Kalker Ocağı Projesinin Çevresel Etki Değerlendirme İptali Hakkında Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

6. Daire – 2023/557 – 2023/3493 – 05.04.2023


🔎 Karar Özeti

Danıştay, Malatya’da gerçekleştirilecek Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi projesine dair Malatya Valiliği tarafından verilen ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir’ kararını hukuka aykırı bularak iptal etti. Bilirkişi raporuna göre projenin çevresel olumsuz etkilerinin yeterince araştırılmadığı ve önlemlerin yetersiz olduğu tespit edildi.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2023/557 Karar No : 2023/3493 TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALI) … Valiliği VEKİLİ : Av. … II- MÜDAHİLLER (DAVALI YANINDA) 1- … İmar İnş. ve Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. … 2- … ve İnşaat A.Ş. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : .. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesine ilişkin olarak Malatya Valiliği tarafından verilen 10/01/2018 tarih ve 201814 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 22/12/2020 tarih ve E:2020/10895, K:2020/13317 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 22/02/2022 tarih ve E:2022/271, K:2022/1987 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden, proje alanına çok yakın yerde (1.075 metre ve 947 metre) endemik ve tehlike sınıfı CR (çok tehlikede) olan bitki türü Campanula peshmenii A.GÜNER ve LC kategorisinde yer alan hayvan türü Buteo rufinus’un biyolojisi üzerine herhangi bir çalışma bulunmadığı, taş çıkartmak amacıyla gerçekleştirilen patlatmaların oluşturduğu gürültü, titreşim ve tozların bu endemik tür/türler ve çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemleri içeren bir tedbirler dizini olmadığı, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenmediği, proje alanı içinde kalan ve kalker ocağına çok yakın olan daimi akar pınar olduğu, bu pınarın debisinin 0.8 1/s dolayında olduğu, pınarı besleyen akifer sisteminin sahada maden çıkarma faaliyetleri aşamasındaki patlamalardan kaynaklı titreşimlerden etkilenmesinin kuvvetle muhtemel olacağı, doğal hayat için önem arz eden bu pınarın kurumasının kuvvetle muhtemel olduğu, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerde var olan pınara değinilmediği, nasıl bir önlem alınacağının ayrıntılandırılmadığı, davaya konu projenin, insan, bitki (bilhassa endemik türler ve nesli tehlikede olan türler dikkate alındığında), toprak, hava ve su kaynaklarına olan olumsuz etkisinin önlenmesi için nasıl bir önlem alınacağının ayrıntılandırılmadığı, ayrıca, proje süresince alınması gereken tedbirlerin büyük bir bölümüne proje tanıtım dosyasında değinilmediği, ya da eksiklerinin olduğu dava konusu projenin çevreye olan olumsuz etkileri tespit edilerek bu etkilerin bertaraf edilmesine yönelik olarak alınacak tedbirlerin belirlenmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Malatya Valiliği tarafından; davanın süre aşımı nedeniyle reddinin gerektiği, Mahkeme tarafından bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan hüküm kurulduğu, dava konusu işleme esas Proje Tanıtım Dosyasında faaliyetten kaynaklanacak gürültü, hava şoku, titreşim, taş savrulmaları ve tozuma etkileri ile yapılan hesaplamalar sonucunda elde edilen verilerin ilgili Yönetmeliklerde belirlenen sınır değerleri sağladığı, projenin bilimsel analizler, kurum görüşleri, proje sahası yer incelemeleri ve mevzuata göre değerlendirilmiş olduğu, bu kapsamda ilgili kurumlardan alınan görüşlerin tamamının olumlu olması ve 2872 sayılı Çevre Kanunu kapsamında taraflarınca yapılan inceleme ve değerlendirmelerin sonucunda söz konusu projenin gerçekleştirilmesinde herhangi bir sakınca olmadığının görüldüğü, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. Müdahil (davalı yanında) … İmar İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından; dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. Müdahil (davalı yanında) … A.Ş. tarafından; davanın süresinde açılmadığı, Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkii, dava konusu alanın bir kısmını da içeren … (ER:…) ruhsat numaralı alanda gerçekleştirmeyi planladıkları “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi Kapasite Artışı” projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından … tarih ve … sayılı ÇED Olumlu belgesinin düzenlendiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığı, Mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunun hatalı değerlendirmeler içermesi nedeniyle hükme esas alınamayacağı, faaliyet alanında işlenebilir tarım arazisi bulunmadığının ziraat bilirkişi tarafından ortaya konulduğu, bilirkişi raporunda faaliyet alanı yakının da bulunduğu belirtilen Campanula peshmenii isimli bitki ile Buteo rufinus (kızıl şahin) isimli kuşun dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte bölgede olduğuna dair litaratürde kayıtlı bir bilginin bulunmadığı, söz konusu bitkinin sayısının artmakta olması ve kızıl şahinin yuvasının keşif sırasında tespit edilmesinin bu türlerin faaliyetten etkilenmediğini gösterdiği, bilirkişi raporunda da faaliyetin bu türlere zarar verdiğine dair herhangi bir tespitin yer almadığı, proje tanıtım dosyasında ÇED raporundaki kadar ayrıntılı değerlendirmelere yer verilmesinin gerekmediği, bilirkişi raporunda faaliyet kapsamında dere yatağına müdahale edildiğine dair tespite yer verilmiş ise de bu faaliyetlerin tamamen Devlet Su İşlerinin onayladığı projeler kapsamında gerçekleştirildiği, faaliyet alanına 40 metre mesafede pınar yer aldığına dair bilirkişi tespitinin doğru olmadığı, bilirkişi raporunda yakındaki maden ocağı dikkate alınmak suretiyle kümülatif etki değerlendirmesi yapılması gerektiği belirtilmiş ise de dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan ÇED Yönetmeliğinde kümülatif etki değerlendirmesi yapılmasını zorunlu kılan bir düzenlemeye yer verilmemiş olduğu, gerekli kurum görüşlerinin alınmış olduğu, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Üye …’in 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İvedi yargılama usulü” başlıklı 20/A maddesinin (i) bendi uyarınca Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesinin yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yolundaki usule ilişkin azlık oyuna karşın, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinin yeterli olmaması nedeniyle maddi olayın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı kanaatine varıldığından, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesine ilişkin olarak Malatya Valiliği tarafından verilen 10/01/2018 tarih ve 201814 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2872 sayılı Çevre Kanununun 2. maddesinde; “Çevresel Etki Değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları… ifade eder.” hükmüne; 10. maddesinde, “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 6. maddesinde, “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” kuralı yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta; Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” ile ilgili olarak Malatya Valiliği tarafından verilen … tarih ve … sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı, davanın reddi yolundaki … tarih ve E:…, K: … sayılı Mahkeme kararının Dairemizin 22/12/2020 tarih ve E:2020/10895, K:2020/13317 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak … tarih ve E:…, K:… sayılı Mahkeme kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan Mahkeme kararının ise Dairemizin 22/02/2022 tarih ve E:2022/271, K:2022/1987 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyularak, iki ziraat mühendisi (29/06/2022 tarihli keşif tutanağında bir bilirkişinin uzmanlık alanı ziraat mühendisi/hidroloji olarak belirtilmiştir), biyolog, maden mühendisi ve çevre mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 16/08/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu projenin, insan, bitki (bilhassa endemik türler ve nesli tehlikede olan türler dikkate alındığında), toprak, hava ve su kaynaklarını (dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerde var olan pınara değinilmemesi; söz konusu pınar ve tünek akiferlerin korunması için nasıl bir önlem alınacağının ayrıntılandırılmadığı, bu nedenle de projede eksik inceleme yapıldığı ve bu hususların göz ardı edildiği gerçeğinden hareketle), fiziksel ve biyolojik yönlerden olumsuz biçimde etkileyeceği, çevre üzerinde muhtemel olumsuz etkilerinin proje kapsamında alınacak önlemler ve verilen taahhütlerin yetersiz olduğu; davaya konu madencilik faaliyetinin ilgili mevzuata uygun ancak bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olmadığı, madencilik faaliyeti fayda-maliyet analizi, madenin ülke ve bölge ekonomisine katkısı, bölgedeki tarım ve hayvancılık yatırımları, tarım alanlarından elde edilecek gelir, hayvancılığın ekonomiye katkısı gibi hususların sayısal verileri olmadığından kamu yararına uygunluk tespitinin bilirkişi heyetince yapılmayacağı; ayrıca, proje süresince alınması gereken tedbirlerin büyük bir bölümüne proje tanıtım dosyasında değinilmediği (ya da eksiklerinin olduğu), dolayısıyla davaya konu proje için ÇED raporu düzenlenmesinin ve bu raporun gereklerinin yerine getirilmesi gerektiği yolunda kanaat bildirildiği ve Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır. 16/08/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu proje sahasının etki alanı içerisinde kalan ve tarımsal amaçlı kullanılan alanların sahip oldukları arazi ve toprak karakteristikleri ve bu alanların arazi kullanım kabiliyetlerine göre değerlendirilmesi başlıklı kısımlarında; dava konusu proje sahasının etki alanı içerisinde kalan ve tarımsal amaçlı kullanılan alanların sahip oldukları arazi ve toprak karakteristiklerinin belirlenebilmesi amacıyla 18 farklı örnekleme yerinde inceleme yapıldığı, bunlardan 4,5, 8 ve 10 numaralı örnekleme yerlerinde tarımsal amaçlı kullanımın mevcut olduğu, arazi kullanım kabiliyeti yönünden yapılan değerlendirmede örnekleme yapılan yerlerden 2, 3, 4, 5 ve 14 numaralı örnekleme yerlerinin işlemeli tarımsal faaliyetlere uygun olmayan VI. sınıf tarım dışı araziler niteliğinde olduğu, 5 numaralı örnekleme yerinde ise işlemeli tarım kültürüne uygun son sınıf olan IV. sınıf tarım arazileri niteliğinde ve işlemeli tarımsal faaliyetlere uygun olmayan VI. sınıf tarım dışı arazilerin yayılım gösterdiği, bu alanların dışında kalan kısımlarda (proje sahası içerisinde), yetersiz toprak derinliğinin, dik, çok dik yer yer sarp eğim derecelerinin, yüzeyde ve yüzey altında yoğun taşlığın ve yer yer kayalığın etkin olduğu dolayısıyla buralarda da işlemeli tarım faaliyetlerinin hiçbirinin uygun olmayacağı yolunda kanaat bildirildiği, dava konusu proje sahasının 2009 ve 2018 yıllarında sahip olduğu tarımsal kullanımların değerlendirilmesi kısmında; proje sahası içerisinde 2009 yılında tarımsal kullanımda olan arazilerin 2018 yılına göre çok daha az olduğu tespitine yer verildiği, biyolojik tespitler kısmında; proje alanına oldukça yakın ve olumsuz etkilenmesi olası alanda kaya yüzeyindeki çatlak ve çıkıntılar üzerinde, Malatya için endemik olan, Türkiye’nin Kırmızı Kitabına giren ve tehlike sınıfı CR (Critically Exdangered= Çok Tehlikede) olan Campanula peshmenii A.Güner (bey çıngırağı) isimli bitkinin tespit edildiği, ayrıca proje alanına çok yakın bir yerde yer alan kaya bloklarında Red Data Book da A2 kategorisinde ve IUCN kriterlerine göre LC yer alan Buteo rufinus (Kızıl Şahin) yuvası tespit edildği, LC kategorisinin düşük riskli, A2 kategorisinin ise birey sayısı 26-50 çift altında kalan ve yayılış gösterdikleri bölgelerde büyük risk altında kalan türleri ifade ettiği tespitlerine yer verildiği, madencilik faaliyetleri açısından değerlendirme kısmında; proje kapsamında gerçekleştirilecek faaliyetin dava konusu taş ocağına 1075 metre mesafedeki Buteo rufinus (Kızıl Şahin) yuvasının bulunduğu Kızıl Şahin Kayası’na ve 947 metre mesafede bulunan Campanula peshmenii A.Güner endemik bitkisinin bulunduğu bölgeye olabilecek olumsuz etkilerinin proje tanıtım dosyasında yer alan toz emisyonlarının hesaplanması bölümünde, patlatma sırasında meydana gelebilecek vibrasyon hesapları, a-hava şoku bölümünde, b-patlatmayla oluşan titreşimin çevre yapılarına etkisi bölümünde, d-patlatma operasyonlarında taş savrulması bölümünde değerlendirilmediği, ayrıca dava konusu ruhsat alanı civarında tespit edilen, kalker ocağına 40 metre uzaklıkta ve ocağın kuzeyinde yer alan muvakkat pınara, aynı ocağa 150 metre uzaklıkta daimi akar vaziyetteki pınara ve “çamur taşı” ve “kil” karışımlı geçirimsiz birim üzerinde oluşmuş tünek akiferden yer altı suyu boşalımlarının bulunduğu bölgeye olumsuz etkilerin patlatma sırasında meydana gelebilecek vibrasyon hesapları, d-patlatma operasyonlarında taş savrulması bölümünde değerlendirilmediği tespitlerine yer verildiği, yüzey suları ve yer altı suları hidrolojisi açısından değerlendirme kısmında; tesisin yağışlı ve kar erime dönemlerinde akan, diğer dönemlerde ise kuru dere karakteri olan eğri dere havzası içinde ve eğri dere talveğinin sağ ve solundaki kalker alanında konumlandığı, keşif günü dava konusu tesisin çevresi incelendiğinde, malzeme alınan kesimlerin oldukça geçirgen ve neredeyse yüzey akış üretmeyecek nitelikte olduğunun, bir başka ifade ile yağmur formundaki yağışlar ile kar yağışlarından kaynaklı erimelerin yüzeyde akışa geçmeksizin toprağa sızabileceğinin, bu nedenle de sahanın yöredeki yer altı sularının beslenim bölgesi olduğunun tespit edildiği, keşif günü kalker sahasında Eğri Dere yatağına mevzuata aykırı bir şekilde müdahale edilmiş olduğunun görüldüğü, kalker ocağı ve çevresinin, alt kotlardaki yer altı suyu kuyuları ve pınarların beslenim alanını teşkil ettiği, gerek yüzey suları hidrolojisi gerekse yer altı suları hidrolojisi (hidrojeoloji) açısından korunması gereken bir özellik arz ettiği, tesiste yapılacak patlatmalardan kaynaklı titreşimlerin yer altı suyu kütlelerini etkileyeceği, yer altı suyu oluşumunu riske edeceği, keşif günü saha gözlemleri esnasında, mevcut kalker ocağına 40 metre uzaklıkta ve ocağın kuzeyinde yer alan muvakkat bir pınarın, aynı ocağa 150 m uzaklıkta daimi akar vaziyette bir pınarın ve “çamur taşı” ve “kil” karışımlı geçirimsiz birim üzerinde oluşmuş tünek akiferden yer altı suyu boşalımlarının tespit edildiği, tespit edilen pınardan isale edilen suyun mücavir alanda yer alan kayısı bahçesinin sulanmasında kullanıldığının davacı tarafından beyan edildiği, gerek akar vaziyetteki pınarın gerekse tünek akiferlerin zarar görmemesi için sahadaki kazı faaliyetlerinin 1420 metre ve üzerinde yapılmasının zorunluluk arz ettiği, ancak, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerde proje sahasında var olan tünek akiferlerden bahsedilmediği, var olan ve daimi akar vaziyetteki pınarın göz ardı edildiği, gerek pınarın gerekse tünek akiferlerdeki yer altı suyu rezervinin patlatmalardan kaynaklı titreşimlerden nasıl ve ne derece etkileneceğine, olası etkileşimlerin bertaraf edilebilmesi için ne tür önlemler alınacağına dair bir bilgiye rastlanılamadığı tespit ve kanatine yer verildiği, çevresel etki değerlendirme kısmında; proje tanıtım dosyasının, 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ÇED Yönetmeliği Ek-4’de verilen proje tanıtım dosyasının hazırlanmasında esas alınacak seçme eleme kriterleri formatına uygun hazırlandığı, ÇED alanı (proje alanı) etki alanı içinde su kaynağı, mevsimsel akışlı kuru dere, terkedilmiş eski yapılar, yabanileşmeye yüz tutmuş bağ-bahçe, Kızıl Şahin yuvası ve yöre için endemik aynı zamanda nesli tehlikede olan Bey Çıngırağı bitkisinin bulunduğu, ÇED alanı kuzeyinde başka maden ocaklarının bulunduğu, en yakın maden ocağının 1500 metre kuş uçuşu mesafede olduğu, bu maden ocağı ile dava konusu maden ocağının etki alanlarının belirli bölümünün birbiri ile çakışacağı kısımların kümülatif etki göstereceği, davaya konu proje tanıtım dosyasında gürültü, titreşim, toz emisyon hesaplamalarının yapıldığı ancak hesaplamalara kümülatif etki gösterecek, ÇED alanı kuzeyinde bulunan maden ocağı verilerinin eklenmediği, projenin çevresel etkileri için maksimum gürültü seviyesi, toz emisyon miktarları, titreşim hızı belirlenmesine karşın değerlendirmelere proje etki alanındaki çevresel unsurların eklenmediği tespitlerine yer verildiği görülmektedir. Dava dosyasının Dairemizin E:2023/512 sayılı temyiz dosyasıyla birlikte incelenmesinden; Dairemizin E:2023/512 sayılı temyiz dosyasında; bakılan dosyada dava konusu edilen projeye yakın mesafede yer aldığı anlaşılan Malatya İli, Yeşilyurt İlçesi, … Mahallesi mevkiinde gerçekleştirilmesi planlanan “Kalker Ocağı ve Kırma Eleme Tesisi” projesine ilişkin olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından verilen “Çevresel Etkisi Değerlendirmesi Olumlu” kararının dava konusu edildiği, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Dairemizin 07/06/2022 tarih ve E:2022/1419, K:2022/6755 sayılı kararıyla bozulduğu, anılan bozma kararında, dava konusu projenin bulunduğu bölgede gerçekleştirilmesi planlanan benzer nitelikteki projeler için verilen ÇED Olumlu kararı ile ÇED Gerekli Değildir kararlarının iptali için açılan davalar sonucunda davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararlarının temyiz incelemesinin yapıldığı Dairemizin E:2022/271 (bakılan işbu davada daha önce davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararının temyiz incelemesinin yapıldığı dosya) ve E:… sayılı dosyalarında Mahkemece yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporları denetime elverişli bulunmayarak yeni bilirkişi heyetiyle proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle temyize konusu Mahkeme kararlarının bozulmasına karar verilmiş olduğu, temyize konu Mahkeme kararı ile Dairemizin E:2022/271 ve E:2022/1226 sayılı dosyalarına konu Mahkeme kararları arasında çelişkiye mahal verilmemesini teminen hem de temyize konu dosyadaki bilirkişi raporunda yer alan bazı tespitlerin açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulduğu, Mahkemece bozma kararına uyularak yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiği, davanın reddi yolundaki kararın ise Dairemizin 05/04/2023 tarih ve E:2023/512, K:2023/3496 sayılı kararıyla, projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyetiyle proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, bakılan dosya ile Dairemizin E:2023/512 sayılı dosyasında dava konusu projelerin aynı havza içinde ve yakın mesafede yer aldıkları göz önünde bulundurulduğunda, anılan dosyalara ilişkin olarak Mahkemelerce aynı bilirkişi heyetiyle keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hazırlanan bilirkişi raporlarında birbirleriyle çelişen tespit ve kanaatlere yer verilmesinin önüne geçileceği ve bu şekilde hazırlanan bilirkişi raporları hükme esas alınmak suretiyle verilecek Mahkeme kararının hem tarafların adalet duygusunu tatmin edeceği hem de tereddüte yer vermeyecek şekilde sonuca ulaşılmasını sağlayacağı açıktır. Belirtilen nedenlerle, bakılan dosya ile Dairemizin E:2023/512 sayılı dosyasına konu davada verilecek Mahkeme kararı arasında çelişkiye mahal verilmemesini teminen İdare Mahkemesince; yukarıda belirtilen hususlar ile tarafların iddiaları, projenin yeri, nitelikleri ve proje tanıtım dosyasını hazırlayanların uzmanlık alanları da dikkate alınarak, dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararına konu faaliyetin çevre üzerindeki olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığının araştırılması amacıyla, aralarında çevre mühendisi, biyolog, hidrojeoloji mühendisi, ziraat mühendisi gibi uzmanlar da bulunmak ve gerekirse başka dallardan öğretim görevlilerine de yer verilmek suretiyle, projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyetiyle (Dairemizin E:2023/512 sayılı dosyasına konu davada belirlenecek aynı bilirkişi heyetiyle) proje alanında keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve bunun sonucunda düzenlenecek raporun incelenmesi suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında yeniden karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı ve müdahillerin temyiz istemlerinin kabulüne, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 05/04/2023 tarihinde usulde oyçokluğu, esasta oybirliğiyle karar verildi.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir