Cekte Bedelsizlik Iddiasi ve Menfi Tespit Davasi Nasil Isler?
Çek, ticari hayatta sıkça kullanılan bir ödeme aracıdır. Ancak bazen çekin verildiği temel borç ilişkisinde karşı edim gerçekleşmez ve çek bedelsiz kalır. Bu durumda, çek borçlusu, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir. Çekte bedelsizlik kavramı, kanunda doğrudan yer almasa da Yargıtay kararları ve uygulama ile şekillenmiştir. Çekin bedelsiz olması; temel borç ilişkisinin geçersizliği, edimin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi gibi çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilir. Bu yazıda, çekte bedelsizlik kavramının hukuki temelleri, ortaya çıkış nedenleri ve borçlunun sahip olduğu haklar üzerinde durulacaktır. Ayrıca, menfi tespit davası açma süreci ve uygulamada karşılaşılan pratik örneklerle konu açıklanacaktır.
Cekte Bedelsizlik Kavraminin Temelleri
Çekte bedelsizlik, temel borç ilişkisinin gereği gibi yerine getirilmemesi sonucu çekin karşılıksız kalmasıdır. Bu durum, çekin mücerretlik yani soyutluk ilkesine dayanır. Mücerretlik ilkesine göre, kambiyo senedinin metninde temel borç ilişkisi yer almaz ve senet ile temel ilişki arasında doğrudan bir bağ kurulamaz. Ancak çek, her zaman bir temel ilişkiye dayanır. Örneğin, bir mal satışı karşılığında verilen çek, mal teslim edilmezse bedelsiz olur. Pratikte, bir kişi ev almak için çek verdiğinde, ev hiç teslim edilmezse çek bedelsiz sayılır. Bedelsizlik, karşılık kavramından farklıdır. Karşılık, çekin bankadaki karşılığını ifade ederken; bedelsizlik, temel borç ilişkisindeki edimin yerine getirilmemesini ifade eder. Yani, bankada para olsa bile, temel ilişki gerçekleşmemişse çek bedelsizdir. Bu durumda çek borçlusu, borçlu olmadığının tespiti için menfi tespit davası açabilir.
Bedelsizlige Yol Acan Nedenler
Çekte bedelsizliğe yol açan pek çok sebep vardır. Bunlardan ilki, temel borç ilişkisinin geçersizliğidir. Örneğin, bir çek, ahlaka aykırı bir sözleşmeye dayanıyorsa, bu çek baştan itibaren bedelsiz olur. Yargıtay’ın 11. Hukuk Dairesi’nin 1982/3928 E., 1982/3819 K., 11/10/1982 tarihli kararında da, ahlaka aykırı temel ilişki nedeniyle verilen senedin bedelsiz sayıldığı belirtilmiştir. Bir diğer neden, temel alacağın sona ermesidir. Mesela, çek karşılığında yapılacak iş başka bir nedenle sona ererse ve çek iade edilmezse, çek bedelsiz hale gelir. Ayrıca, temel borç ilişkisindeki edimin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi de bedelsizlik sebebidir. Pratikte, satılan mallar eksik ya da ayıplı çıkarsa ve buna rağmen çek verilmişse, çek bedelsiz sayılabilir. Yanıltma, aldatma veya korkutma gibi irade bozukluğu halleri de temel ilişkiyi geçersiz kılar ve çek bedelsiz olur. Son olarak, taraflar arasında hiç temel ilişki olmadan verilen hatır çekleri de baştan itibaren bedelsizdir. Tüm bu nedenlerde çekin temelini oluşturan ilişki ortadan kalkar ve çekin bedelsizliği gündeme gelir.
Menfi Tespit Davasi ve Pratik Uygulama
Çekte bedelsizlik iddiası olan borçlu, menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Bu dava, hem icra takibinden önce hem de sonra açılabilir. İcra takibinden önce açılırsa, borçlu teminat göstererek ihtiyati tedbir kararı alabilir ve takibin durmasını sağlayabilir. Takipten sonra açılan davada ise, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir talep edilebilir. Pratikte, bir kişi çek ile ödeme yaptıktan sonra mal teslim edilmemişse ve hakkında icra takibi başlatılırsa, menfi tespit davası açarak bedelsizliği ileri sürebilir. Eğer dava kazanılırsa, çek borçlusu borçlu olmadığını tescil ettirir ve icra takibinden kurtulur. Menfi tespit davası sonucunda, borçlu olunmadığı tespit edilirse, takip iptal edilir veya yatırılan para iade edilir. Çek alacaklısı, temel borç ilişkisinin geçersizliğini bilmeden çek tahsil etmişse, borçlu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdat davası açabilir. Tüm bu süreçlerde, hukuki yararın varlığı ve ispat yükü büyük önem taşır.
Sonuç: Çekte bedelsizlik, ticari ilişkilerde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Temel borç ilişkisinin geçersizliği veya edimin yerine getirilmemesi gibi nedenlerle çek bedelsiz kalabilir. Bu durumda, çek borçlusu menfi tespit davası açarak borçlu olmadığını tespit ettirebilir. Menfi tespit davası, borçluyu haksız ödemeden koruyan önemli bir hukuki yoldur. Uygulamada, hem icra takibinden önce hem de sonra başvurulabilen bu dava, çekin temel ilişkisinin geçersizliği halinde borçlunun haklarını korur. Böylece çekin mücerretlik ilkesi ile sağlanan güven, hukuki dengeyle tamamlanmış olur.