Lisanssız Elektrik Üretiminde Teşviklerin Haksız Şekilde Kaldırılması Hakkında Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

13. Daire – 2022/341 – 2022/5040 – 28.12.2022


🔎 Karar Özeti

Danıştay, lisanssız elektrik üreticilerine yönelik uygulanan %75’lik indirim teşvikinin, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 30/12/2021 tarihli kararları ile haksız bir şekilde kaldırılmasını hukuki güvenlik ve haklı beklenti ilkelerine aykırı bulmuştur.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/341 Karar No : 2022/5040 DAVACI : … Enerji Üretim A.Ş. VEKİLLERİ : Av. …, Av. … DAVALI : … Kurumu VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : 31/12/2021 tarih ve 31706 6. Mükerrer sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 30/12/2021 tarih ve 10699 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının, Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar’ın 16. maddesinin 5. fıkrasının (c) bendinde değişiklik yapan kısmı ve 30/12/2021 tarih ve 10700 sayılı Kurul kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Lisanssız elektrik üretiminin sürdürülebilirliği için sağlanan dağıtım bedeli üzerinden hesaplanan %75 indirim oranının kaldırılmasının kazanılmış hakkın ihlâli niteliğinde olduğu, 31/12/2017 tarihinden önce işletmeye giren tesisler için %572, bu tarihten sonra işletmeye giren tesisler için ise %43 oranında dağıtım bedellerinde artış yapıldığı, söz konusu indirim oranının hukukî güvenilirliği de etkileyecek ve önceden öngörülemeyecek bir şekilde yürürlükten kaldırılmasının elektrik arz güvenliğine ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretiminin desteklenmesine ilişkin genel anlayışa aykırılık teşkil ettiği, kazanılmış hak olan dağıtım bedeli üzerinden hesaplanan indirim oranı geri alınmak suretiyle hem hukukî güvenlik ilkesinin hem de idarî istikrar ilkesinin zedelendiği, dağıtım tarifesinde yapılan değişikliğin ancak değişiklik tarihinden sonra işletmeye giren tesisleri kapsaması gerektiği, kamu yararının gözetildiğinden bahisle lisanssız üreticiler aleyhine düzenleme yapıldığı ileri sürülmüştür. DAVALININ SAVUNMASI : Öncelikle, usule ilişkin olarak, davanın süresinde açılmadığının tespiti hâlinde süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür. Esasa ilişkin olarak ise, 01/01/2017 tarihine kadar olan tarife düzenlemelerinde dağıtım sistemine bağlı üreticiler için lisanslı veya lisanssız ayrımına gidilmediği, ancak 2016 yılının sonunda 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamına giren tesislerin kendilerine kanunen tanınan muafiyet sınırlarını aştığının görüldüğü, bu nedenle söz konusu üreticiler için dağıtım bedelinin 2017 yılından itibaren farklı seviyede uygulanmasına karar verildiği, 2021 yılının sonuna kadar devam eden süreçte, lisanssız üreticileri, lisanslı üreticilerden ayıran farklılıklar ve bu farklılıkların dağıtım sistemi üzerindeki etkilerinin takip edildiği, lisanssız üreticilerin, lisanslı üreticilerden farklı olarak dağıtım şebekesinde neden oldukları durumlar ve kendileri tarafından karşılanmayan etkiler göz önünde bulundurularak tüm lisanssız üreticiler için kendi aralarında herhangi bir ayrıma mahal vermeyecek şekilde dağıtım bedeli farklılaştırılmasına gidildiği, 7257 sayılı Kanun değişikliğiyle birlikte, bağlantı anlaşmasındaki sözleşme gücü ile sınırlı olmak kaydıyla yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin de lisanssız olarak kurulmalarına imkân tanındığı, yeni kurulacak bu tesisler için uygulanacak dağıtım tarifesinin belirlenmesine ihtiyaç duyulduğu, tarife belirleme çalışmaları kapsamında söz konusu tesisler ile hâlihazırda faaliyet gösteren lisanssız üretim tesislerinin de piyasadaki durumu, 2017 yılından bu yana lisanssız üretim kapasitesi ve toplam üretim miktarı ile ihtiyaç fazlası üretim miktarındaki gelişimin dikkate alındığı, tüm lisanssız üretim tesislerinin bir kullanıcı grubunda yer alması gerektiğinin değerlendirildiği, bu tesislerin iletim sistemine veya dağıtım sistemine bağlı olmaları ve aynı zamanda tüketim tesisleri ile aynı veya tüketim tesislerinden farklı ölçüm noktalarında kurulu olmaları durumuna göre tarifelerin belirlendiği, esasen bir tüketim tesisinin ihtiyacını karşılamak üzere kurulan, temel olarak tüketimleri için üretim yapan tüketici niteliğinde olan, ancak kendisine tanınan muafiyet sınırını ölçüsüzce aşan bir şekilde ve kurulum amacından uzak bir biçimde faaliyet gösteren lisanssız üretim tesislerinin niteliklerine uygun şekilde bir dağıtım tarife metodolojisinin geliştirildiği, dava konusu düzenleme çerçevesinde lisanssız üretim tesisleri için de bir artış yapılmasının piyasa şartlarına göre takdir edildiği ve piyasada belli taraflar arasında menfaat dengesinin gözetildiği, lisanssız üreticilerin ilgili mevzuat gereği tüketimleri için üretim yapan tüketici niteliğinde oldukları ve bu amacın dışına çıkılması hâlinde sebep oldukları maliyete katlanmaları gerektiği tespitinden yola çıkılarak tarife değişikliğinin yapıldığı, tarifelerin ilgililer bakımından kazanılmış bir hak veya haklı beklenti oluşturmadığı, zira tarife sisteminde temel kurgunun piyasa katılımcıları arasındaki dengenin sağlanması olduğu, bu dengenin değişen şartlara göre yeniden tesis edilmesinde veya uyarlanmasında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (Kurum) yetkisinin bulunduğu, YEKDEM’in dağıtım tarifelerinin ne şekilde düzenleneceğine ilişkin herhangi bir ölçüt getirmediği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu 30/12/2021 tarih ve 10699 sayılı Kurul kararının, Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar’ın 16. maddesinin 5. fıkrasının (c) bendinde değişiklik yapan kısmı yönünden davanın reddi; 10700 sayılı Kurul kararının iptali gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …’NIN DÜŞÜNCESİ: Dava; 31.12.2021 tarih ve 31706 6. Mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 30.12.2021 tarih ve 10699 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının, Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usül ve Esasların 16. maddesinin 5. fıkrasının (c) bendinde değişiklik yapan kısmının ve 30.12.2021 tarih ve 10700 sayılı Kurul Kararının iptali istemiyle açılmıştır. 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 4. maddesinde, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun, bu Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten sorumlu olduğu kurala bağlanmış, 5. maddesinde de; “…İletim, dağıtım, toptan satış ve perakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmek” Kurul’un yetkileri arasında sayılmıştır. 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, üretim faaliyetinin, lisans almak şartıyla yürütülebilecek elektrik piyasası faaliyetlerinden biri olduğu; 14. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, kurulu gücü âzâmî bir megavatlık yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisinin lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğünden muaf faaliyet kapsamında olduğu; üçüncü fıkrasında, lisans alma yükümlülüğünden muaf olan yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten kişilerin ihtiyacının üzerinde ürettiği elektrik enerjisinin sisteme verilmesi hâlinde elektrik enerjisinin son kaynak tedarik şirketince, 10/05/2005 tarih ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan alınacağı; dördüncü fıkrasında, bu kişilerin sisteme bağlanmasına ilişkin teknik usûl ve esaslar ile satışa, başvuru yapılmasına ve denetim yapılmasına ilişkin usûl ve esasların Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır. 4628 ve 6446 sayılı Kanunlara dayanılarak hazırlanan Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin 9. maddesinin birinci fıkrasında, “Dağıtım tarifesi; elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan kullanıcılara eşit, taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller ile tarifenin uygulanmasına ilişkin hüküm ve şartlardan oluşur.”, ikinci fıkrasında, “Dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller; ilgili dağıtım şirketi için belirlenen verimlilik hedefine ulaşılması ölçüsünde, dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamında gerekli olan yatırım harcamaları ile yatırım harcamalarına ilişkin mâkûl bir getiri, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme-bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti ve iletim tarifesi kapsamında ödenen tutarlar gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetler dikkate alınarak belirlenir.”; dördüncü fıkrasında, “Dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin belirlenmesi, teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usûl ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan tebliğ ile düzenlenir.”; beşinci fıkrasında, “Dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller; bağlantı durumu, tüketim miktarı ve kullanım amacı gibi ölçütler esas alınarak farklı seviyelerde belirlenebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir. Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği’nin 1. maddesinde, bu Yönetmeliğin amacının, elektrik piyasasında, tüketicilerin elektrik ihtiyaçlarını tüketim noktasına en yakın kendi üretim tesisinden karşılaması, arz güvenliğinin sağlanmasında küçük ölçekli üretim tesislerinin ülke ekonomisine kazandırılması ve küçük ölçekli üretim kaynaklarının etkin kullanımının sağlanması ile elektrik şebekesinde meydana gelen kayıp miktarlarının düşürülmesi amacıyla lisans alma ve şirket kurma yükümlülüğü olmaksızın, elektrik enerjisi üretebilecek, gerçek veya tüzel kişilere uygulanacak usûl ve esasların belirlenmesi olduğu; 23. maddesinin birinci fıkrasında, lisanssız üretim yapan gerçek ve tüzel kişilerin kendi ihtiyaçlarını karşılamak için üretim yapmalarının esas olduğu; 34. maddesinin üçüncü fıkrasında, bu Yönetmelik kapsamındaki üretim tesislerinde üretilen elektrik enerjisinin, bu Yönetmelikte belirtilen istisnalar dışında ticarete konu edilemeyeceği; 36. maddesinin üçüncü fıkrasında, bu Yönetmelik kapsamında üretim yapan gerçek ve tüzel kişilerin, Kurul Kararı ile belirlenen sistem kullanım bedellerini ödemekle yükümlü olduğu, lisanssız üretim tesisi sahibi kişilerce sistem kullanım bedellerinin faturada belirlenen son tarihe kadar ödenmemesi halinde herhangi bir bildirime gerek kalmaksızın ilgili şebeke işletmecisi tarafından üretim tesisinin, durumu uygun hale getirilinceye kadar şebekeden ayrılacağı ve ayrılma gerekçesinin üretim tesisi sahibi kişiye üç iş günü içinde yazılı olarak bildirileceği kurala bağlanmıştır. 5346 sayılı Kanunun “Lisanssız elektrik üretim faaliyeti” başlıklı 6/A maddesinde (Başlığı ile birlikte değişik: 25/11/2020-7257/14 md.); “Kendi tüketim ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten lisanssız elektrik üretim faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişiler, ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisini iletim veya dağıtım sistemine vermeleri halinde I sayılı Cetveldeki fiyatlardan on yıl süre ile faydalanabilir. Bu kapsamda iletim veya dağıtım sistemine verilen elektrik enerjisinin görevli tedarik şirketi tarafından satın alınması zorunludur. İlgili şirketlerin bu madde gereğince satın aldıkları elektrik enerjisi, ilgili görevli tedarik şirketi tarafından YEK Destekleme Mekanizması kapsamında üretilmiş ve sisteme verilmiş kabul edilir.” kuralı yer almaktadır. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 29/12/2016 günlü ve 6838 sayılı Kararının (c) bendinde; Elektrik Piyasası Kanununun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki lisanssız üreticiler için sadece tek terimli dağıtım tarifesinin uygulanmasına ve 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler için 10/05/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca söz konusu tarife üzerinden %75 oranında indirim uygulanmasına karar verildiği, Kurul’un 11/05/2017 günlü ve 7070 sayılı kararıyla; “…c) 31/12/2015 tarihli ve 29579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar’ın 16 ncı maddesinin ikinci fıkrasının; (2) 21 inci maddede belirtilen bağlantı durumlarına göre, dağıtım sistemi kullanıcısı üreticilere üretim faaliyetleri için dağıtım bedeli, güç bedeli ve gerekmesi halinde güç aşım bedelinin yanı sıra bu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen koşullar çerçevesinde reaktif enerji bedeli de uygulanır. Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller, üretim tesislerinin sistem üzerinde oluşturdukları ek maliyetler dikkate alınarak farklılaştırılabilir. Söz konusu lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller, 31/12/2017 tarihinden önce ilgili şebeke işletmecisinden geçici kabule hazır tutanağı alan tesisler için geçici kabulün bu tutanağa istinaden yapılması halinde 10/5/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına ilişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca Kurul tarafından belirlenecek oranda indirimli uygulanır.” şeklinde; d) 29/12/2016 tarihli ve 6838 sayılı Kurul Kararı’nın (c) maddesinin de; Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki lisanssız üreticiler için sadece tek terimli dağıtım tarifesinin uygulanmasına ve 31/12/2017 tarihinden önce ilgili şebeke işletmecisinden gecici kabule hazır tutanağı alan tesisler için geçici kabulün bu tutanağa istinaden yapılması halinde 10/05/2005 tarihli ve 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına ilişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca söz konusu tarife üzerinden %75 oranında indirim uygulanmasına” şeklinde değiştirilmesine karar verildiği, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun dava konusu 30.12.2021 günlü, 10699 sayılı kararı ile; Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esasların’ın kabul edilerek Resmi Gazete’de yayımlanmasına karar verilerek, Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların 16 ncı maddesinin değiştirildiği, buna göre söz konusu 16’ncı maddede; “(1) Dağıtım sistemine bağlı lisanslı üretim tesisleri veriş yönünde tercih etmeleri halinde çift terimli veya tek terimli tarifeden birini seçebilir. (2) 21 inci maddede belirtilen bağlantı durumlarına göre, dağıtım sistemi kullanıcısı üreticilere üretim faaliyetleri için dağıtım bedeli, güç bedeli ve gerekmesi halinde güç aşım bedelinin yanı sıra bu maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen koşullar çerçevesinde reaktif enerji bedeli de uygulanır. 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 14 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedeller, üretim tesislerinin sistem üzerinde oluşturdukları ek maliyetler dikkate alınarak farklılaştırılabilir. (3) Dağıtım sistemine bağlı tüm üreticiler sisteme enerji verirken aynı zamanda reaktif enerji vermesi durumunda bu reaktif enerji faturalamada dikkate alınmaz. (4) Üreticiler sisteme aktif enerji verirken aynı zamanda sistemden reaktif enerji çekiyorsa (kapasitif reaktif) reaktif enerji tarifesi uygulanır. (5) 6446 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında; …… c) Dağıtım seviyesinde kurulan lisanssız elektrik üretim tesislerinin ilişkili tüketim tesislerinin farklı ölçüm noktasında iletim sistemine bağlı olması halinde üretim tesisinden sisteme verilen enerji miktarının tamamı için lisanssız üreticiler ilişkin tek terimli dağıtım tarifesi uygulanır. ” düzenlemelerinin yer aldığı, Kurul’un yine dava konusu edilen 30.12.2021 günlü ve 10700 sayılı Kararında da; 29/12/2016 tarihli ve 6838 sayılı Kurul Kararı’nın (c) maddesinin 01/01/2022 tarihli itibariyle yürürlükten kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Dosyanın incelenmesinden; 5999-3 sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usûl ve Esaslar’ın 16. maddesinde, 26/12/2016 tarih ve 6808 sayılı Kurul kararıyla yapılan değişiklikle, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 14. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamındaki lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin, üretim tesislerinin sistem üzerinde oluşturdukları ek maliyetler dikkate alınarak farklılaştırılabileceğinin ve 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler için lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca Kurul tarafından belirlenecek oranda indirimli uygulanacağının belirtildiği, bunun üzerine, 01/01/2017-31/03/2017 tarihleri arasında uygulanacak çeyrek dönem tarife tablolarının belirlendiği 29/12/2016 tarih ve 6838 sayılı Kurul kararında, tek terimli tarife sınıfına tâbi üreticiler için veriş yönünde dağıtım bedeli, 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan lisanssız üretim tesisleri için dağıtım bedeli ve 31/12/2017 tarihinden sonra geçici kabul alan lisanssız üretim tesisleri için dağıtım bedeli şeklinde farklılaştırmaya gidildiği ve 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan lisanssız üretim tesisleri için dağıtım bedelinin 5346 sayılı Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca söz konusu tarife üzerinden %75 oranında indirimli uygulanmasına karar verildiği, ardından, 11/05/2017 tarih ve 7070 sayılı Kurul kararıyla, 5999-3 sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usûl ve Esaslar’ın 16. maddesinde yapılan değişiklikle, 31/12/2017 tarihinden önce ilgili şebeke işletmecisinden geçici kabule hazır tutanağı alan tesisler için geçici kabulün bu tutanağa istinaden yapılması hâlinde lisanssız üreticilere uygulanan dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin indirimli uygulanacağının düzenlendiği, daha sonra, 01/01/2022 tarihinde yürürlüğe giren 10699 ve 10700 sayılı Kurul kararlarıyla, 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler ve/veya ilgili şebeke işletmecisinden geçici kabule hazır tutanağı alan tesisler için geçici kabulün bu tutanağa istinaden yapılması hâlinde uygulanan dağıtım bedeli indiriminin kaldırıldığı, bunun üzerine de, 10699 sayılı Kurul kararının, Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esaslar’ın 16. maddesinin 5. fıkrasının (c) bendinde değişiklik yapan kısmının ve 10700 sayılı Kurul kararının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından; lisanssız elektrik üretiminin sürdürülebilirliği için sağlanan %75’lik indirim teşvikinin ortadan kaldırılmasının şirketleri açısından kazanılmış hak ihlali oluşturduğu, lisanssız elektrik üretiminin; kişilerin kendi elektrik ihtiyaçlarını karşılaması, ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin sisteme verilerek küçük ölçekli üretim tesislerinin ekonomiye kazandırılması, enerji maliyetlerinin ekonomi üzerindeki yükünün hafifletilmesi, çevrenin korunması gibi pek çok amacının bulunduğu, bu nedenle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisleri için teşvik ve muafiyetlerin öngörüldüğü, şirketlerinin de tüm yatırım ve borçlanmalarını Kurul’un 6838 sayılı kararına istinaden planladığı, buna bağlı olarak kredi aldığı, tüm ödeme ve alımlarını bu indirimi dikkate alarak gerçekleştirdiği, 31.12.2021 tarihine kadar indirimli tarifeden yararlanılırken, bu tarihten sonra gerçekleşen artışın fahiş tutarda olup, makul ve öngörülebilir nitelikte olmadığı iddialarıyla dava açılırken, davalı idare tarafından da; dağıtım şirketleri için yapılan gelir düzenlemesi neticesinde onaylanan gelir tavanlarının, elektriğin dağıtım sisteminden naklinden yararlanan gerçek ve tüzel kişilere uygulanacak bedeller yoluyla elde edildiği, 6446 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren tesislerin sayısının ve bu üretim tesislerinde üretilen enerji miktarı ile, ilişkili tüketim tesislerinde tüketilen enerji miktarı arasındaki orantısızlığın anılan üretim tesislerinin kendilerine kanunen tanınan muafiyet sınırlarını aştığını gösterdiği ve bu muafiyet sınırını aşan şekilde, sanki bir ticari faaliyet yürütür gibi davranan tesislerce dağıtım sistemine verilen enerjiye uygulanacak dağıtım bedelinin yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu, 6446 sayılı Kanun’un 14 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren, lisansız üretim kapasitesi ve üretimler içerisinde çok yüksek bir paya sahip olan tesislerin bir grup olarak dikkate alınması suretiyle, bu grup için dağıtım bedelinin 2017 yılından itibaren farklı seviyede uygulanmasına karar verildiği, bu belirlemede söz konusu tesislerin halihazırda bir grup olarak dikkate alınan orta gerilimden dağıtım sistemine bağlı tek terimli ticarethane aboneleri ile benzer profile sahip olduklarının değerlendirilerek, aynı tarifeye tabi olmalarının sağlandığı, 2021 yılının sonuna kadar devam eden süreçte ise, lisansız üreticileri, geleneksel olarak üretim yapan lisanslı üreticilerden ayıran farklılıkların dağıtım sistemi üzerindeki etkilerinin takip edilerek, lisanssız üreticilerin, dağıtım şebekesinde neden oldukları durum ve etkilerinin gözetilerek, bu kez tüm lisanssız üreticiler için, kendi içlerinde herhangi bir ayrıma mahal vermeyecek şekilde dağıtım bedeli farklılaştırılmasına gidildiği, lisanssız elektirik üretimine ilişkin düzenlemelerin, lisanssız üretim tesislerinin faaliyet sınırlarını, kurulum amaçlarını ve piyasadaki rollerini tanımladığı, lisanssız elektrik üretimine dair kurgunun, tüketimi karşılamak üzerine üretim yapmak çerçevesinde olduğu, bu düzenlemeler kapsamında lisansız üretim tesislerinin, başlı başına bir üretim tesisi olmaktan ziyade, bir tüketim tesisi ile ekonomik ve fonksiyonel bir ilişki içinde olan ve tüketim tesislerinden ayrı düşünülemeyen tesisler oldukları, davacı tarafından her ne kadar, lisanssız üretim tesislerinin dağıtım bedellerinde fahiş bir artış yaşandığı iddia edilmekte ise de, burada bir artıştan ziyade, daha önce gerçek şebeke maliyetlerine aykırı olarak yapılan indirim sonucu, önceki bedellerin gereğinden fazla düşük olmasının söz konusu olduğu, lisanssız üreticilerin veriş yönlü dağıtım tarifesinin, 10708 sayılı Kurul kararı ile, 28,2765 kr/kWh olarak onaylanmış olmakla birlikte, söz konusu dağıtım bedeli uygulamasından aşırı derecede etkilenen tesislerinin bu durumunun sebebinin, mevzuat hükümleri ile bağdaşmayan faaliyetleri olduğu, amacına uygun faaliyet gösteren lisanssız üretim tesislerinin bu derece etkilenmeyecekleri, YEKDEM veya bu mekanizmayı düzenleyen kanun hükümlerinde, dağıtım tarifelerinin ne şekilde düzenleneceğine dair bir kriter yer almadığı, 5346 sayılı Kanunda, lisanssız elektrik üreticileri için tarifeler bakımından bir muafiyet de öngörülmediği, dava konusu düzenlemelerin 5346, 4628 ve 6446 sayılı Kanunlara uygun olduğu savunulmuştur. Sözlük anlamı ile “düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek” olarak tanımlanan “düzenleme”, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren bir içeriğe sahiptir. İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. “Kural işlemler” (ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler), üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idarî işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemler tesis eden idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla, belirtilen nitelikte kurallara yer vermiş olması gerekmekte olup, bu genel düzenlemelerin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi zorunludur. Tarifeler de, bir düzenleyici işlem olup davalı idarenin onayına tâbidir. Nitekim, 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 5. maddesinde, ilgili lisans hükümleri uyarınca hazırlanacak olan; Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.’nin toptan satış fiyat tarifesini, iletim tarifesini, dağıtım tarifeleri ile perakende satış tarifelerini incelemek ve onaylamak; iletim, dağıtım, toptan satış ve perakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmek Kurul’un yetkileri arasında sayılmıştır. Tarife türleri, 6446 sayılı Kanun’da düzenlenmekle birlikte, her bir tarife türü ikincil mevzuat çerçevesinde onaylanarak uygulanacak hâle gelmektedir. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, tüzel kişilerin yetkili oldukları faaliyetleri ve bu faaliyetlerden kaynaklanan hak ve yükümlülüklerini tanımlayan Kurul onaylı lisansların verilmesinden, işletme hakkı devri kapsamındaki mevcut sözleşmelerin bu Kanun hükümlerine göre düzenlenmesinden, piyasa performansının izlenmesinden, performans standartlarının ve dağıtım ve müşteri hizmetleri yönetmeliklerinin oluşturulmasından, tadilinden ve uygulattırılmasından, denetlenmesinden, Kanunda yer alan fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten, piyasa ihtiyaçlarını dikkate alarak serbest olmayan tüketicilere yapılan elektrik satışında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etmekten ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulamaktan ve bunların denetlenmesinden ve piyasada bu Kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlamaktan sorumlu olan bir Kurumdur. Kurum, bu Kanundan kaynaklanan görevlerini yerine getirirken yetkilerini Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu vasıtasıyla kullanır. Düzenleyici ve denetleyici kuruluşların düzenleme yapma ve mevcut düzenlemelerde değişiklik yapma yetkisinin, düzenlemeye tabi sektörün dinamik ve teknik yapısı gereği daha kapsamlı olduğu konusunda tereddüt bulunmamakta ve davalı Kurumun da, iletim, dağıtım, toptan satış ve perakende satış için yapılacak fiyatlandırmaların ana esaslarını tespit etmek ve gerektiğinde ilgili lisans hükümleri doğrultusunda revize etmek görev ve yetkisinin bulunduğunda tartışma bulunmamakta ise de, bu kuruluşların aynı zamanda, düzenleme, denetleme ve kural koyma fonksiyonlarını yerine getirirken, Anayasal bakımdan güçlü bağlarla hukuki zemine dayanarak hareket etmesi, düzenleyici işlem tesis etmek suretiyle tasarrufta bulunma yetkisini mutlak, sınırsız ve keyfiyete yol açacak şekilde kullanmaması, mevcut kurallarda değişiklik yaparken de hukuki güvenlik ve haklı beklenti ilkelerini gözetmesi gerekmektedir. Aksi halde, idarenin keyfi karar ve uygulamalarına yol açılacağı açıktır. Enerji piyasasını, belirli parametreler ve planlar dahilinde regüle etmekle görevli ve yetkili bulunan davalı Kurum tarafından; yenilenebilir enerji sektörüne duyulan ihtiyaç ve bu sektörün gelişmesinin enerjide dışa bağımlılığı azaltacağından hareketle, 29/12/2016 günlü ve 6838 sayılı Kurul Kararı ile; 30/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan lisanssız üreticiler için, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanunda belirtilen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca, tek terimli dağıtım tarifesi üzerinden %75 oranında indirim uygulanmasına karar verilmiştir. 5346 sayılı Kanun’un 6/A maddesine göre de; kendi tüketim ihtilacını karşılamaya yönelik olarak, yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten, lisanssız faaliyette bulunan kişiler, ihtiyaçlarının üzerinde ürettikleri elektrik enerjisini iletim veya dağıtım sistemine verdiklerinde 1 sayılı cetveldeki fiyatlardan 10 yıl süre ile faydalanabileceklerdir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına duyulan ihtiyaç ve enerjinin bu kaynaklardan sağlanmasının önemi gibi kaygılarla, lisanssız elektrik üretimini destekleyici ve teşvik edici düzenlemeler yapan davalı idare tarafından bilahare, “lisanssız elektrik üretim tesislerinin, kendilerine kanunen tanınan muafiyet sınırını aşan şekilde, ticari bir faaliyet yürütür gibi davrandıklarından bahisle, bu tesislerin dağıtım sistemine verdikleri enerjiye uygulanacak dağıtım bedelinin yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu,” gerekçesi ile, 30/12/2021 tarihinde, 6808,6838 ve 7070 sayılı Kurul Kararlarında atıf yapılan 10 yıllık süre henüz dolmamışken, 10699 sayılı Kurul kararı ile Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerini Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların 16. maddesi değiştirilmiş, dava konusu 10700 sayılı Kurul Kararı ile de 29/12/2016 tarihli ve 6838 sayılı Kurul Kararının, %75 oranında indirim içeren (c) maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Uyuşmazlık, dağıtım bedelinin YEKDEM süresince indirimli oran üzerinden ödeneceğine ilişkin 6808 ve 6838 sayılı Kurul kararları dolayısıyla, bu süre dolmadan 10699 ve 10700 sayılı Kurul kararları ile dağıtım bedelindeki indiriminin kaldırıp kaldırılamayacağı hususuna ilişkindir. Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuki güvenliği sağlayan, hukuk kurallarıyla kendini bağlı sayan ve yargı denetimine açık olan devlettir. Hukuk devleti ilkesinin belki de en önemli unsurlarından biri, hukuk güvenliği ilkesine sahip olmasıdır. Başka bir söylemle, “güvenin korunması ilkesi” gereği, ilgilinin hukuki durumunun süreceğine olan güveni dolayısıyla hayal kırıklığına uğratılmaması gerekir. Güvenin korunması, her zaman mevcut hukuki durumun gözetilmesi anlamında olmasa da, her düzenleme değişikliğinde idarenin göz önünde bulundurması gereken bir konudur. Hukuk güvenliği, Hukuk Devleti’nin önemli bir unsurudur ve sadece hukuk düzeninin değil, aynı zamanda belirli sınırlar içinde, bütün Devlet davranışlarının, az çok, önceden öngörülebilir olması anlamına gelir. Hukuki güvenlik sadece bireylerin devlet faaliyetlerine duyduğu güven değil, aynı zamanda yürürlükteki mevzuatın süreceğine duyulan güveni de içermektedir. Bu aşamada özellikle haklı beklenti içinde olan öznelerin de korunması gerekliliği gündeme gelmektedir. Gerek yargı kararları, gerek öğretideki ortak tanımlamalara göre “haklı beklenti” kavramı; idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulamasına güvenerek olsun, bireylerin çıkarlarına veya lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri hali olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda, idare yeni düzenlemeler yaparken, yeni düzenlemenin hukuki istikrarı bozmamasına, hakların kullanımını zorlaştırmamasına ve doğmuş olan hakların hiçe sayılması anlamına gelecek şekilde tasarlanmamasına dikkat etmelidir. (İdari İşlemlerde Haklı Beklenti Kavramı ve Uygulaması- Dr. Suat Çalışkan) Öte yandan, hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki belirlilik ilkesi uyarınca, kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Kanunda bulunması gereken bu nitelikler hukuki güvenliğin sağlanması bakamından da zorunludur. Zira bu ilke, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (AYM.E:2015/41, K:2017/98) Kanunlara veya ilgili düzenlemelere güvenerek yaşamlarına yön veren, hukuki iş ve işlemlere girişen gerçek veya tüzel kişilerin, bu düzenlemelerin uygulanmasına devam edileceği yolunda oluşan beklentisinin mümkün olduğunca korunması gerekir. Bu şekildeki bir uygulama hukuki güvenlik ilkesinin gereği olarak karşımıza çıkmaktadır. Güvenin korunmasının, mevcut bir hukuki durumun dokunulmazlığı anlamında da değerlendirilmemesi gerekir. Aksi halde, dinamik toplum yapısının sabit düzenlemelerle statik, durağan hâle getirilmesine yol açılabilecektir. Bu noktada, haklı beklentinin hukuki açıdan korunması için bazı şartların oluşması aranmaktadır. Haklı beklentinin korunabilmesi için, beklentinin haklı (meşru) beklenti seviyesine ulaşmış olması, idarece bireyin lehine olan düzenlemede öngörülemez bir değişiklik yapılmış olması, bu öngörülemez değişikliğin objektif olarak beklentiyi sonuçsuz bırakması ve ayrıca, beklentinin korunmasına engel teşkil eden bir kamu yararının da bulunmaması gerekmektedir. Kişi yararıyla kamu yararının karşı karşıya geldiği hallerde, ancak önemli bir kamu yararının bulunmadığı durumlarda haklı beklentinin korunması kabul edilebilmektedir. Bunun dışındaki bir uygulamanın, yasa koyucunun kamu yararını gerçekleştirmek üzere değişen koşulara göre yeni politikalar belirlemesi olanağını zedeleyebileceği açıktır. O hâlde her beklentinin hukuken korunması söz konusu olmayıp, beklentinin, hukuken koruma görebilmesi için, beklentinin haklı olması, kişilerin bu hakkı elde etmeye ne kadar yakın olduklarının, kural değişikliğinin bu hakkın elde edilmesine etkilerinin, kural değişikliğine neden olan gerekçelerin gözetilmesi gerekir. Bu kapsamda kuralda gerçekleşen değişiklik sonucu ilgililerin bu haktan mahrum kalıp kalmadıkları ya da söz konusu değişikliğin bu hakkı elde etmeleri yönünden zorlaştırıcı bir etkisi olup olmadığı da dikkate alınır. Haklı beklentinin var olup olmadığı yapılan bu inceleme sonucunda tespit edilir. Bazen de kişinin haklı beklentisi, kişiye mutlak olarak eski kuralın bir hak kazandırmasını değil, ancak; yeni kurala geçiş sürecinde özellikli konumunun gözetilerek farklı ve geçici bir düzenleme yapılmasını gerekli kılabilir. Uyuşmazlıkta, davalı idare tarafından, “lisanssız elektrik üretim tesislerinin kendilerine kanunen tanınan muafiyet sınırını aşan şekilde, ticari bir faaliyet yürütür gibi davranmaları nedeniyle, bu tesislerin dağıtım sistemine verdikleri enerjiye uygulanacak dağıtım bedelinin yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu,” gerekçesi ile, Kanunda belirtilen 10 yıllık süre henüz dolmamış ve lisanssız elektrik üreticilerinde, kendilerine tanınan bu muafiyet ve indirimden 10 yıl süre ile faydalanacaklarına dair, düzenleyici işlemle belirlenmiş haklı bir beklenti bulunmakta iken, bu kez dava konusu 10699 sayılı Kurul kararı ile Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerini Tarife Uygulamalarına İlişkin Usul ve Esasların 16. maddesi değiştirilmiş, dava konusu 10700 sayılı Kurul Kararı ile de, 29/12/2016 tarihli ve 6838 sayılı Kurul Kararının, %75 oranında indirim içeren (c) maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. Dava konusu Kurul kararları ile yapılan değişikliklerin haklı beklenti ilkesini ihlal edip etmediği yönünden yapılan incelemede; davalı idarenin dava konusu kararlarından önceki düzenlemeleri ile, lisanssız elektrik üreticileri için, 10 yıl süre ile teşvik taahhüt ettiği, teşebbüslerin mevcut düzenlemeye dayanarak sektöre girdikleri ve buna göre yatırım planlarını yaptıkları, bu aşamada ilgili teşebbüslerde teşvik uygulamasının 10 yıl süre ile devam edeceğine dair haklı bir beklentinin oluştuğunda tereddüt bulunmadığı, bilahare idarece belirlenen on yıllık sürenin beşinci yılında, dava konusu Kurul Kararlarıyla, taahhüt edilen teşvikin, “lisanssız elektrik üretim tesislerinin kendilerine kanunen tanınan muafiyet sınırını aşan şekilde, ticari bir faaliyet yürütür gibi davrandıkları” gerekçesiyle kaldırıldığı, dolayısıyla söz konusu Kurul kararlarının, lisanssız elektrik üreticileri bakımından mevcut hukuki istikrarı bozduğu, bu kişilerin yatırım planlarını sekteye uğratarak haklarını kullanmalarına engel teşkil ettiği, daha önce tanınan hakkın (teşvik) hiçe sayılması sonucunu doğurduğu ve davalı idarece, dava konusu Kurul kararlarının alınmasında bulunması gerekli olan kamu yararının, açık ve somut bir şekilde ortaya konulamadığı tespit edilmiş olup, dava konusu Kurul kararlarıyla, davacının haklı beklentisinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Elektrik Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin 9. maddesinde, dağıtım sisteminin kullanımına ilişkin bedellerin, hangi hususların dikkate alınarak belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre, davalı idarece, 29/12/2016 tarihli ve 6838 sayılı Kurul kararı ile indirim uygulanmasına dair karar alınırken, belirtilen 9. madde uyarınca, hesaplama yapılmış ve fiyatlar buna göre belirlenmiş olmalıdır. Nitekim, davalı idarece maddede belirtilen hususların dikkate alınması sonucu, lisanssız elektrik üretimi yapan gerçek ve tüzel kişiler için, 5346 sayılı Kanunda belirtilen 10 yıllık süre ile indirim uygulanması yoluna gidilmiş ve lisanssız elektrik üreticilerinde de, uygulamanın 10 yıl boyunca süreceğine dair haklı bir beklenti yaratılmıştır. Davalı idarece, mevzuata uygun olarak tesis edilen Kurul kararlarının, yine kendisi tarafından belirlenmiş olan süre dolmaksızın kaldırılabilmesi için, haklı gerekçelerin ve kamu yararının somut olarak ortaya konulması gereklidir. Bu noktada, davalı idarenin; “25.11.2020 tarihinde 6446 sayılı Kanunun 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (g) bendinin, dağıtım bedellerinin uygulama şeklini etkilediği””ne yönelik iddiası da, yeterli, açık ve somut verilerle (istatistiki veri ve belgelerle ne şekilde, hangi ölçüde ve hangi bakımlardan etkilediği) ortaya konulamamıştır. Davalı idarenin, “Lisanssız elektrik üreticilerinin kendilerine tanınan muafiyet sınırını ölçüsüzce aşan şekilde faaliyet gösterdikleri, bu nedenle profillerine uygun dağıtım metodolojisi geliştirildiği”ne yönelik gerekçesi incelendiğinde; 1)- Davalı idarece, dava konusu Kurul kararları ile kaldırılmış/değiştirilmiş olan (önceki) Kurul kararları tesis edilirken; Yenilenebilir enerjiye yönelik yapılacak yeterli desteklerle enerjide dışa bağımlılığın azalması ve sektördeki teknolojik yeniliklere ayak uydurarak fırsatların yakalanması, ülkenin yenilenebilir enerji kaynakları bakımından zengin olan potansiyelinin kullanılması ve teşvik ve desteklerin de yenilenebilir enerji payını arttırması hedeflenmiştir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik yasal düzenlemeleri tamamlamak için çıkarılan 5346 ve 6094 sayılı Teşvik Kanunları ile, yerli ve yabancı firmaların yenilenebilir enerjiden elektrik üretmeye yönelik taleplerini artırmak hedeflenmiştir. Hal böyle iken, dava konusu Kurul kararları ile, mevcut düzenlemelerde değişiklik yapılarak, bir taraftan gelir ihtiyacının dağıtım hizmetinden yararlanan kişilerden karşılanması suretiyle taraflar arasında denge kurulması hedeflenirken diğer taraftan, ekonomik ve çevresel sebeplerle sektörde yenilenebilir enerji payının artırılmasına yönelik hedef hiçe sayılmıştır. Dolayısıyla, dava konusu kurul kararları sonucu, yenilenebilir enerjiden elektrik üretiminde sıkıntılar yaşanabileceğinden, anılan Kurul kararlarının, çevresel ve ekonomik açılardan kamu yararı taşıdığı söylenemez. 2)- 31/12/2017 tarihinden önce geçici kabule hazır tutanağı alan lisanssız üreticilere ait tesislere ilişkin olarak, 5346 sayılı Kanun’da öngörülen YEKDEM’den yararlanma süresi olan 10 yıl boyunca dağıtım bedelinin %75 oranında indirimli uygulanacağı hukuken taahhüt edilmiş olup, davalı idarece belirlenen bu süre ve indirim tutarlarının tesadüfi olarak hesaplandığı düşünülemez. Hukuka bağlı, bağımsız bir düzenleyici/denetleyici otorite olan davalı Kurumun düzenlemelerinde, sektörün durum ve ihtiyaçlarını dikkate alması, uyuşmazlıkta olduğu gibi 10 yıllık süreyi ve %75 oranını belirlerken, 10 yıl sonrasını öngörerek ve hak sahiplerinde “haklı beklenti” yaratıp yaratmayacağını düşünerek, (bu süre ve oranı) düzenleme haline dönüştürmesi, böylece, yapmış olduğu düzenlemeyi, yine kendisinin belirlemiş olduğu sürenin bitiminden önce değiştirmek durumunda kalmaması beklenir. Davalı idarece, lisanssız elektrik üreticilerine on yıl süre ile tanınan %75 indirim teşviki, indirimli bedelin uygulanmaya başlandığı tarihten itibaren 5. yılın sonunda idarî bir işlem ile kaldırılmak suretiyle, lisanssız enerji santrallerinin amortisman süreleri dolmadan, dağıtım bedelleri rasyonel olmayan bir oranda arttırılmış, bu şekilde lisanssız üreticiler bakımından hak kaybına yol açılmıştır. Bu tür düzenlemelerin, yeni yatırımcılarda, benzer bir düzenleme ile yeniden karşı karşıya gelme konusunda tedirginliğe sebep olacağı, önemli finansal riskler alarak sektöre giren yatırımcıların yasal düzenlemelerin kalıcılığına olan güvenlerini sarsacağı, gerek finansal kuruluşların, gerekse yerli ve yabancı yatırımcının idareye duydukları güveni zedeleyeceği ve bu durumun gelir kaybından çok daha ağır sonuçlarının olacağı hususları dikkate alınmamıştır. 3)- Davalı idarece; dava konusu Kurul kararlarının tesis edilmesine gerekçe olarak; “Lisanslı ve lisanssız üreticilerin aynı amaca matuf piyasa faaliyetlerini sürdürmesinin 6446 sayılı Kanun ile öngörülen piyasa modeline uygun olmadığı ve ilgili muafiyetin sınırlarını aşar şekilde yapılan üretimin, dağıtım sistemine verilmesi nedeniyle sistemin teknik işleyişinde sorunlar meydana geldiği” hususu belirtilmekte ise de, lisanssız elektrik üreticilerinin kendilerine tanınan muafiyet sınırlarını aşmaları durumunun, davalı idarenin tesis edeceği idari tedbir veya yaptırım niteliğindeki işlemlerle giderilmesi mümkündür. Hal böyle iken, lisanssız faaliyetin kendi elektrik ihtiyacından ziyade, ticari amaçlı yapılmasının önüne geçilmesi için, YEKDEM süresince taahhüt edilen teşvikin, süresinden önce kaldırılması yolunun tercih edilmesi, hukukun genel prensipleri ile çelişmiştir. Burada, idarenin belli bir konuda tecelli eden iradesini hiç değiştirmemesi gerektiğinden değil, taahhüt ettiği süreden önce, hukuka uygun, haklı ve objektif bir gerekçe olmaksızın değiştirmemesi gerektiğinden söz edilmektedir. Sonuç itibariyle; enerjide arz sıkıntısına çözüm olabilecek yenilenebilir enerji üretimi yatırımlarına ihtiyaç duyulan ve yeşil dönüşümün gündemde olduğu bir dönemde davalı idarece, “31/12/2017 tarihinden önce geçici kabul alan tesisler için 5346 sayılı Kanun kapsamında belirlenen fiyatlardan yararlanılan süre boyunca tek terimli dağıtım tarifesi üzerinden %75 oranında indirim uygulanmasına” dair karar alınmışken, daha sonra; “Kendisine tanına muafiyet sınırını ölçüsüzce aşan bir şeklide faaliyet gösteren lisanssız üretim tesislerinin dağıtım sistemine verdiği enerjiye uygulanacak dağıtım bedelinin yeniden değerlendirilmesinin gerektiği” gerekçesiyle, söz konusu düzenlemelerin, süresinden önce kaldırılmasının, hukuki güvenlik ve haklı beklenti ilkelerine aykırı olduğu, nitekim, dava konusu Kurul kararlarının yürürlüğünden önceki Kurul kararları ile düzenlenen %75 oranında indirim uygulamasından yararlanan lisanssız elektrik üreticilerinin, bu indirimli uygulamanın devam edeceği yönündeki beklentilerinin düzenleyici işlem niteliğindeki Kurul kararlarına dayanması ve yeterli somutluğa sahip olması nedeniyle haklı beklenti niteliğinde olduğu, lisanssız elektrik üretim tesislerinin muafiyet sınırlarını aşmalarının önüne geçilmesi amacına matuf idarece başkaca tedbir alabilme veya yaptırım uygulama imkanı varken, dava konusu Kurul kararları ile indirim uygulamasına süresinden önce son verilmesinin hukuka ve hukukun genel prensiplerine uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 31/12/2021 tarih ve 31706 6. mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 30/12/2021 tarih ve 10699 sayılı enerji Piyasası Düzenleme Kurulu kararının Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görevli Tedarik Şirketlerinin Tarife Uygulamasına İlişkin Usul ve Esasların 16. maddesinin 5. fıkrasının (c) bendinde değişiklik yapan kısmının ve 30/12/2021 tarih ve 10700 sayılı Kurul kararının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi’nce duruşma için taraflara önceden bildirilen 27/12/2022 tarihinde, davacı vekili Av. … ve davalı idare vekili Av. … ile Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Uzmanı …’ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: MADDÎ OLAY VE HUKUKÎ SÜREÇ: 5999-3 sayılı Dağıtım Lisansı Sahibi Tüzel Kişiler ve Görev
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir