📜 Danıştay Karar Künyesi
5. Daire – 2020/1643 – 2021/4053 – 26.11.2021
🔎 Karar Özeti
Davacının, FETÖ ile iltisak gerekçesiyle meslekten çıkarma cezasına ilişkin itirazı, yapılan inceleme sonucunda hukuka aykırı bulunmayarak reddedilmiştir.
Karar İçeriği
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/1643
Karar No : 2021/4053
DAVACI : …
DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : … Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta iken … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu cezanın verilmesine neden olan kararların yargısal faaliyet kapsamında yerine getirdiği görevler nedeniyle verildiği, bu durumun Anayasa ve kanunlara aykırı olduğu, soruşturma açılmasına sebep olan şikayetin yasal süresi içerisinde yapılmadığı, savunma hakkı tanınmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, hakkında herhangi bir şikayet olmadığı halde, kastının bulunup bulunmadığı araştırılmadan, örgüt mensubu olduğu varsayımına dayanılarak soruşturmaya dahil edildiği, aynı soruşturma kapsamında eşitlik ilkesi ihlal edilerek kişiler hakkında farklı kararlar verildiği, davalı idare işlemlerinin gerekçe içermediği, adil yargılanma hakkı ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinin ihlal edildiği ileri sürülerek, meslekten çıkarılmasına ilişkin dava konusu kararların hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin … sayılı esasına kayıtlı dava dosyasının taraflarının ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talep edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının, mevzuatın ve yargı yetki ve görevinin kendisi için çizdiği hukuki sınırların dışına çıkarak ve bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerini yitirerek hukuk dışı nedenlerle gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’UN DÜŞÜNCESİ: Davacı … tarafından; 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin anılan Dairenin … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istenilmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” dava şartları arasında sayılmış, 115. maddesinde ise, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “derdestlik” müessesesi düzenlenmemiş ve Kanunun 31. maddesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış ise de; tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, ikinci davanın esasının derdestlik nedeniyle incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle Danıştay 5. Dairesinin E:2019/1812 esas kaydında açılan dava derdest iken aynı istemleri de içeren bakılmakta olan ikinci davanın açıldığı anlaşılmakta olup; yukarıdaki hükümler uyarınca bu davanın söz konusu istemlere ilişkin kısmının derdestlik nedeniyle incelenmesi olanağı bulunmamaktadır.
Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istemi yönünden ise,
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı” başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde;
“Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, Ankara Cumhuriyet Savcısı iken teknik takip başlatılan 10 kişi hakkında yeterli bilgi belge olmamasına rağmen iletişimin tespiti ve dinleme kararı vermesi eylemi ilgili olarak FETÖ terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik organizasyonun parçası olarak hareket ederek, mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozduğu gerekçesiyle 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca, Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin 20/11/2018 gün ve E:2018/22, K:2018/720 sayılı kararıyla, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu kararın yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun ise, anılan Dairenin 30/04/2019 tarih ve 2019/397 sayılı kararı ile rededildiği , bu karara karşı yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun …. tarih ve E:…, K:…. sayılı kararıyla reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleşmesi üzerine söz konusu kararın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, Davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve … sayılı kararının iptali isteminin Derdeslik nedeniyle İncelenmeksizin Reddine, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali isteminin ise esastan reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 25/11/2021 tarihinde, davacının gelmediği, davalı idare vekili Av. …’ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra, gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2019/1812 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının tarafları ve konusu aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Müşteki E.B. tarafından, suç teşkil edebilecek herhangi bir söz ve eylemi bulunmamasına rağmen silahlı terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle soruşturmaya dâhil edildiği ve iletişiminin teknik araçlarla tespit edilmesine ve fiziki takip kararları verilmesine sebep olunduğu iddiasıyla ilgili Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerden şikâyetçi olunmuştur.
E.B.’nin dahil edildiği söz konusu soruşturma kapsamında İstanbul (TMK’nın 10. maddesi ile görevli) eski Cumhuriyet savcıları ile aynı yer ilgili hâkimleri tarafından “Selam Tevhit Terör Örgütü” kurdukları iddiasıyla içlerinde siyasiler, bakanlar, gazeteciler, iş adamları, sanatçılar, bürokratlar ve sivil toplum yöneticilerinin bulunduğu en az 7 bin kişi hakkında iletişimin tespiti ve teknik takip kararları verilmiştir. Ancak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının … tarih ve K:… sayılı kararı ile müşteki E.B. ile soruşturma dosyasında teknik takibi yapılan yirmi sekiz kişi hakkında; “… söz konusu Selam (Kudüs Ordusu) Terör Örgütü üyesi oldukları, örgüt adına faaliyet yürüttükleri, bu terör örgütünün faaliyetleri doğrultusunda herhangi bir suç işlediklerine dair dosyada somut delil, belge, bilgi bulunmadığı gibi dosyada mevcut bulunan iletişimin tespiti tutanakları, fiziki takip tespit tutanakları ve tüm belgelerden, şahısların yaptıkları telefon görüşmelerinde, lokanta, kafe, kültür merkezi gibi yerlerde yaptıkları toplantılarda, katıldıkları cenaze törenlerinde suç teşkil eden herhangi bir söz ve eylemlerine rastlanmadığı…” gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Bu nedenle, olay tarihinde … (kapatılan CMK 250. madde ile görevli ve yetkili) Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan davacı ile ilgili olarak; ” 26.06.2012 tarihinde, ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen talebe konu on kişilik listedeki şahısların kullanmış oldukları telefonlara ilişkin yapılan soruşturmada suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması gerekçesiyle ilk kez üç ay süre ile 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde … Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimliğinden talepte bulunduğu,… ” iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma neticesinde Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile; “26.06.2012 tarihinde … Nöbetçi Ağır Ceza Hakimliğinden bildirilen 10 kişilik listedeki şahısların kullanmış oldukları telefonlara ilişkin yapılan soruşturmada suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretile delil elde edilmesi imkanının bulunmaması gerekçesiyle ilk kez 3 ay süre ile CMK’nın 135. Maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi için gerekli mahkeme kararının alınmasının talep edildiği, Ankara (Kapatılan CMK 250. madde ile Görevli ve Yetkili) eski Cumhuriyet Savcısı … Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği, hususu ile ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen talep birlikte değerlendirildiğinde, …’in, FETÖ adlı silahlı terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte davrandığı” gerekçesiyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi HSK … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiştir. Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararına karşı yapılan itiraz ise Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiş ve bu kararın iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer taraftan, davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle HSK Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi ise anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi talebiyle açılan dava, Dairemizin 26/11/2021 tarih ve E:2016/13069, K:2021/4055 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Davacının, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, görevi kötüye kullanmak suçundan Yargıtay … Ceza Dairesinin E:… sayılı dosyasında yargılamasının da devam ettiği anlaşılmıştır.
B) İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “… Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. 68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.”; 2. fıkrasında, “Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.”; son fıkrasında ise, “Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir. Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” hükmüne yer verilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın E:… sayılı dosyasında, 26/06/2012 tarihinde, ilk kez teknik takibine başlanılan isimlerin neye göre tespit edildiğine ilişkin olarak herhangi bir tutanak veya belge olmamasına rağmen talebe konu on kişilik listedeki şahısların kullanmış oldukları telefonlara ilişkin yapılan soruşturmada suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkânının bulunmaması gerekçesiyle ilk kez üç ay süre ile 5271 sayılı CMK’nın 135. maddesi gereğince iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilebilmesi yönünde Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Hâkimliğinden talepte bulunan davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun gerçekleştirilmesine ve bu doğrultuda örgüt tarafından kendisine verilen görevin yerine getirilmesine yönelik olduğu tespit edilen eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin … tarih ve E:…, K:… sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine ilişkin anılan Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.