📜 Danıştay Karar Künyesi
13. Daire – 2022/2176 – 2024/931 – 27.02.2024
🔎 Karar Özeti
Danıştay, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun belirlediği kaynak bazında destekleme bedelleri ile ilgili düzenlemelerin, elektrik fiyatlarında yaşanan artışlar karşısında arz güvenliğini sağlamak amacıyla hukuka uygun olduğuna karar verdi. Davacı şirketin, yeni düzenlemelerin serbest piyasa şartlarına aykırı olduğu iddiaları reddedildi.
Karar İçeriği
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2176
Karar No : 2024/931
DAVACI : … Mühendislik Enerji Danışmanlık Makina Tasarım İmalat Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : … Kurumu
VEKİLLERİ : Av. …, Av. … Av. …
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : … A.Ş. (…)
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
DAVANIN KONUSU :
1. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (Kurul) 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar”ın,
2. 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 29/03/2022 tarihli, 10888, 10889 ve 10890 sayılı Kurul kararlarının iptali istenilmektedir.
Ayrıca, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 17. maddesinin on birinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davalı idarenin, kendisine verilen yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle dava konusu Kurul kararlarıyla serbest piyasaya müdahalede bulunduğu, dava konusu düzenlemeler öncesinde, serbest piyasa şartlarında yapılan satışlara ilişkin bedeller şirketlerine ödenmekte iken, dava konusu düzenlemeler sonrasında elektrik enerjisi satış bedellerinin, davalı idare tarafından belirlenen azami uzlaştırma fiyatını aşan kısmının, zarar ettiklerinden bahisle ithal kömür, doğalgaz, fuel oil, nafta, LPG, motorin kaynak tipinde üretim yapan işletmecilere ödenmeye başlandığı, dava konusu düzenlemelerle şirketlerinin haklarının elinden alındığı, dava konusu düzenlemelerin hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, dava konusu düzenlemelerle şirketlerinin bir nevi cezalandırıldığı, daha önce yaşanan kuraklık nedeniyle HES üreticileri zarar etmesine rağmen bu tür bir destekleme uygulaması yapılmadığı, azami uzlaştırma fiyatlarının hangi ölçütler dikkate alınmak suretiyle belirlendiğinin ortaya konulamadığı, satış fiyatına müdahale edildiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Usûle ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, birden fazla Kurul kararının iptali istemiyle tek dilekçeyle dava açılamayacağından dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, gün öncesi piyasasında faaliyet göstermek isteyen piyasa katılımcılarının, piyasa işletmecesine teklif sunduğu ve sunulan teklifler neticesinde fiyatların insan müdahalesi olmaksızın ilgili yazılım marifetiyle belirlendiği, belirleme sürecinde, ekonominin temeli olan arz ve talebin kesişmesinin esas alındığı, şebekedeki elektrik enerjisi her ne kadar homojen bir ürün olsa da ikincil bir ürün olması sebebiyle üretilen elektrik enerjisinin maliyeti kaynak bazlı olarak değiştiği, elektriğin ikincil bir ürün olması sebebiyle, enerjinin üretilebilmesi için kullanılması gereken kaynağın var ve yeterli olması gerektiği, söz konusu kaynakların maliyetinin de fiyatı doğrudan etkilediği, son dönemde emtia fiyatlarındaki öngörülemeyen yükselişin elektrik fiyatlarının yükselmesine neden olduğu, elektrik enerjisinin nihaî tüketiciye ulaşana kadar ilave şebeke maliyetleriyle söz konusu enerji maliyetlerinin daha da yükseleceğinin ortada olduğu, elektrik piyasasında referans fiyatın belirlendiği gün öncesi piyasasında arz ve talep eğrilerinin kesiştiği noktada oluşan denge fiyatının “piyasa takas fiyatı (PTF)” olarak isimlendirildiği, bu fiyat alıcı ve satıcı konumundaki piyasa katılımcılarının tekliflerine göre belirlendiğinden arz ve talep için tek bir fiyatın uygulandığı, doğal gaz ve kömür kaynaklı olarak fiyatların yükselmesine rağmen enerji üretimine girdi olan farklı emtia fiyatlarında bu denli bir yükselişin meydana gelmemesi hatta maliyetlerinde bir değişim olmaması sebebiyle doğal gaz ve kömür kaynaklı santraller dışında kalan üretim tesislerinin hiçbir ilave çaba sarf etmeksizin olağanüstü kâr elde etmeye başladıkları, girdi maliyeti düşük olan santraller ile doğal gaz ve kömür kaynaklı santrallerin gelirleri açısından değerlendirildiğinde, maliyeti düşük olanlar daha avantajlı olsa da yaşanan durumun özellikle söz konusu maliyete katlanan tüketiciler ve yüksek maliyetli üretim santralleri açısından adaletli olmayan bir yapı hâline geldiği, bu kapsamda gerek ülkemizde gerekse Avrupa ülkelerinde bir dizi düzenleme yapıldığı, elektrik enerjisinin üretildiği anda tüketilmesi gereken bir ürün olduğu, sürdürülebilir bir sistemin varlığı için farklı üretim karakteristiklerine sahip kaynaklardan enerji üretiminin hayatî öneme sahip olduğu, sadece ihtiyaç kadar değil arıza gibi olası problemlere karşı hazır rezervlerin bulunmasının oldukça önemli olduğu, şebekeye enerji verme kabiliyetlerine göre üretim tesisleri incelendiğinde, baz yük santrallerinin sisteme belli kararlılıkta enerji verebildiği, ani talep değişimlerine hızlı bir şekilde tepki verebildiği, kesikli üretim yapan santrallerinin (RES, GES) şebekeye verdiği enerjinin çevresel koşullara oldukça duyarlı olduğu, bu nedenle sisteme kararlı olarak enerji verebilen santrallerin varlığının sistemin sürdürülebilirliği açısından hayatî öneme sahip olduğu, bu kapsamda her bir kaynağın ve üretim tesisinin kendine göre avantajı ve dezavantajının bulunduğu, bu kapsamda, sürdürülebilir bir sistem için doğal gaz ve kömür gibi yüksek maliyetli santrallerin varlığının önemli olduğu, son dönemde yaşanan ekonomik gelişmeler çerçevesinde, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinde düzenleme yapıldığı, bu kapsamda, üretim maliyetlerinin, piyasada oluşan fiyatlardan yüksek olan santrallerin üretime katkı yapmalarının sağlanarak, arz güvenliğinin güvence altına alınması ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu, Kanun’un vermiş olduğu yetki çerçevesinde, “Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Taslağı” hazırlanarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın görüşünün alınması üzerine 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı Kurul kararının 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak 01/04/2022 tarihinde yürürlüğe girdiği, Usul ve Esaslar kapsamında, serbest piyasa yapısına müdahale edilmediği, yalnızca uzlaştırma işlemlerinde farklı kaynaklara azami uzlaştırma fiyatı uygulandığı, azami uzlaştırma fiyatları belirlenirken ilgili tüm maliyet kalemlerinin dikkate alındığı, maliyet açısından en verimli üretim tesisleri yerine mümkün olduğunca maliyet açısından en verimsiz üretim tesislerinin piyasada faaliyet gösterebilmesini teminen düzenlemeler yapıldığı, söz konusu verilerin aylık bazda ilgili önemli ekonomik göstergelere göre güncellendiği, serbest piyasa koşullarının dikkate alınmadığı iddiasının yerinde olmadığı, YEKDEM kapsamındaki üretim tesislerinin uygulama dışında tutulduğu, destekleme bedelinin, tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla uygulanmakta olduğu, destekleme bedelinin yürürlüğe girdiği tarih olan 01/04/2022 tarihi itibarıyla, üretim maliyeti piyasada oluşan fiyattan yüksek olan üreticilerin sadece 01/05/2022 – 19/05/2022 tarihleri arasında desteklenmesinin gerektiği, bu tarih aralığından sonra destekleme bedelinin tüketicilerin korunması amacıyla kullanıldığı, elektrik üretim maliyetleri açısından birbirine eşit olmayan kaynaklar için tek bir azami uzlaştırma fiyatı belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olacağı, bireysel mali kaygılar nedeniyle kamu yararını gözeten bir düzenlemenin hukuka aykırı olduğunun iddia edilmesinde isabet bulunmadığı, yapılan düzenlemelerle ikili anlaşmalara müdahale edilmediği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun’a aykırı herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, piyasa katılımcılarına ek teminat yükümlülüğünün 6446 sayılı Kanun’da öngörüldüğü, şirketlerin YEKDEM’e dâhil olup olmamasının kendi tercihleri doğrultusunda verecekleri karara bağlı olduğu, bazı şirketlerin YEKDEM’e dâhil olmamasının nedeninin, 2021 yılı Ekim ayından itibaren PTF’deki artış nedeniyle 2022 yılı YEKDEM kapsamında yer alarak mevzuat kapsamında belirlenen fiyatlar üzerinden elektrik satmak yerine, YEKDEM’e dâhil olmayarak birim fiyatların üzerinde sürekli artan fiyatlar ile satış yaparak kârlılıklarını arttırmak olduğu, bu kapsamda dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DAVALI YANINDA
MÜDAHİLİN SAVUNMASI :
Usûle ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığı, birden fazla Kurul kararının iptali istemiyle tek dilekçeyle dava açılamayacağından dilekçenin reddine karar verilmesi gerektiği; esasa ilişkin olarak ise, elektriğin tüketicilere sürekli ve düşük maliyetli sunulması 6446 sayılı Kanun’un amaçları arasında sayıldığı, bu nedenle arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin yüksek fiyat artışlarından korunmasını sağlamak için 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesine onbirinci fıkranın eklendiği, söz konusu kuralın Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’na verdiği yetkiye dayanılarak dava konusu Kurul kararlarının ihdas edildiği, şirketlerinin Usul ve Esaslar’da yer alan düzenlemeleri uygulamakla yükümlü olduğu, Usul ve Esaslar ile amaçlananın arz güvenliğinin sağlanması için maliyeti yüksek üretim tesislerinin desteklenmesi ve elektrik fiyatlarının yükselişinden tüketicilerin korunması olduğu, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ :
Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’İN DÜŞÜNCESİ :
Dava, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (Kurul) 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar” ile 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 29/03/2022 tarihli 10888, 10889 ve 10890 sayılı Kurul kararlarının iptali ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 17. maddesinin 11. fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması istemiyle açılmıştır.
Anayasa’ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esasına geçildi.
4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasında, “Kurum, (…) bu Kanun’da yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanun’a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur.”; 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, “Bu Kanun’un diğer maddeleri ile belirlenen görevlerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki görevleri de yerine getirir: (…) c) Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak.
“; 9. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ise, “Kurum’un hizmet birimleri ile görev ve yetkileri şunlardır: a) Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı: Bu Kanun ve diğer kanunlarla Kurum’a verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikâyetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.” kurallarına yer verilmiştir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanması olduğu belirtilmiş; ”Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi” başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun’un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrasında, ”Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makûl olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebilir. Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir.” kuralı getirilmiştir.
6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin on birinci fıkrasıyla getirilen kanun hükmünün gerekçesinde, “(…) son dönemlerde elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarındaki beklenmeyen yüksek artışlar nedeniyle elektrik enerjisi üretim maliyetleri, dolayısıyla elektrik enerjisi fiyatları yükselmektedir. Uluslararası piyasalarda Temmuz 2020 tarihinden önce 50 dolar/ton civarında olan kömür fiyatları 5 (beş) katın üzerine çıkarak 290 dolar/ton, 02/03/2022 tarihinde ise bir gün içerisinde %41 oranında artışla 410 dolar/ton mertebelerine ulaşmıştır. Benzer şekilde, Temmuz 2020 tarihinden önce 190 dolar/1.000 metreküp civarında olan doğal gaz fiyatları 02/03/2022 tarihi itibarıyla 1.400 dolar/1.000 metreküp civarına ulaşmıştır. Söz konusu fiyatlardaki yükselişler, öncelikle nihaî tüketiciler olmak üzere ülke ekonomisindeki ilgili tüm tarafları maliyet açısından olumsuz etkilemektedir.
Hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal, yerli kömür, ithal kömür ve doğal gaz gibi birbirinden farklı kaynaklar vasıtasıyla aynı miktarda elektrik enerjisi üretilmesi için katlanılan maliyetler birbirinden oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu maliyet farklılıkları birbirine yakın olduğu dönemlerde piyasada sıkıntı oluşturmazken üretim kaynak maliyetleri arasındaki farklarda yaşanan artışlar serbest piyasa fiyatlarında makûlün üstünde artışa neden olmuştur.
6446 sayılı Kanun’un 17. maddesine eklenmesi önerilen düzenlemeyle, yukarıda belirtilen durumların oluşması hâlinde bir taraftan tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmalarının önlenmesi, diğer taraftan ise organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi, böylelikle yeterli elektrik enerjisinin sağlanarak arz güvenliğinin korunması amaçlanmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makûl olmayan artışlar olması hâlinde, söz konusu artışların arz güvenliğini olumsuz etkileyeceğinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Bakanlık) tarafından tespit edilerek Kurum’a bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından, Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde altı ayı geçmemek üzere kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik işlemler tesis edilebilecektir.
Dosyanın incelenmesinden, 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yer alan düzenlemeye dayanılarak hazırlanan Usul ve Esaslar taslağı, Kurum’un 15/03/2022 tarih ve 395501 sayılı yazısıyla Bakanlığa gönderilerek Bakanlığın görüşünün sorulduğu, Bakanlığın 16/03/2022 tarih ve 111348 sayılı yazısıyla, taslağın uygun bulunduğunun bildirilmesi üzerine, Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar, Kurul’un 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, öte yandan, Bakanlığın 29/03/2022 tarih ve 113324 sayılı yazısıyla, elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarındaki artışın arz güvenliğini olumsuz etkileyeceği, bu kapsamda 01/04/2022 tarihinden itibaren başlamak üzere Usul ve Esaslar’ın 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında işlemlerin tesis edilmesinin uygun olduğunun Kurum’a bildirilmesi üzerine, Kurul’un 29/03/2022 tarihli, 10888 ve 10889 sayılı kararlarıyla, Usul ve Esaslar kapsamında hesaplanan kaynak bazında azami uzlaştırma fiyatları ile azami uzlaştırma fiyatlarının güncellemesine yönelik formüller belirlendiği, görülmektedir.
Usul ve Esaslar’ın 1. maddesinde, bu Usul ve Esaslar’ın amacının, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makûl olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması kapsamında destekleme bedelinin ve bu bedelin kullanılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi olduğu belirtilmiştir.
Kaynak tipine göre üretim tesislerinin azami uzlaştırma fiyatının üzerinde elde ettiği gelirin, kaynak maliyetleri yüksek olan üretim tesislerinin desteklenmesi ve tüketicilerin daha uygun fiyatlı enerji tüketimlerinin sağlanması amaçlarıyla aktarılmasına ilişkin düzenlemelerdir. Bununla elektriğin, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması amaçlanmaktadır. Usul ve Esaslar’ın 1. maddesinde kapsam dışı kalan tesisler sayılmış;
a) 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında YEK Destekleme Mekanizmasına dahil olan üretim tesisleri,
b) Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ)’nin portföyünde yer alan üretim tesisleri,
c) EÜAŞ ile doğrudan veya tedarikçi üzerinden dolaylı olarak enerji satış anlaşması yapmış olan üretim tesislerinin anlaşmaya konu satış miktarları,
ç) 08/03/2022 tarihinden önce; vadeli elektrik piyasasında gerçekleşen ve destekleme bedeline konu uygulama süresindeki teslimat dönemlerini içeren satış yönlü net pozisyonlara ilişkin üretim tesisi bazında bildirilen miktarlar, bu Usul ve Esaslar’ın kapsamı dışında tutulmuştur.
YEKDEM, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik ile düzenlenmiş olup yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üretiminin teşvik edilmesi ve YEKDEM’e dâhil olan piyasa katılımcılarına ek ödeme yaparak destek verilmesi amacıyla oluşturulmuştur.
Yukarıda da belirtildiği gibi Usul ve Esaslar’ın 1. maddesinde de, YEKDEM’e dâhil olan üretim tesislerinin Usul ve Esaslar’dan muaf olacağı da düzenlenmiştir. Başvuru şartlarını yerine getiren ve YEKDEM’e dâhil olarak, ilgili yönetmelik kapsamında destekleme ödemelerinden faydalanabilen YEKDEM’e dâhil üreticiler Usul ve Esaslar’dan muaf tutulmuşlardır.
29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı Kurul kararı ile dava konusu Usul ve Esaslar’a Geçici 1. madde eklenerek, ikili anlaşmalar açısından muafiyet düzenlemesi getirilmiştir. Buna göre mevcut ikili anlaşmalar açısından destekleme bedeline konu uygulamada muafiyetin sağlanabilmesi için, piyasa katılımcıları tarafından 7. madde kapsamında talep edilen belge ve beyanların piyasa işletmecisi EPİAŞ’a sunulması gerektiği belirtilmiş, Usul ve Esaslar’ın 7. maddesi 1. fıkrasına göre nihai tüketiciye kadar sabit fiyatlı ikili anlaşma şartlarını taşıdığı beyanı ile dayanak belgelerini adı geçen kuruma sunan piyasa katılımcılarının Usul ve Esaslar’dan muaf oldukları düzenlenmiştir.
Usul ve Esaslar’ın 5. maddesi uyarınca, destekleme bedeli, piyasa takas fiyatının azami uzlaştırma fiyatından yüksek olduğu her bir uzlaştırma dönemi için hesaplanarak ilgili piyasa katılımcısına tahakkuk ettirilmektedir. Hesaplanan toplam destekleme bedeli, piyasa işletmecisi tarafından, arz güvenliğini teminen öncelikle maliyeti yüksek üretim tesisi sahibi piyasa katılımcılarına üretim destekleme tutarı olarak yansıtılmaktadır. Üretim destekleme tutarı, azami uzlaştırma fiyatının, uzlaştırma dönemi bazında “Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar” uyarınca belirlenen azami fiyat limitinden büyük olduğu üretim tesisleri için hesaplanmaktadır. Maliyeti yüksek üretim tesislerinin desteklenmesi sonrasında kalan tutar, görevli tedarik şirketlerinin Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 17. maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç) bentleri kapsamında tanımlanan kategorinin (serbest olmayan tüketicilerin, tedarikçisini seçmemiş serbest tüketicilerin, daha önce tedarikçisini seçmiş olup, tekrar görevli tedarik şirketinden enerji alan serbest tüketicilerin, serbest ve serbest olmayan tüketicilerden Kanun’un 17. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarının desteklenmesi amacıyla belirlenen tarifeler üzerinden enerji temin etmek isteyen tüketicilerin) uzlaştırmaya esas çekiş miktarları oranında ilgili piyasa katılımcılarına yansıtılmaktadır.
Usul ve Esaslar’ın 4. maddesi kapsamında, azami uzlaştırma fiyatı, bu Usul ve Esaslar kapsamında yer alan ve elektrik enerjisinin üretiminde kullanılan kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetler dikkate alınarak Kurul tarafından belirlenmektedir.
29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek, destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak olan azami uzlaştırma fiyatları kaynak tipi dikkate alınmak suretiyle ithal kömür için 2.500,00-TL/MWh, doğalgaz/fuel oil/nafta/lpg/motorin için 2.500,00-TL/MWh ve diğer kaynaklar (HES, RES, JES vb.) için 1.200,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir.
Usul ve Esaslar’ın 4. maddesi uyarınca, elektrik enerjisinin üretiminde kullanılan kaynak türleri için elektrik enerjisi üretimindeki maliyetler dikkate alınarak belirlenen azami uzlaştırma fiyatları, enerji üretimine girdi olan emtia fiyatları ile enflasyon ve döviz kuru parametrelerinden biri veya birden fazlasına ilave olarak Kurul tarafından uygun görülen diğer parametreler dikkate alınarak piyasa işletmecisi olan Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) tarafından aylık olarak güncellenmektedir.
Usul ve Esaslar’da, azami uzlaştırma fiyatlarının belirlenmesi ve bu fiyatların güncellenmesinde dikkate alınacak hususlar belirlenmek suretiyle temel ilkelerin ortaya konulduğu anlaşıldığından, söz konusu düzenlemelerde hukukî belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.
Kurul’un 13/05/2016 tarih ve 6282-2 sayılı kararıyla kabul edilerek 28/05/2016 tarih ve 29275 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gün Öncesi Piyasası Tekliflerinin Yapısı ve Tekliflerin Değerlendirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın 5. maddesi uyarınca, gün öncesi piyasasına katılan piyasa katılımcıları, bir sonraki günün her saati için, saatlik aktif elektrik enerjisi alış-satışına ilişkin saatlik alış-satış tekliflerini, Piyasa Yönetim Sistemi (PYS) aracılığıyla piyasa işletmecisine (EPİAŞ) bildirmektedir. Gün öncesi piyasasına saatlik teklif sunmak üzere kullanılacak olan asgari ve azami fiyat limitleri, Kurul tarafından onaylanarak yürürlüğe giren “Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar” uyarınca belirlenerek PYS aracılığıyla piyasa katılımcılarına duyurulmaktadır. Gün öncesi piyasasına sunulan tüm saatlik alış-satış tekliflerine ilişkin fiyatlar, fiyat limitlerini içerecek şekilde sunulmaktadır.
Kurul’un 29/03/2022 tarih ve 10890 sayılı kararıyla, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın Geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak -dava açma tarihi itibarıyla- ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.500,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir.
Gün öncesi piyasasına sunulan tüm saatlik alış-satış tekliflerine ilişkin fiyatlar, söz konusu asgari ve azami fiyat limitleri dikkate alınarak piyasa katılımcıları tarafından sunulmaktadır. Ayrıca, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar’da, dengeleme güç piyasası kapsamında rekabete aykırı eylem ve işlem içerisinde oldukları Rekabet Kurumu’nca tespit edilen piyasa katılımcıları hakkında tesis edilecek işlemler belirlenmiştir.
Bu kapsamda, davalı idarenin yerine getirdiği regülasyon işlevi göz önüne alındığında, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için gerekli olan düzenlemeleri yapma yetkisi kapsamında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makûl olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması kapsamında destekleme bedelinin belirlenmesine ve bu bedelin kullanılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesine yönelik dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, davacı üretim tesisinin, YEKDEM kapsamında bir tesis olmadığı ve YEKDEM’e dâhil olan tesislere tanınan muafiyetten yararlanmadığı gibi, dava konusu edilen Usul ve Esaslar’ın Geçici 1. maddesi hükmüne göre kaynak bazında destekleme bedelinden muaf olabilmek için EPİAŞ’a başvurusunun bulunmadığı da anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce duruşma için taraflara önceden bildirilen 27/02/2024 tarihinde, davacı ile vekili Av. …’nın gelmediği, davalı idare vekilleri Av. …, Av. … ile davalı idare temsilcisi …’in ve davalı yanında müdahil vekili Av. …’un geldikleri, Danıştay Savcısı’nın hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usûlüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısı’nın düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkimi’nin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Üye …’in, “6446 sayılı Kanun’un ‘Tarifeler ve tüketicilerin desteklenmesi’ başlıklı 17. maddesine 7321 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen (11) numaralı fıkrasında, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makûl olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği öngörülmüştür. Ancak devam eden cümlede ‘Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır.’ denilmek suretiyle söz konusu destekleme bedelinin tüm yükü üretim maliyeti düşük üreticilerin üzerine bırakılmıştır. Ayrıca anılan düzenlemede ‘ve/veya’ ifadesi geçtiği ve Kurul’a tüketiciler hariç yalnızca maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla bedel belirleme yetkisi de verildiği dikkate alındığında, üretim maliyeti düşük üreticiler, yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemek suretiyle bu üretici grubunun piyasada elektrik fiyatları nedeniyle oluşan zararlarını karşılamak zorunda kalacaktır. Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Buna göre Anayasa’nın 48. maddesinde çerçevesi belirlenen teşebbüs hürriyetine sınırlama getiren kanunî düzenlemelerin Anayasa’da öngörülen sınırlama sebebine uygun ve ölçülü olması gerekir. Destekleme bedelinin üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanmasını öngören yasa kuralı ile, düşük maliyetli elektrik üreticileri adeta cezalandırılmış ve yüksek maliyetli üreticileri fonlamak zorunda bırakılmışlardır. Elektrik piyasasının işleyişi sırasında emtia fiyatlarının ya da kaynak fiyatlarının artmasında, düşük maliyetli üreticilerin en küçük bir etkisi olmadığı hâlde fiyat artışının bedeli bu üretici grubuna yüklenmiştir. Düşük maliyetli üreticileri, kendilerinden kaynaklanmayan piyasa olumsuzluklarını üstlenmek zorunda bırakmak, bedel ödetmek eşitlik ilkesine ve ölçülülük ilkesine aykırıdır. Devletin yüksek maliyetli üreticilerin olağanüstü dönemlerde oluşan bu şekildeki kayıplarını, sübvanse ederek, vergi avantajı sağlayarak, benzer mali ve finans yöntemleri kullanmak suretiyle geçici olarak karşılaması mümkün iken, bütün yükü düşük maliyetli üreticilerin üzerine bırakmasını adalet ve hakkaniyet ile izah etmek imkânsızdır. Nitekim, 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin yedinci fıkrasında, ‘Belirli bölgelere veya belirli amaçlara yönelik olarak tüketicilerin desteklenmesi amacıyla sübvansiyon yapılması gerektiğinde, sübvansiyon fiyatlara müdahale edilmeksizin yapılır. Sübvansiyonun tutarı ile usul ve easları Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenir ve ilgili kurumun bütçesinden ödenir.’ kuralı yer almıştır. Buna karşılık, 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yapılan düzenleme ile ekonomik alanda alınması gereken tedbirler açısından Devlet özne olmaktan çıkarılarak mali yükümlülük tamamen yerli kaynağa dayalı üreticilere yüklenmiştir. İthalat nedeniyle üretim maliyeti yüksek olan üreticilerin, maliyetlerini karşılamak için piyasaya teklif ettikleri fiyatı artırmaktan başka bir seçeneği olmadığı düşünüldüğünde, piyasa fiyatlarının artmasında üretim maliyeti yüksek üreticilerin etkisi yadsınamaz bir gerçektir. Piyasa fiyatlarının yükseldiği dönemlerde üretim maliyeti düşük olan üreticilerin, üretim maliyeti yüksek olan üreticilere göre daha fazla kâr elde edeceği söylenebilir. Fakat kârlılığı yüksek diye düşük maliyetli üreticileri yüksek maliyetli üreticilere destekleme bedeli ödemek zorunda bırakmak, bu bedelin ekonomik bir değeri ifade ettiği düşünüldüğünde mülkiyet hakkına orantısız bir müdahaledir. Çünkü elektrik piyasasında kaynak bazında yatırım tercihlerini her teşebbüs serbestçe yapmaktadır. Dolayısıyla her bir üretim tesisi gerek yatırım gerekse üretim açısından birbirinden farklı maliyetler ile işletilmektedir. Hiçbir teşebbüs kendisinin serbestçe yaptığı yatırım tercihinin ve üretiminin ekonomik maliyetini bir başka teşebbüsün üstüne yükleyemez. Her bir teşebbüs yatırım tercihinin ve üretiminin doğurduğu ekonomik maliyetin sonuçlarına kendisi katlanacaktır ya da Devlet piyasa düzeninin bozulmaması için bu maliyetin etkisini azaltan destekleyici tedbirler alacaktır. Ancak, Devletin bir teşebbüsün mali durumundaki bozulmayı önlemek ve azaltmak için alacağı tedbirler, diğer teşebbüslere destekleme bedeli adı altında bir maliyet yüklemek suretiyle olamaz. Bu nedenlerle, 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesine 7321 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen (11) numaralı fıkrada yer alan, ‘Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır.’ kuralının, Anayasa’nın 10, 13, 35, 48 ve 167. maddelerine aykırı olduğu için, iptal edilmesi amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerekir. Ayrıca bir an için üretim maliyeti düşük üreticilerin destekleme bedeli ödemek zorunda bırakılması Anayasa’ya aykırı bulunmaz ise, üretim tesislerinin yatırım maliyetinin geri dönüş süresi göz ardı edilerek, bu maliyetin toplam maliyete olan etkisi hesaplamaya dâhil edilmeyerek yalnızca ‘üretim maliyetlerinin’ temel kıstas belirlenmesi de ölçülülük ilkesine aykırıdır. Anılan düzenlemede, yatırım maliyetinin geri dönüş süresi ve bunun her bir üretici açısından teklif ettikleri fiyata ve piyasa fiyatına olan etkisi tamamen dışlanmıştır. Böyle bir maliyet hesabının piyasa gerçekleriyle bağdaştığını söylemek mümkün değildir. Üretim maliyetleri kıstas alınarak azami uzlaştırma fiyatı belirleneceğinden, üretim maliyeti düşük olan üreticiler, toplam maliyeti üzerinden azami uzlaştırma fiyatı hesaplanmadığı için daha fazla destekleme bedeli ödemek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla anılan (11) numaralı fıkranın birinci cümlesindeki ‘üretim maliyetleri’ ibaresinde geçen ‘üretim’ kelimesi, ölçülülük ilkesini ihlâl ettiğinden Anayasa’ya aykırı olup, iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması gerekir.” yolundaki görüşüne karşılık, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkının, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvence olduğu, mülkiyet hakkından yararlanabilmek için talep edilen nesnenin/alacağın uyuşmazlık tarihinde ilgilinin mal varlığında bulunması veya bulunacağı yönünde meşru bir beklenti olması gerektiği, aksi hâlde mülkiyet hakkı korumasından yararlanılamayacağı, gelecekte elde edileceği iddia edilen bir kazancın kazanılmadığı veya bu kazanca yönelik icrası mümkün bir iddia mevcut olmadığı sürece mülk olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda, 6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin on birinci fıkrası uyarınca, kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi desteklemek amacıyla belirlenen bedelin, hâlihazırda elektrik enerjisi üreticilerinin mal varlığında bulunmadığı ve gelecekte elde edilebilecek bir kazanç niteliğini haiz olduğundan mülk olarak değerlendirilemeyeceğinden mülkiyet hakkına yönelik herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığı, öte yandan, anılan düzenleme kapsamında serbest piyasa yapısına ve elektrik tarifelerine müdahalede bulunulmadığı, Anayasa’nın 167. maddesi kapsamında, Devletin para, kredi, sermaye, mal ve hizmet piyasalarının sağlıklı ve düzenli işlemesini sağlayıcı ve geliştirici tedbirler almaya yetkili olduğu, elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarında yaşanan yükseliş nedeniyle gerek tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmaması gerekse organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin üretime devam etmesi sağlanarak elektrik enerjisinin yeterli, kaliteli, sürekli ve düşük maliyetli olarak tüketicilere ulaşması ve elektrik enerji arz güvenliğinin korunması amacına yönelik düzenlemede Anayasa’ya aykırılık görülmemiştir.
MADDİ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ :
6446 sayılı Kanun’un ”Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi” başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun’un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkranın Kurum’a verdiği yetkiye dayanılarak hazırlanan “Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar (Usul ve Esaslar)” Kurul’un 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilerek 18/03/2022 tarih ve 31782 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kurul’un 29/03/2022 tarih ve 10887 sayılı kararıyla kabul edilerek 30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar’da Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar” ile Usul ve Esaslar’da birtakım değişiklikler yapılmıştır.
30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10888 sayılı Kurul kararıyla, 01/04/2022 tarihinden itibaren 6 (altı) ay süreyle tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme amacıyla destekleme bedeli uygulanmasına karar verilerek destekleme bedelinin belirlenmesinde kullanılacak “azami uzlaştırma fiyatları” kaynak tipi dikkate alınarak belirlenmiştir.
30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10889 sayılı Kurul kararıyla, azami uzlaştırma fiyatının güncellenmesine ilişkin formüller belirlenerek bu formüllerde yer alan ifadelerin tanımlaması yapılmıştır.
30/03/2022 tarih ve 31794 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 29/03/2022 tarih ve 10890 sayılı Kurul kararıyla, Gün Öncesi Piyasasında ve Dengeleme Güç Piyasasında Asgari ve Azami Fiyat Limitlerinin Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar’ın Geçici 1. maddesinin beşinci fıkrasında değişiklik yapılarak ilgili piyasalarda asgari fiyat limitleri 0 TL/MWh, azami fiyat limitleri ise 2.500,00-TL/MWh olarak belirlenmiştir.
08/04/2022 tarih ve 31803 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 07/04/2022 tarih ve 10914 sayılı Kurul kararıyla, 10889 sayılı Kurul kararıyla belirlenen formüllerde geçen bazı ifadelerin tanımlarında değişiklik yapılması üzerine dava konusu Kurul kararlarının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE :
USÛL YÖNÜNDEN:
Davalı idarenin ve davalı yanında müdahilin usûle yönelik itirazları geçerli görülmeyerek esasın incelenmesine geçildi.
ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasında, “Kurum, (…) bu Kanun’da yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanun’a uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumludur.”; 5. maddesinin altıncı fıkrasının (c) bendinde, “Bu Kanun’un diğer maddeleri ile belirlenen görevlerinin yanısıra, Kurul aşağıdaki görevleri de yerine getirir: (…) c) Tüketicilere güvenilir, kaliteli, kesintisiz ve düşük maliyetli elektrik enerjisi hizmeti verilmesini teminen gerekli düzenlemeleri yapmak.
“; 9. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ise, “Kurum’un hizmet birimleri ile görev ve yetkileri şunlardır: a) Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığı: Bu Kanun ve diğer kanunlarla Kurum’a verilen elektrik piyasası ile ilgili düzenleme, rekabet şartlarını oluşturma, tüketici haklarının korunması ile tüketici şikâyetlerinin incelenmesi çalışmalarını yapmak, her türlü lisans, sertifika, izin ve belgelendirmeye ilişkin iş ve işlemleri yürütmek.”
kurallarına yer verilmiştir.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 1. maddesinde, bu Kanun’un amacının, elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanması olduğu belirtilmiş; ”Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi” başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun’un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrasında, ”Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makûl olmayan artışları nedenleriyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebilir. Bu bedel, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılır. Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirlenir.” kuralına yer verilmiştir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME:
Sözlük anlamı ile “düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek” olarak tanımlanan “düzenleme”, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise, sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir.
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. “Kural işlemler” (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemler tesis eden idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallara yer vermiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur.
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun ”Tarifeler ve tüketicinin desteklenmesi” başlıklı 17. maddesine, 08/03/2022 tarih ve 31772 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7381 sayılı Kanun’un 27. maddesinin altıncı fıkrasıyla eklenen on birinci fıkrada, ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtia fiyatlarının ve/veya kaynak maliyetleri arasındaki farkların makûl olmayan artışları nedeniyle, arz güvenliğinin ve/veya tüketicilerin korunması amacıyla elektrik enerjisinin üretim maliyetleri dikkate alınarak, her seferinde altı ayı geçmemek üzere, Kurum tarafından kaynak bazında tüketiciyi ve/veya maliyeti yüksek üretimi destekleme bedeli belirlenebileceği; bu bedelin, üretim maliyeti düşük üreticiden karşılanarak arz güvenliğinin, maliyeti yüksek üretimin ve/veya tüketicilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı; uygulamaya ilişkin usûl ve esasların Bakanlığın uygun görüşü alınarak Kurum tarafından belirleneceği kuralına yer verilmiştir.
Anılan Kanun değişikliğinin gerekçesinde, “(…) son dönemlerde elektrik enerjisi üretiminde girdi olan emtiaların fiyatlarındaki beklenmeyen yüksek artışlar nedeniyle elektrik enerjisi üretim maliyetleri, dolayısıyla elektrik enerjisi fiyatları yükselmektedir. Uluslararası piyasalarda Temmuz 2020 tarihinden önce 50 dolar/ton civarında olan kömür fiyatları 5 (beş) katın üzerine çıkarak 290 dolar/ton, 02/03/2022 tarihinde ise bir gün içerisinde %41 oranında artışla 410 dolar/ton mertebelerine ulaşmıştır. Benzer şekilde, Temmuz 2020 tarihinden önce 190 dolar/1.000 metreküp civarında olan doğal gaz fiyatları 02/03/2022 tarihi itibarıyla 1.400 dolar/1.000 metreküp civarına ulaşmıştır. Söz konusu fiyatlardaki yükselişler, öncelikle nihaî tüketiciler olmak üzere ülke ekonomisindeki ilgili tüm tarafları maliyet açısından olumsuz etkilemektedir.
Hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal, yerli kömür, ithal kömür ve doğal gaz gibi birbirinden farklı kaynaklar vasıtasıyla aynı miktarda elektrik enerjisi üretilmesi için katlanılan maliyetler birbirinden oldukça farklılık gösterebilmektedir. Bu maliyet farklılıkları birbirine yakın olduğu dönemlerde piyasada sıkıntı oluşturmazken üretim kaynak maliyetleri arasındaki farklarda yaşanan artışlar serbest piyasa fiyatlarında makûlün üstünde artışa neden olmuştur.
6446 sayılı Kanun’un 17. maddesine eklenmesi önerilen düzenlemeyle, yukarıda belirtilen durumların oluşması hâlinde bir taraftan tüketicilerin yüksek elektrik fiyatlarına maruz kalmalarının önlenmesi, diğer taraftan ise organize piyasalarda oluşan piyasa fiyatlarının üzerinde maliyetleri olan üretim tesislerinin maliyetlerinin bir kısmı karşılanmak suretiyle söz konusu üretim tesislerinin de üretime devam edebilmelerinin temin edilmesi, böylelikle yeterli elektrik enerjisinin sağlanarak arz güvenliğinin korunması amaçlanmaktadır.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Ulusal veya uluslararası piyasalarda elektrik enerjisi üretimine girdi olan emtia fiyatlarında ve/veya kaynak maliyetlerinde makûl olmayan artışlar olması hâlinde, söz konusu artışların arz güvenliğini olumsuz etkileyeceğinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (Bakanlık) tarafından tespit edilerek Kurum’a bildirildiği ve/veya tüketicileri olumsuz etkileyeceğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda Bakanlığın görüşü alınarak Kurul tarafından, Usul ve Esaslar kapsamında, her seferinde altı ayı geçmemek üzere kaynak bazında destekleme bedeli uygulamasına yönelik işlemler tesis edilebilecektir.
6446 sayılı Kanun’un 17. maddesinin on birinci fıkrasında yer alan düzenlemeye dayanılarak hazırlanan Usul ve Esaslar taslağı, Kurum’un 15/03/2022 tarih ve 395501 sayılı yazısıyla Bakanlığa gönderilerek Bakanlığın görüşü sorulmuştur.
Söz konusu taslağın uygun bulunduğunun Bakanlığın 16/03/2022 tarih ve 111348 sayılı yazısıyla Kurum’a bildirilmesi üzerine, Kurul’un 17/03/2022 tarih ve 10866 sayılı kararıyla kabul edilen Kaynak Bazında Destekleme Bedelinin Belirlenmesine ve Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar, 18/03/2022 tarih ve 31782