Pay Alım Teklifi Düzenlemeleri Üzerine Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

İdare Dava Daireleri Kurulu – 2021/1755 – 2022/2350 – 27.06.2022


🔎 Karar Özeti

Danıştay İdari Dava Daireleri, pay alım teklifi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin hukuka uygun olduğuna ve davanın reddine karar verdi. Temyiz başvurusu, önceki kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle kabul edilmedi.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/1755 Karar No : 2022/2350 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 04/11/2020 tarih ve E:2014/2730, K:2020/3000 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 23/01/2014 tarih ve 28891 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan II-26.1 Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 12. maddesinin 1. ve 2. fıkralarının,14. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin, 15. maddesinin 1. fıkrasında geçen “… ile teklifte bulunan veya birlikte hareket ettiği kişilerce pay alım teklifini doğuran pay alımları da dâhil olmak üzere tekliften önceki altı ay içinde hedef ortaklığın aynı grup paylarına ödediği en yüksek fiyattan düşük olamaz.” ibaresinin, aynı maddenin 2. fıkrasının (c) bendi ile 3. fıkrasının (c) bendinin, 18. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 04/11/2020 tarih ve E:2014/2730, K:2020/3000 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule yönelik itirazı geçerli görülmemiş, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’nun 7. maddesinin üçünücü fıkrası, Geçici 7 . maddesinin birinci fıkrası, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’un 3. maddesinin (17) numaralı bendi ve 6. maddesinin altıncı fıkrası, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Amaç” başlıklı 1., 2., 23., 25., 26. ve 29. maddeleri, dava konusu Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 1., 2., 3., 5. ve 11. maddelerine yer verilerek; Pay alım teklifinin, bir anonim ortaklığın sermaye ve yönetiminde kontrolü sağlamak amacıyla paylarını satın almak üzere o anonim ortaklığın (hedef ortaklık) ortaklarına açık teklif yapılması olduğu; pay alım teklifi yoluyla pay toplanmasının gönüllü ve zorunlu olmak üzere iki çeşit olduğu; gönüllü pay alım teklifinin, yönetim kontrolünü sağlamak amacıyla pay sahiplerine pay alım teklifinde bulunularak pay toplanmasını ifade ederken; zorunlu pay alım teklifinin ise, teklif sahibi konumundaki kişi veya ortaklık ve bunlarla birlikte hareket eden kişilerin halka açık ortaklık nezdindeki paylarının muayyen bir oranını iktisap etmesiyle, hedef ortaklığın diğer paylarının toplanması açısından teklif sahibine düşen bir yükümlülük olarak ifade edilebileceği, Zorunlu pay alım teklifinin amacının, ortaklıktaki yönetim kontrolünün el değiştirmesi nedeniyle ortaklara paylarını kontrol değişikliğine yol açan satış fiyatı üzerinden eşit şartlar altında satarak ortaklıktan ayrılma hakkı tanıdığı, Pay alım teklif yükümlülüğü getirilmesindeki amacın, ortaklıktaki yönetim değişikliği nedeniyle ortaklıktan ayrılmak isteyen pay sahiplerinin, paylarını zarara uğramaksızın satmalarını temin etmek ve bu suretle pay sahiplerine pay iktisabından sonra oluşan yeni yönetim içinde ortaklıkta ortak olarak kalmama hakkı tanımak olduğu; ortaklıklardaki kontrol değişiklikleri ortalığın yeniden yapılanması anlamını taşıdığından, bir yanda azınlıktaki ortağın ortaklıktan ayrılma hakkıyla diğer yanda ortaklığın yeniden yapılanması ve gelişimi arasındaki menfaatler dengesinin gözetildiği, 6362 sayılı Kanun’da halka açık ortaklıklarda, gönüllü ya da önemli nitelikteki işlemler nedeniyle zorunlu pay alım teklifi yapılması ile ilgili usul ve esasların belirlenme yetkisinin Kurul’a verildiği, 1)Tebliğ’in “Yönetim kontrolü” başlıklı 12. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrası yönünden; 6362 sayılı Kanun’un 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre, ortaklığın oy haklarının yüzde ellisinden fazlasına tek başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber, doğrudan veya dolaylı olarak sahip olunması ile yönetim kurulu üye sayısının salt çoğunluğunu seçme veya genel kurulda söz konusu sayıdaki üyelikler için aday gösterme hakkını veren imtiyazlı paylara sahip olunmasının yönetim kontrolünün elde edilmesi anlamına geldiği, ancak, imtiyazlı payların mevcudiyeti nedeniyle yönetim kontrolünün elde edilemediği hâllerin bu madde kapsamında değerlendirilmeyeceği, Tebliğ’in söz konusu düzenlemelerinde 6362 sayılı Kanun’un 26. maddesiyle aynı yönde ve ülkemizin mevcut ekonomik durumu, gelişen ve değişen ekonomik ve sosyal koşullar ile dinamik yapıdaki sermaye piyasası ihtiyaçları göz önünde bulundurularak, Kurul’a verilen yetki çerçevesinde, yönetim kontrolünün belirlenmesine ilişkin doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber ortaklığın oy haklarının yüzde ellisinden fazlasına sahip olunması veya söz konusu orana bağlı olmaksızın yönetim kurulu üye sayısının salt çoğunluğunu seçme veya genel kurulda söz konusu sayıdaki üyelikler için aday gösterme hakkını veren imtiyazlı paylara sahip olunmasının yönetim kontrolünün elde edilmesi olarak kabul edileceği, ancak, imtiyazlı payların mevcudiyeti nedeniyle yönetim kontrolünün elde edilemediği hâllerin bu madde kapsamında değerlendirilemeyeceği ve birinci fıkradaki hâller dışında, ortaklığın sermaye yapısı veya genel kurul toplantısında oluşan fiili durum nedeniyle yönetim kurulu üye sayısının salt çoğunluğunun fiilen seçilebilir olmasının yönetim kontrolünün ele geçirildiği anlamına gelmeyeceği yönünde yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, 2) Tebliğ’in “Pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğünün doğmadığı hâller” başlıklı 14. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yönünden; 6362 sayılı Kanun’un 26. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, ortaklığın pay sahipliğinde herhangi bir değişiklik olmasa bile, anılan Kanun’un 23. maddenin birinci fıkrasında Kurulca belirlenmesi öngörülen usul ve esaslar ile anılan Kanun’un 29. maddesinin altıncı fıkrasındaki usul ve esaslara uyulmadan, bazı ortakların kendi aralarında yapacakları özel anlaşmalarla yönetim kontrolünü ele geçirmeleri hâlinde pay alım teklifi zorunluluğu doğacağının anlaşıldığı, Tebliğ’in söz konusu düzenlemesinde 6362 sayılı Kanun’un 26. maddesinin üçüncü fıkrasına göre ortakların gerekli usul ve esaslara uymadan kendi aralarında yapacakları anlaşmalarla yönetim kontrolünü ele geçirmeleri hâlinde pay alım teklifi zorunluluğu doğacağı yönündeki düzenleme uyarınca gerekli usul ve esaslara uyularak yapılan özel yazılı anlaşmalarla yönetim kontrolünün ele geçirilmesi durumunda genel kurul toplantısına katılarak olumsuz oy kullanıp muhalefet şerhini toplantı tutanağına işleten pay sahiplerine Kurul’un ilgili düzenlemeleri uyarınca ayrılma hakkı verilmesi hâlinde pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğünün doğmayacağı yönünde yatırımcıları korumaya yönelik olarak ve Kurul’a verilen yetki çerçevesinde çıkarılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, 3) Tebliğ’in “Zorunlu pay alım teklifi fiyatı” başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasındaki “… ile teklifte bulunan veya birlikte hareket ettiği kişilerce pay alım teklifini doğuran pay alımları da dahil olmak üzere tekliften önceki altı ay içinde hedef ortaklığın aynı grup paylarına ödediği en yüksek fiyattan düşük olamaz.” ibaresi, ikinci fıkrasının (c) bendi ve 3. fıkrasının (c) bendi yönünden; Zorunlu pay alım teklifinin en önemli unsurunu pay alım teklifi fiyatının tespiti teşkil ettiği zira pay alım teklifinin, bir tarafta küçük yatırımcıların korunması, diğer tarafta ortaklık kontrolü için mücadele edilebilirlik arasındaki dengeyi oluşturmak olduğu, Tebliğ’in söz konusu düzenlemelerinde zorunlu pay alım teklifi fiyatının belirlenmesine ilişkin olarak, hedef ortaklık paylarının borsada işlem görmesi durumunda, payların satışına ilişkin anlaşmanın yapıldığının kamuya duyurulduğu tarihten önceki altı aylık dönem içinde oluşan günlük ağırlıklı ortalama borsa fiyatlarının aritmetik ortalaması ile teklifte bulunan veya birlikte hareket ettiği kişilerce pay alım teklifini doğuran pay alımları da dahil olmak üzere tekliften önceki altı ay içinde hedef ortaklığın aynı grup paylarına ödediği en yüksek fiyattan düşük olamayacağı, hedef ortaklığın yönetim kontrolünde dolaylı bir değişiklik meydana gelmesi durumunda pay alım teklifi fiyatının ödenen tutar da dikkate alınarak hedef ortaklığın pay fiyatının belirlenmesi amacıyla Kurul’un değerlemeye ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan değerleme raporunda belirtilen fiyatın, pay alım teklifinde bulunan veya birlikte hareket ettiği kişilerin, varsa hedef ortaklıkta yönetim kontrolünün dolaylı değişikliğine sebep olan pay devrine ilişkin anlaşmanın yapıldığının kamuya duyurulduğu tarihten önceki altı aylık dönem içinde, hedef ortaklık paylarında yaptıkları alımlarda ödedikleri en yüksek fiyatın, hedef ortaklığın paylarının borsada işlem görmesi durumunda, payların satışına ilişkin anlaşmanın yapıldığının kamuya duyurulduğu tarihten önceki altı aylık dönem içinde oluşan günlük ağırlıklı ortalama borsa fiyatlarının aritmetik ortalamasının, yüksek olanından düşük olmayacak şekilde belirleneceği; hedef ortaklığın sermayesini temsil eden birden fazla pay grubunun bulunması durumunda, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunu doğuran pay devrine konu olmayan grup veya gruplara dahil olan paylar için ödenecek pay alım teklifi fiyatının pay grupları arasındaki imtiyaz farklılıkları dikkate alınarak Kurul’un değerlemeye ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde hazırlanan değerleme raporunda belirtilen fiyatın, pay alım teklifinde bulunan veya birlikte hareket ettiği kişilerin, varsa hedef ortaklık paylarının satışına ilişkin anlaşmanın yapıldığının kamuya duyurulduğu tarihten önceki altı aylık dönem içinde, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunu doğuran pay devrine konu olmayan grup veya gruplara dahil olan paylarda yaptıkları alımlarda ödedikleri en yüksek fiyatın, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunu doğuran pay devrine konu olmayan grup veya gruplara dahil olan payların borsada işlem görmesi durumunda, varsa hedef ortaklık paylarının satışına ilişkin anlaşma yapıldığının kamuya duyurulduğu tarihten önceki altı aylık dönem içinde oluşan payın günlük ağırlıklı ortalama borsa fiyatlarının aritmetik ortalamasının yüksek olanından düşük olmayacak şekilde belirleneceği şeklinde pay alım teklifi yükümlülüğünün amacına uygun olarak kanunla verilen yetki çerçevesinde yapılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, 4) Tebliğ’in “Pay alım teklifinde bulunma zorunluluğundan muafiyet” başlıklı 18. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile (ç) bendi yönünden; Pay alım teklifi yükümlülüğünün, pay sahiplerine fırsat eşitliği sağlamakla birlikte pay alım teklifinde bulunma zorunluluğu getirilen kişi veya gruba ağır bir mali külfet yükleyebildiği için caydırıcı bir rol de oynayabildiği; bu durumun ise ortaklığın ihtiyacı olan yönetim değişikliği ve sermaye girişinin önlenmesi gibi olumsuz birtakım sonuçların doğmasına yol açabileceğinden, Kurulca söz konusu olumsuz sonuçların doğmasını önlemek amacıyla bazı şartlar dâhilinde pay alım teklifi yükümlülüğünden muafiyet getirilmesi esası benimsenerek menfaat dengesi gözetilmek istendiği; böylece yönetim kontrolü değişikliğinin küçük pay sahipleri üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin baştan, pay sahiplerine paylarını kontrolü ele geçiren kişiye satma hakkı tanımak suretiyle önlenmesinin amaçlandığı, Tebliğ’in söz konusu düzenlemelerinde Kurulca, halka açık ortaklığın ana ortaklığındaki yönetim kontrolü değişikliğinin, halka açık ortaklıktaki yönetim kontrolünün elde edilmesi amacını taşımaması ile özelleştirme kapsamındaki halka açık ortaklıklarda kamu paylarının satışı hâlinde başvuru üzerine pay alım teklifinde bulunma zorunluluğuna muafiyet verilebileceğinin belirtildiği, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “Bu Kanun’un amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında “kuruluş” adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir.” şeklindeki düzenlemeyle özelleştirmenin amacının ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak olduğunun ifade edildiği, Devletin ekonomideki sınaî ve ticarî faaliyetlerinin asgarî düzeye indirilmesinin, Devlet bütçesi üzerindeki kamu iktisadî teşebbüsleri finansman yükünün azaltılmasının, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin oluşturulmasının, sermaye piyasasının geliştirilmesinin, âtıl tasarrufların ekonomiye kazandırılmasının, sermaye piyasalarına yönelmeyen yerli ve yabancı tasarrufların bu piyasalara yönlendirilerek yeni kaynaklar oluşturulması ve kamu kesiminin fonlar üzerindeki talebi nedeniyle sıkışan mâlî piyasa üzerindeki olumsuz baskının engellenmesinin özelleştirme uygulamalarının amaçlarından olduğu, Özelleştirme kapsamında olan kuruluşların büyük bir çoğunluğunun kaynak ihtiyacı nedeniyle mâlî güçlükler içerisinde olup, kamu paylarını iktisap eden kişi veya gruplara zorunlu pay alım teklifi kurallarının uygulanması pay iktisabının maliyetini artıracak, mâlî sıkıntı içine olan kuruluşların ihya edilmesi engelleneceği veya büyük ölçüde güçleştirileceği, Özelleştirme kapsamındaki halka açık ortaklıklarda kamu paylarının satışına ilişkin olarak pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğünden muafiyet hâli getirilmesiyle özelleştirme politikalarının amacına uygun olarak gerçekleştirilmesine imkân sağlanarak nihaî aşamada özelleştirilen halka açık ortaklıklarda pay sahibi olan küçük yatırımcıların da artı değer elde etme şanslarının doğabileceği, Bu itibarla, Tebliğ’in söz konusu düzenlemelerinin pay alım teklifi yükümlülüğü ile pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğünden muafiyete ilişkin amaçlara uygun olarak kanunla verilen yetki çerçevesinde çıkarıldığı anlaşıldığından, anılan düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu düzenlemelerin Anayasa’ya aykırı olduğu; eksik incelemeye dayalı karar verildiği; özelleştirmenin bir siyasal seçim olduğu, ihaleye giren istekliler açısından yönetim egemenliğini elde etmek için önerilen bedelin hiç değişmediği, tersine muafiyet olmadığından, pay alım teklifine yakalanmamak için Borsa fiyatının altında bir bedel ödendiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan; “a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 04/11/2020 tarih ve E:2014/2730, K:2020/3000 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 27/06/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir