Karar künyesi
- MAHKEME / DAİRE
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi
- ESAS NUMARASI
- 2014/10019
- KARAR NUMARASI
- 2014/32255
- KARAR TARİHİ
- 06.11.2014
Karar incelemesi
Uyuşmazlık ve istem
İlk derece mahkemesi olan Bakırköy 5. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından sanık hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. Sanık tarafından temyiz edilen hüküm hakkında Dairece verilen karar sonrası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Uyuşmazlık, sanığın sarf ettiği sözlerin hakaret suçunun tipik unsurlarını oluşturup oluşturmadığı ve söz konusu beyanların ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemenin gerekçesi
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, hakaret suçunun hukuki niteliğini inceleyerek suçla korunan hukuki değerin sınırlarını değerlendirmiştir. Suçun oluşabilmesi için söylenen ifadelerin somut bir fiil veya olgu isnadı içermesi ya da mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek ağırlıkta sövme fiili niteliğinde bulunması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda sarf edilen sözlerin bu ağırlıkta olmaması sebebiyle hakaret suçunu oluşturmayacağı belirtilmiştir. Aksi bir kabulün ceza hukukuyla korunan hukuki değeri ölçüsüz bir biçimde genişleteceği ifade edilmiştir. Ayrıca ifade özgürlüğünün sadece lehte olan veya zararsız görülen düşünceleri değil, aynı zamanda toplumun veya devletin bir bölümü için rahatsız edici, şok edici veya saldırgan nitelikteki düşünceleri de koruma altına aldığı kaydedilmiştir. Bu evrensel hukuk anlayışı karşısında Daire, kendi önceki kararının usul ve yasaya uygun olduğuna kanaat getirmiştir.
Kararın açıkladığı hukuki ayrım
Karar, hakaret suçu bakımından tipikliğin dar yorumlanması gerektiği ilkesini benimsemektedir. Bir ifadenin hakaret sayılabilmesi için kişiyi küçük düşürücü, onun onur ve saygınlığını rencide edici somut bir fiil/olgu isnadı veya sövme niteliği taşıması şarttır. Kişiler açısından rahatsız edici, şok edici veya saldırgan nitelikte kalan eleştiri ve beyanlar ifade özgürlüğü kapsamında kalmakta ve ceza yaptırımına konu edilememektedir. Bu hukuki ayrım, ceza hukukunun son çare olma özelliğini ve ifade özgürlüğünün evrensel sınırlarını korumayı hedeflemektedir.
Kararın sonucu
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, daha önce vermiş olduğu 24.12.2013 tarihli bozma kararının usul ve yasaya uygun olduğuna karar vermiştir. Bu doğrultuda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Karar uyarınca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Dairemizin 24.12.2013 tarih ve 2012/34727 Esas 2013/33480 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE, 06.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu yayın, 06.11.2014 tarihli kararın kaynak metnine dayanan bir incelemedir. Kararın kesinleştiği veya aynı sonucun başka uyuşmazlıklarda uygulanacağı varsayılmamıştır. Güncel mevzuat ve somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.
