📜 Danıştay Karar Künyesi
6. Daire – 2021/10158 – 2023/4188 – 27.04.2023
🔎 Karar Özeti
Danıştay, İzmir’de gerçekleştirilecek Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu nedeniyle yapılan acele kamulaştırmanın hukuka aykırı olduğuna hükmetti. Taşınmazın acele kamulaştırılması için gerekli olan olağanüstü koşulların mevcut olmadığına karar verilerek Cumhurbaşkanı Kararının iptaline yönelik yol açıldı.
Karar İçeriği
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/10158
Karar No : 2023/4188
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … – …
2- … Genel Müdürlüğü – …
VEKİLLERİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : İzmir ili, Bergama ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselde yer alan taşınmazın, İzmir İli, Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı 1. Kısım işinin yapılması amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 03.07.2021 tarihli, 31530 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Acele kamulaştırma usulünün istisnai bir yöntem olduğu, uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasını gerektirecek olağanüstü bir koşulun mevcut olmadığı, Antik Selinos Kanalı restorasyonu ve ıslahı için acelelik durumunun söz konusu olmadığı ileri sürülmüştür.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Proje alanının 1. ve 3. derece arkeolojik sit ve 3. derece kentsel sit alanında kaldığı, kamulaştırma çalışmalarının … tarihli, … sayılı kamu yararı kararına istinaden yürütüldüğü, taşınmazın 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında yol ve dere alanında kaldığı, aynı zamanda kamulaştırma sınırı genel vaziyet planı içinde bulunduğu, işin yürütülmesi aşamasında kamulaştırma problemlerinin çözümü, sürecin uzamaması ve taşınmaz maliklerinin mağdur edilmemesi için, ayrıca; projenin bazı parsellerindeki kamulaştırmaların gecikmesinden dolayı mevsimsel iklim değişikliğinden kaynaklı yaşanılabilecek taşkın hallerinde, araştırma kazılarından çıkabilecek özgün nitelikteki buluntuların kaybolma ihtimalinden dolayı acele kamulaştırmanın gerekli olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Aynı dava konusu işleme karşı başka bir davacı tarafından Dairemizin 2021/10154 esasına kayıtlı dava dosyasına sunulan 06/07/2021 tarihli kamulaştırma kararına konu parseller listesinde, davaya konu taşınmazın da yer aldığı halde henüz kamulaştırılması işlemlerine başlanmadığı ve Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmaza yönelik el koyma davasının da açılmadığı bilgisine ulaşıldığından, “İzmir İli, Bergama İlçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel”de yer alan taşınmazın kamulaştırılmasında acelelik halinin bulunmadığı, anılan taşınmaz yönünden dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Dava, İzmir İli, Bergama İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın, İzmir İli, Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı 1. Kısım işinin yapılması amacıyla Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin 03.07.2021 tarihli, 31530 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın 35. maddesinde: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde: “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmü yer almıştır.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa ve uluslararası sözleşmelerin mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelerinde mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği, mülkiyet hakkına müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
İdareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulü olan acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelilik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilir.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının Ek’inde bulunan listede yer almasına karşın taşınmaza ilişkin kamulaştırma kararı alınmadığı, taşınmazların kamulaştırılması için parsel bazlı inceleme yapan İzmir 2 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu ve Bergama Belediye Başkanlığının değerlendirmeleri neticesinde, uygun görüldüğünde, Bölge Müdürlüğünce kamulaştırma işlemlerine başlanılacağının belirtildiği, İzmir İli, Bergama İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz haricindeki taşınmazların hem acele kamulaştırma kararında, hem hazırlanan kamulaştırma planında, hem de kamulaştırma kararında bulunduğu, acele el koyma davası açılmayan ancak acele kamulaştırma kapsamında bulunan taşınmazlara ilk etapta el atılmayacağından, bu taşınmazların kamulaştırma kararı dışında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu işlemle uyuşmazlığa konu taşınmazın acele kamulaştırılmasına karar verilmiş ise de, acele kamulaştırma kararından önce taşınmazın kamulaştırılmasına ilişkin bir karar alınmadığı, henüz kamulaştırma kararı alınmayan bir taşınmazın kamulaştırılmasında acelelik halinin varlığından da söz edilemeyeceği açık olduğundan, dava konusu acele kamulaştırma işleminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/04/2023 tarihinde, davacı vekili Av. … ‘ın ve davalı idareler vekili Av. … ‘in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, üye … ‘in ‘Dairemizce keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi gerektiği” yolundaki usule yönelik azlık oyuna karşılık, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İzmir ili, Bergama ilçesi, Selinos Deresinde yapılacak olan Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı İşi çalışmalarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nce yürütülmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 10/08/2020 tarihli kamu yararı kararı alınmış, akabinde de anılan projenin 1. kısım işlerinin yapılması amacıyla 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla, ekli harita ve listede bulundukları yerler ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
Bakılan dava, dava konusu acele kamulaştırma kararının davacıya ait taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 35. maddesinde: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde: “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Özel mülkiyet hakkının korunması gereken temel insan hakları arasında öngörüldüğü, anayasa ve uluslararası sözleşmelerde mülkiyet hakkını korumaya yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerde mülkiyet hakkına müdahalelerin olabileceğinin öngörüldüğü, ancak bu müdahalelerde kamu yararı gerekçesi, kanuni düzenleme gereği ve ölçülülük yada orantılılık gibi uluslararası hukukun genel ilkelerinin varlığının dikkate alınması gerektiği, aksi durumda müdahalenin mülkiyet hakkı ihlaline neden olacağı kabul edilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da bu hususların açık bir şekilde ortaya konulduğu görülmektedir.
Anayasa’nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin Kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir Acele kamulaştırma usulü idareye kamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmaza el koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür. Acele kamulaştırmada, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile Mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır.
Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir.
Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta; davaya konu taşınmazların acele kamulaştırılmasına yönelik şartların oluşup oluşmadığı, yani acelelik durumunun bulunup bulunmadığı yönünden bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, İzmir ili, Bergama ilçesi, Selinos Deresi’nde “Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı” projesi kapsamında yapılacak olan bilimsel kazı ve temizlik, restorasyon, konservasyon, çevre düzenleme çalışmaları ile yeni kargir duvar imalatlarının planlandığı; proje güzergahının, Bergama ilçe merkezinde bulunan I. ve III. Derece Arkeolojk Sit alanlarından ve taşınmaz kültür varlığı olarak tescilli yapılar arasından geçtiği, bu nedenle İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca, Kurulun … tarihli, … sayılı kararıyla daha önce uygun bulunmuş müdahale paftası ve peyzaj projelerinde öngörülen veriler doğrultusunda Bergama Müze Müdürlüğü, ilgili belediyesi ve proje müellifi sorumluluğunda projenin uygulanmasında sakınca bulunmadığına dair … tarihli, … sayılı kararın alındığı; “Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı” işi vasıtasıyla Selinos Deresindeki çeşitli dönemlere ait kültürel miras öğelerinin gün yüzüne çıkarılması, Bergama ilçe merkezinin hem fiziksel hem sosyal çevre açısından gelişmesi, yerel halkın sosyal ve fizksel olanaklarının arttırılması, turizm gelirlerinin artması ile ülke ekonomisine katkı sağlanacağı gerekçeleriyle, İzmir Bergama Antik Selinos Kanalı Restorasyonu ve Islahı I. Kısım kapsamında kalan taşınmazların kamulaştırılması için … tarihli, … sayılı kamu yararı kararının alındığı, sonrasında da 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesine dayanılarak davacıya ait taşınmazın da içinde yer aldığı toplam 132 adet parselin acele kamulaştırılmasına yönelik dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının alındığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından acele kamulaştırma usulünün tercih edilmesinin gerekçeleri olarak; Bergama ilçe merkezinden geçen Selinos deresinin 1382 metrelik kısmında ıslah çalışmaları doğrultusunda kazı, temizlik, restorasyon, konservasyon, çevre düzeni çalışmaları ve kargir duvar imalatı yapılacağı, derenin taşkın debilerinin Q100=205,20 m3/sn, Q500=263,33 m3/sn olduğu, bazı parsellerdeki kamulaştırma gecikmelerinden dolayı mevsimsel iklim değişikliklerinden kaynaklı yaşanabilecek taşkın hallerinin kazılardan çıkacak özgün nitelikteki buluntuların kaybına sebebiyet vereceği, yapılan çalışmalar esnasında dere kenarındaki bazı mülkiyetlerin istinat duvarının yapımını engellediği, derede bulunan kapak tonozların üzerindeki konutların tarihi dokuyu yıprattığı ve oluşacak çökme esnasında derenin tıkanmasına neden olacağı, evsel atıkların vahşi şekilde dereye akıtıldığı, bu hususta teknik elemanlar tarafından yerinde incelemeler yapıldığı, diğer taraftan; sürecin, normal bir dere ıslahı projesine göre çok uzun sürecek unsurlar içermesi (sahada öncelikle araştırma kazılarının yapılacak olması, kazılardan çıkan kalıntıların rölövelerinin alınması gerekliliği, ancak bu aşamalardan sonra uygulama çalışmalarına geçilebileceği) bu durumun çevre halkını mağdur etmemesi ve projenin bir an evvel tamamlanarak ülke ekonomisine katkıda bulunulması hususlarının sayıldığı görülmektedir.
Ayrıca, dava konusu taşınmazın 2012 tarihli koruma amaçlı uygulama imar planında yol ve dere alanında kaldığı bildirilmiş, davacı tarafından da kamu yararı kararına, uygulama imar planına ve ıslah projesine karşı açılmış dava bilgisine ulaşılmamamıştır.
Olayda, davacının taşınmazının davaya konu proje güzergahında ve acele kamulaştırma listesinde olduğu, proje kapsamında yapılacak uygulamaların gerek çevrenin güzelleştirilmesi, gerek kültürel mirasın gün yüzüne çıkartılması ve gerekse ülke ekonomisine sağlayacağı katkılar bakımından kamu yararına olduğu; proje güzergahının fiziksel koşulları, kamulaştırma sürecinin uzaması halinin yöre halkının mağduriyetine neden olacağı gibi, olası taşkınlar nedeniyle bazı kültürel varlıkların kaybının söz konusu olabileceği hususları dikkate alındığında, acelelik halinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, uygulanmasında kamu yararı ve acelelik halinin mevcut olduğu yukarıda ortaya konulmuş olan dava konusu Cumhurbaşkanı kararının, davacının taşınmazına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 02/07/2021 tarih ve 4220 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının uyuşmazlığa konu taşınmaz yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca (Aynı tarifenin 22. maddesine dayanılarak vekalet ücretinin %50’si uygulanmak suretiyle) … -TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/04/2023 tarihinde usulde ve esasta oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X):
Dairemizin aynı Cumhurbaşkanı kararına karşı başka bir parsel maliki tarafından açılan ve 2021/10154 esasına kayıtlı dosyasında yapılan ara kararlara davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce verilen cevaplarda, “İzmir ili, Bergama ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parselde yer alan taşınmaz haricindeki tüm taşınmazlar hakkında (Dava konusu taşınmazda dahil olmak üzere) kamulaştırma kararı alındığı, anılan parsel haricindeki tüm taşınmazların hem acele kamulaştırma kararında, hem de hazırlanan kamulaştırma planında ve kamulaştırma kararında bulundukları, acele el koyma davası açılmayan ancak acele kamulaştırma kapsamında bulunan taşınmazlara ilk etapta el atılmayacağından bu taşınmazların kamulaştırma kapsamına alınmadıklarının bildirildiği görülmüştür. Bu durumda ilk etapta hakkında acele el koyma davası açılmayan taşınmazların kamulaştırılmasında acelelik halinin bulunmadığı kanaatiyle, davacıya ait taşınmaz hakkında da acele el koyma davası açılmadığından, davaya konu Cumhurbaşkanı Kararının davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmının hukuka uygun olmadığı düşüncesiyle Dairemiz kararına katılmıyorum.