TIR Karnesi İşlemlerinin Usulüne Uygun Sonlandırılmaması Üzerine Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

7. Daire – 2019/5888 – 2022/4335 – 08.11.2022


🔎 Karar Özeti

Danıştay, TIR karnesi işlemlerinin usulüne uygun sonlandırılmadığı gerekçesiyle, kefil kuruluşun durumuna ilişkin yapılan talebin hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Bu süreçte, ödeme talep edilmeden önce karne hamili firmadan tahsilat yapılması gerektiğini vurgulamıştır.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2019/5888 Karar No : 2022/4335 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı adına … Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Birliği VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: .. no’lu TIR karnesiyle 24/10/2017 tarihinde Muratbey Gümrük Müdürlüğünde işlem görerek Kapıkule Gümrük Müdürlüğüne sevk edilen eşyaya ait işlemlerin usulüne uygun bir şekilde sonlandırılmadığından bahisle, karne hamilinden tahsil edilemeyen gümrük, ilave gümrük ve katma değer vergilerinin 100.000 Euro’ya tekabül eden Türk Lirası karşılığı tutarın kefil kuruluş sıfatıyla davacıdan istenilmesine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; TIR Sözleşmesinin 11. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, yetkili makamların, mümkün olduğu ölçüde, kefil kuruluştan talepte bulunmadan önce, söz konusu ödemeyi yapmakla yükümlü kişi ya da kişiler tarafından ödeme yapılmasını talep edeceklerinin kabul edildiği, olayda, dava konusu işlemin tesis edildiği 10/04/2018 tarihi itibarıyla TIR karnesi hamili … Uluslararası Nakliyat ve Dış Ticaret Limited Şirketi tarafından adına düzenlenen ödeme talebine itiraz edildiği, Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünce itiraz hakkındaki kararın 03/05/2018 tarihinde verildiği görülmekle, davacı kefil kuruluştan ödeme talebinde bulunmadan önce, gümrük vergi ve resimlerinin karne hamili firmadan tahsili gerekeceğinden ve bu konuda henüz kamu alacağının tahsil edilip edilemeyeceği ortaya konulmadığından, davacı adına tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davanın süresinde açılmadığı, TIR Sözleşmesi hükümlerine göre kefil kuruluşa ödeme talebi gönderilmeden önce yükümlüye ek tahakkuk gönderilmesinin yeterli olduğu, alacağın tahsil edilememesi şartının bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2…. Bölge İdare Mahkemesi …. Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : TIR Karneleri Himayesinde Uluslararası Eşya Taşınmasına Dair Gümrük Sözleşmesi, (TIR Sözleşmesi) Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu himayesinde hazırlanan ve ülkemizin de taraf olduğu uluslararası bir sözleşme olup, doğrudan uygulanan ve taraflar arasında öncelikle uygulanması gereken kuralları barındıran sözleşmedir. Uluslarası nitelikte olan bu sözleşme, metod olarak maddeler halinde düzenlenmiş ve gerek görülen hallerde akit taraflarca nasıl anlaşılması gerektiği noktasında açıklama notlarına yer verilerek bu açıklama notlarının akdin ayrılmaz parçasının olduğuna da açıkça yer verilmiştir. Akit ülke iç mevzuatı ancak iş bu sözleşme hükümlerinin atıf yapması halinde veya söz konusu sözleşmede hüküm bulunmaması halinde uygulanabilecektir. (temel hukuk ilkesi) Sözleşmenin “tanımlar” başlıklı 1. maddesinde, bu Sözleşmede: “(e)“Bir TIR işleminin ibrası” deyimi; TIR işleminin bir Akit Tarafta usulüne uygun olarak sonlandırıldığının Gümrük makamları tarafından tasdik edilmesi, (q)“Kefil Kuruluş” deyimi, TIR rejiminden yararlanan kişilere garantör olmak üzere bir Akit Taraf gümrük makamı tarafından yetkilendirilen kuruluşu ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Kefil kuruluşun sorumluluğunu gerektiren durumun tespiti doğal olarak yetkili idarenin sonlandırmanın gerçekleşmemiş olması halinde takibi ile, usulsüz veya hile yolu ile elde edildiği durumda ise takibatı ile (denetim elamanı incelemesi ile) ortaya çıkabilecektir. Bu tespitlerden sonra ilgili yükümlülerin haberdar edilmesi ve ödeme talebinde bulunulması gereken süre Sözleşmenin 11. maddesinde düzenlenmiştir. “Kefil kuruluş, talep edilen tutarları, kendisinden ödeme talebinde bulunulduğu tarihten itibaren üç ay içinde öder.” Söz konusu maddeye ilişkin açıklama notunda, bu maddede belirtilen usule uygun olarak kefil kuruluştan 8. maddenin 1 ve 2. fıkralarında belirtilen tutarların ödemesi talep edilirse; kefil kuruluşun sözleşmede öngörülen üç aylık süre içinde bunu yerine getirmemesi halinde bu gibi durumlar ulusal kanunlar çerçevesinde kefil kuruluş tarafından imzalanan garanti sözleşmesine uyulmadığı anlamına geldiğinden, yetkili makamların söz konusu miktarın ödenmesini ulusal mevzuata dayanarak talep edebilecekleri; ödeme talebinde bulunulan tarihi takip eden iki yıllık süre içerisinde, söz konusu TIR işlemiyle ilişkili hiçbir usulsüzlüğün yapılmadığı yetkili makamları tatmin edecek şekilde ispat edildiği takdirde, ödenen tutarların, kefil kuruluşa iade edileceği ifade edilmiştir. Yani, Sözleşmenin 11. maddesinin 3. ve 4. fıkralarının açıklama notları uyarınca üç ay içinde ödeme yapılması zorunlu olup, usulsüzlüğün yapılmadığı yönünde idarenin tespitinin aksine bir durumun ispat edilmesi halinde ödenen tutarlar iade edilecektir. Sözleşme ile, idarenin tespitleri ve talebi doğrultusunda ödemenin yapılması zorunlu hale getirilmiş; olayda usulsüzlük olmadığının ispatı halinde ise tahsil edilen meblağın iade edileceği belirtilerek ispat külfeti kefil kuruluşa yüklenmiştir. Sözleşmenin 11. maddesinin 3. fıkrasında yer alan, iki yıllık süre içinde bu maddenin 2. fıkrasında atıfta bulunulan kişi yada kişilerin ödeme yükümlülüğüyle ilgili hukuki ya da idari takibatların konusu halline gelen TIR işlemlerinde ödeme taleplerinin, yetkili makamların ya da mahkemelerin aldığı kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacağı yolundaki düzenlemeden kastedilen hukuki takibat, adli veya idari yargıda görülecek hukuki davadır (cezai takibat değildir), idari takibat ise, idarenin yapmış olduğu inceleme teftiş vs. raporlarıdır. Zira, alacak aslı ile ilgili hukuki bir davanın sonucu müşterek müteselsil sorumlu olan davacı kefil kuruluşu direkt etkileyeceğinden, anılan düzenleme kefil kuruluşun iş bu dava gibi bir iptal davası açmış olması halinde talep süresinin bir yıl uzayacağına ilişkindir. Dosyanın incelenmesinden, TIR işleminin usulüne uygun sonlandırılmadığı konusunda ihtilaf bulunmadığı, dava konusu kamu alacağının öncelikle karne hamili firmadan tahsili cihetine gidildiği, tebligatın yapılmasından sonra firmaca itiraz hakkının kullanıldığı, itirazın idarece reddedildiği, red kararının dava konusu edildiği, davanın reddine ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki kararın Dairemizin … tarih ve E:…, K… sayılı kararıyla bozulduğu, dolayısıyla karne hamili firmaya karşı Sözleşmenin 11. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen süre başlamamış olmakla, anılan davanın sonucu beklenmeden tesis edilen işlemin iptali icap ettiğinden, sonucu itibarıyla yerinde olan karara yönelik temyiz isteminin reddi gerektiği düşüncesi ile karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir