Ceza Muhakemesinde Hukuka Aykırı Delillerin İncelenmesi

Ceza yargılamalarında, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması esas olup, bu süreçte çeşitli deliller kullanılır. Ancak her delilin yargı sürecinde kabul edilebilirliği, hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasına bağlıdır. Hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, hem adaletin sağlanması hem de bireysel hakların korunması açısından önemli bir problem teşkil eder. Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümleri ışığında, hukuka aykırı delillerin kullanılamayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu yazıda, hukuka aykırı delillerin ne olduğu, nasıl değerlendirildiği ve yargıtay kararları ile bu konudaki uygulamalara değinilecektir.

Hukuka Aykırı Deliller ve Yasakları

Hukuka aykırı deliller, hukukun genel ilkelerine, mevcut kanunlara ve evrensel hukuk normlarına aykırı olarak elde edilen ispat araçlarıdır. Bu tür deliller, ceza yargılamalarında kullanılamaz. Örneğin, bir kişinin evine yargı kararı olmaksızın yapılan arama sonucu elde edilen deliller hukuka aykırıdır ve yargılama sürecinde değerlendirilemez. Delil yasaklarının iki boyutu bulunur: Delil elde etme ve delilleri değerlendirme yasakları. Anayasa ve CMK’nın ilgili maddeleri, hukuka uygun olmayan yollarla elde edilen delillerin yargı sürecinde kullanılamayacağını net bir şekilde ortaya koyar.

Hukuka Aykırı Delillerin Değerlendirilmesi

Ceza yargılamasında delillerin değerlendirilmesi, yargı mercilerinin önemli bir görevidir. Ancak hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, bu süreçte dikkate alınamaz. Pratik bir örnek olarak, bir kişinin telefon dinlemeleri yasal bir karar olmadan gerçekleştirilmişse, bu dinlemelerden elde edilen bilgiler yargılama sürecinde kullanılamaz. Hukuka aykırı delillerin değerlendirilmesi yasağı, bireylerin hukuki güvenliğini sağlama ve kolluğun hukuka uygun hareket etmesini teşvik etme amacını taşır. Bu yasağın ihlali, adaletin sağlanması ve hukuk devleti ilkesinin korunması açısından ciddi sonuçlar doğurabilir.

Yargıtay Kararları ve Uygulamalar

Yargıtay, hukuka aykırı deliller konusunda önemli kararlar almıştır. Bu kararlarda, hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin yargılama sürecinde kullanılamayacağı vurgulanmıştır. Örneğin, sahte rakı imalatıyla ilgili bir davada, arama işleminin hakim kararı olmaksızın yapılması nedeniyle elde edilen delillerin hukuka aykırı kabul edilmesi ve bu delillere dayanılarak verilen mahkumiyet kararının bozulması gibi. Yargıtay’ın bu ve benzeri kararları, hukuka aykırı delillerin reddedilmesi gerektiğini ve adaletin sağlanması için delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi gerektiğini göstermektedir.

Sonuç: Ceza yargılamalarında, hukuka uygun olmayan yollarla elde edilen delillerin kullanılması, adaletin sağlanması ve bireysel hakların korunması açısından kabul edilemez. Anayasa ve CMK, hukuka aykırı delillerin yargılama sürecinde kullanılamayacağını net bir şekilde belirtmiştir. Yargıtay kararları da bu yönde bir tutum sergileyerek, hukuka aykırı delillerin reddedilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Dolayısıyla, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması sürecinde, delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve değerlendirilmesi esastır.

Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir