykırılık teşkil ettiğinden bahisle anılan Kanun’un fiilin işlendiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 67.963,00-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.
Bunun üzerine anılan Kurul kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun “Lisans sahiplerinin temel hak ve yükümlülükleri” başlıklı 4. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, “Lisans, sahibine lisansta yer alan faaliyetin yapılması ile bu konularda taahhütlere girişilmesi haklarını verir. Lisans ile tanınan haklar; bu Kanun’un, ilgili diğer mevzuatın ve lisansta yer alan kayıtlı hususların yerine getirilmesi koşuluyla kullanılır.” kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu işleme ilişkin fiil tarihinde yürürlükte bulunan hâliyle 5015 sayılı Kanun’un “İdari para cezaları” başlıklı 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendinde, “4. madde hükümlerinin ihlâli” hâlinde sorumlulara iki yüz elli bin Türk Lirası idarî para cezası verileceği; aynı maddenin dördüncü fıkrasında, bayiler için yukarıda yer alan cezaların beşte birinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacıya ait akaryakıt istasyonunda gerçekleştirilen denetimden sonra, 11/04/2013 tarih ve 28615 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6455 sayılı Gümrük Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 44. maddesiyle 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesi yeniden düzenlenmiş; yeni düzenlemede, “4. madde hükümlerinin ihlâli” hâlinde idarî para cezası verileceği yönündeki kurala yer verilmemiş; 4. maddenin dördüncü fıkrasında bentler hâlinde sayılan yükümlülüklerin ihlâli durumunda, ihlâl edilen yükümlülüğe göre ayrı ayrı cezaların verilmesi öngörülmüş; yeniden düzenlenen 19. maddenin yedinci fıkrasında ise, “Yukarıda belirtilenlerin dışında kalan, ancak bu Kanunun getirdiği yükümlülüklere uymayanlara Kurumca bin beş yüz Türk Lirasından yetmiş bin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.” kuralı yer almıştır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 2. maddesinde, “Kabahat” deyiminin, Kanun’un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği, 3. maddesinde, bu Kanun’un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı, “Zaman bakımından uygulama” başlıklı 5. maddesinde ise, 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhâl uygulama kuralının geçerli olduğu belirtilmiş, bu madde ile atıf yapılan 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır.
Öte yandan, “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi”, hem Anayasa’da hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde güvence altına alınmış temel bir ilkedir.
Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz.” kuralına yer verilerek “suçta kanunilik”, üçüncü fıkrasında yer alan “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.” kuralı ile de “cezada kanunilik” ilkeleri güvence altına alınmıştır.
Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerin düzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve cezaların belirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahiptir. Bu ilke sayesinde, kişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayı keyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmekte, buna ek olarak, suçlanan kişinin lehine olan düzenlemelerin geriye etkili olarak uygulanması sağlanmaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Kanunsuz ceza olmaz” başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında, “Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmâlden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” kuralına yer verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, lehteki kanun hükmünün geriye yürümesi hakkının Avrupa Temel Şartı da dâhil temel bütün metinlerde tanındığını, artık Avrupa ceza hukuku geleneğinin bir parçası olduğunun kabul edildiğini, hukukun üstünlüğü ilkesi gereğince hâkimin, suç oluşturan eyleme kanun koyucunun orantılı bir ceza olarak belirlediği cezayı vermesinin tutarlı olduğunu, suç işleyene sadece suç işlediği tarihte daha ağır bir ceza öngörüldüğü gerekçesi ile ağır bir ceza verilmesinin ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı bulunduğunu, bunun aynı zamanda suçun işlendiği tarihten sonra meydana gelen bütün yasal değişiklikleri ve toplumun o suç karşısındaki yaklaşım değişikliğini görmemek anlamına geldiğini, lehte olan ceza hükmünün geriye yürümesi ilkesinin cezaların öngörülebilir olması gerekliliğinin bir uzantısı olduğunu, buna göre, eğer suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan ceza kuralı ile kesin bir hükmün verilmesinden önce kabul edilen bir ceza kuralı farklı ise, hâkimin, sanığın lehine olan ceza kuralını uygulaması gerektiğini belirtmiştir. (Bkz. Scoppola/İtalya no. 2, B. No: 10249/03, 17/9/2009, §§ 105-109)
Aktarılan kuralların değerlendirilmesinden, idarî yaptırımlar bakımından ceza verilmesinin dayanağı kuralın yürürlükten kaldırılması veya lehe düzenleme yapılması yoluyla ortaya çıkan yeni hukukî durumun dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacıya “4. madde hükümlerinin ihlâli” nedeniyle 5015 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi ile aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca 67.963,00-TL idarî para cezası verilmiş ise de, denetimden sonra 11/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle yeniden düzenlenen 19. maddede “4. madde hükümlerinin ihlâli” hâlinde idarî para cezası verileceğine ilişkin düzenlemenin yer almadığı, isnat edilen fiil nedeniyle ancak 19. maddenin yedinci fıkrası uyarınca 1.500,00-TL’den 70.000,00-TL’ye kadar idarî para cezası verilebileceği dikkate alındığında, fiil tarihinden sonra oluşan ve davacı açısından lehe olan bu hukukî durum karşısında ve lehe olan kanun hükmünün geriye yürümesi ilkesi çerçevesinde dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi…. İdari Dava Dairesi’nin 14/11/2018 tarih veyolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi…. İdari Dava Dairesi’nin … tarih ve E:… K:…sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesi’ne gönderilmesine, 15/02/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.