Yabancıların Yurtdışında İşlediği Suçlarda Türkiye’de Yargılama Koşulları
Küreselleşen dünyada sınır ötesi suçlar, ceza hukukunun en karmaşık alanlarından birini oluşturur. Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanabilmesi için Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu özel düzenlemeler içerir. Özellikle TCK’nın 12. ve 13. maddeleri, bu alanda hangi şartların aranacağını detaylandırır. Türkiye’nin zararına işlenen suçlar, özel hukuk tüzel kişileri veya vatandaşlar aleyhine gerçekleşen eylemler ve bazı katalog suçlar bakımından farklı yargılama koşulları öngörülür. Yargıtay kararları da uygulamadaki tereddütleri gidererek, hangi durumlarda Türkiye mahkemelerinin yetkili olacağını netleştirir. Bu yazıda, yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanmasına ilişkin temel ilkeleri, yasal düzenlemeleri ve güncel içtihatları pratik örneklerle birlikte inceleyeceğiz.
Yabancıların Yurtdışında İşlediği Suçlarda Yargılama Şartları
Türk Ceza Kanunu’na göre yabancıların yurtdışında işlediği suçlar için Türkiye’de yargılama yapılabilmesi belirli şartlara bağlıdır. TCK m.12’ye göre, yabancı bir ülkede bir yabancı tarafından işlenen ve Türkiye’nin zararına olan, alt sınırı en az bir yıl hapis cezası gerektiren suçlarda, failin Türkiye’de bulunması şarttır. Ayrıca, suçtan zarar gören Türk vatandaşı veya özel hukuk tüzel kişisi ise, yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve mağdurun şikayeti de gereklidir. Örneğin, bir yabancının yurtdışında bir Türk şirketini dolandırması halinde, şirketin şikayeti ve failin Türkiye’de olması durumunda Türk mahkemeleri yargılama yapabilir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/3447 kararında, failin Türkiye’de bulunmaması halinde kovuşturma yapılamayacağını açıkça belirtmiştir. Diğer yandan, yabancı bir kişinin başka bir yabancıya karşı yurtdışında işlediği ve alt sınırı üç yıldan az olmayan suçlarda ise suçluların iadesi anlaşması yoksa veya iade talebi reddedilmişse Türkiye’de yargılama mümkündür. Bu şartlar, uluslararası ceza hukukunun temel prensiplerinden olan “yarı mülkilik sistemi” çerçevesinde uygulanır. Günlük hayatta, yurtdışında bir yabancının başka bir yabancıya karşı işlediği suçun Türkiye’de yargılanması genellikle nadirdir ve yukarıda belirtilen özel koşulların tamamının gerçekleşmesi gerekir.
Türkiye’nin Mutlak Yargılama Yetkisi ve Katalog Suçlar
TCK m.13 kapsamında, bazı ağır suçlarda failin uyruğu veya mağdurun kimliği gözetilmeksizin Türkiye’de yargılama yapılabilir. Soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti, işkence, çevrenin kasten kirletilmesi, uyuşturucu imal ve ticareti, parada sahtecilik, fuhuş ve ulaşım araçlarının kaçırılması gibi suçlar bu kapsamdadır. Bu suçlar, nerede ve kim tarafından işlenirse işlensin, savcılık tarafından re’sen soruşturulur. Ancak bazı suçlarda Adalet Bakanının talebi aranır. Örneğin, yabancı bir ülkede bir yabancı tarafından işlenen insan ticareti suçu, mağdur Türk vatandaşı olmasa bile Türkiye’de yargılanabilir. Yargıtay kararları da bu tür katalog suçlarda failin Türkiye’de bulunma şartı aranmaksızın, Adalet Bakanının talebiyle yargılama yapılabileceğini ortaya koyar. Pratikte, örneğin yurtdışında bir yabancı tarafından işlenen parada sahtecilik suçu, fail Türkiye’ye gelmese dahi, Adalet Bakanı’nın talebiyle Türk mahkemelerinde yargılanabilir. Bu düzenleme, uluslararası suçların cezasız kalmaması ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için önemlidir.
Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi ve Yabancı Kanunun Etkisi
Yabancı bir ülkede işlenen suçlarda Türkiye’de hangi mahkemenin yetkili olacağı CMK m.14 ve m.15 hükümleriyle düzenlenir. Failin yakalandığı yer, yerleşim yeri veya son adresi yetkili mahkemeyi belirler. Eğer bu bilgiler yoksa, Adalet Bakanının istemiyle Yargıtay tarafından yetkili mahkeme tespit edilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2014/5200 kararında, suçun işlendiği yerin tespiti ve yetkili savcılığın belirlenmesinde TCK ve CMK’nın ilgili maddelerine dikkat çekilmiştir. Ayrıca, yurtdışında işlenen suçun cezası belirlenirken, Türk cezası ile işlenen ülkenin ceza üst sınırı arasında denge sağlanır (TCK m.19). Ancak, suç Türkiye’nin güvenliğine karşı veya Türk vatandaşına karşı işlenmişse, yabancı ülke ceza sınırı dikkate alınmaz. Günlük hayatta, örneğin yurtdışında bir Türk vatandaşının internet üzerinden tehdit edilmesi halinde, mesajın ulaştığı yer Türkiye’de ise, o yer mahkemesi yetkili olur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2017/13438 kararında da, suçun işlendiği yerin tespiti ve soruşturma sürecinin titizlikle yürütülmesi gerektiği vurgulanmıştır. Böylece hem mağdurun hem de failin hakları korunmuş olur.
Sonuç: Yabancıların yurtdışında işlediği suçların Türkiye’de yargılanabilmesi için hem kanunda hem de Yargıtay içtihatlarında net kurallar yer almaktadır. Failin Türkiye’de bulunması, suçun niteliği ve mağdurun kimliği gibi koşullar yargılama yetkisini belirler. Katalog suçlarda ise Türkiye’nin mutlak yargılama yetkisi söz konusudur. Yetkili mahkemenin belirlenmesi ve ceza miktarının tespiti de özel usullere tabidir. Uygulamada, hem mağdurun haklarının korunması hem de uluslararası yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacıyla bu kurallar titizlikle uygulanmaktadır.