Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul ve Esasların Hukuka Uygunluğu Hakkında Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

İdare Dava Daireleri Kurulu – 2022/2001 – 2022/2752 – 06.10.2022


🔎 Karar Özeti

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına ilişkin usul ve esasların bazı maddelerinin iptali istemini reddederek, düzenlemelerin hukuka uygun olduğunu belirtmiştir. Söz konusu düzenlemelerin, öğretim üyeleri için alan sınavının niteliği ve adayların yetkinliklerinin değerlendirilmesi açısından önemli olduğu ifade edilmiştir.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2001 Karar No : 2022/2752 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sendikası VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2021/4025, K:2022/1148 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul ve Esaslar’ın Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulunun 14/05/2015 tarihli kararı ile değişik 3. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “ve/veya sözlü sınavı” ibaresi ile 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Dört katından daha fazla aday çağrılmasına Yönetim Kurulu yetkilidir.” ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 24/02/2022 tarih ve E:2021/4025, K:2022/1148 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 21/01/2021 tarih ve E:2020/395, K:2021/79 sayılı bozma kararına uyularak; Anayasa’nın 130. maddesinin 9. fıkrası ile 131. maddesi, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 6. maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile 10. maddesi ve 2015 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun (İ) Cetvelinde yer alan kurallar aktarılarak; Dava konusu Usul ve Esaslar’ın 3. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “ve/veya sözlü sınavı” ibaresi yönünden; Dava konusu Usul ve Esaslar’ın “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, “Alan Sınavı: Yürütme Kurulunca belirlenen alanlarda yapılan, adayların ilgili bilim alanında bilgi, yetkinlik ve ifade gücünü ölçen, sonucu açıklandığı tarihten itibaren iki yıl geçerli olan ve aynı alanda ÖYP araştırma görevlisi kadrolarına başvurularda kullanılacak yazılı ve/veya sözlü sınavı” hükmünün yer aldığı, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programının amacının, artan üniversite sayısına bağlı olarak öğretim üyesi ihtiyacının artması nedeniyle Yükseköğretim Kurulunun uygun gördüğü lisansüstü eğitim-öğretim verme imkanına sahip yükseköğretim kurumlarında, öğretim üyesi ihtiyacı olan diğer yükseköğretim kurumlarının araştırma görevlilerine lisansüstü eğitim yaptırılması yoluyla öğretim üyesi yetiştirilmesinin sağlanması olduğu, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına yapılacak alımlarla ilgili alan sınavının, adayların ilgili bilim dalındaki bilgi, yetkinlik ve ifade gücünün ölçülmesi amacıyla getirilmiş olduğu anlaşılmış olup, üniversitelerde istihdam edilecek öğretim elemanlarının yaptıkları işin mahiyeti gereği atanacakları bilim dalındaki bilgilerinin ölçülmesinin yanında bunları yetkin bir şekilde ifade edebilmesinin de oldukça önemli olduğu, Üniversitelerin ilgili bilim alanında sözlü sınav yapılıp yapılmaması konusunda seçim hakkı bulunmakla birlikte, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programının daha verimli ve etkin kullanılması, araştırma görevlisinden beklenenin sağlanması ve ilgili bilim alanının ihtiyaç ve gereklerinin tam anlamıyla karşılanabilmesini teminen ilgili bilim alanının niteliğine göre sözlü sınav yapılması gerekliliğinin bazen bir zorunluluk bazen de bir seçimlik uygulama olduğu, Bu durumda, öğretim üyeliğinin ilk basamağını oluşturan, yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan araştırma görevlisi adayları için, üniversitelerden gelen talepler de dikkate alınarak hizmetin daha iyi işlemesi amacıyla yapılan düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Dava konusu Usul ve Esaslar’ın 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Dört katından daha fazla aday çağrılmasına Yönetim Kurulu yetkilidir.” ibaresi yönünden; Dava konusu Usul ve Esaslar’ın “Başvuru, değerlendirme ve atama” başlıklı 6. maddesinin 2. fıkrasında, “Alan Sınavına başvuran adaylar arasından, ÖYP puanı en yüksek puandan başlanarak ilan edilen kadro sayısının en az dört katı kadar aday çağrılır. (Dört katından daha fazla aday çağırılmasına Yürütme Kurulu yetkilidir). Son sıradaki aday ile eşit puanı olan diğer adayların da başvuruları kabul edilir.” hükmünün yer aldığı, Bu fıkrada, ÖYP puanı en yüksek puandan başlanarak ilan edilen kadro sayısının en az dört katı kadar aday çağrılacağı, dört katından daha fazla aday çağırılmasına Yürütme Kurulunun yetkili olduğu belirtilmiş olup, bu konuda objektif bir düzenlemeye yer verildiği anlaşıldığından, söz konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu Usul ve Esaslar’ın 3. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “ve/veya sözlü sınavı” ibaresinden alan sınavının sadece sözlü olarak da yapılabileceğinin anlaşıldığı, sadece sözlü sınavın idarenin keyfi uygulamalar yapmasına neden olabileceği, sözlü sınavın öznel değerlendirmeye açık olduğu, dava konusu Usul ve Esaslar’ın 6. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Dört katından daha fazla aday çağrılmasına Yönetim Kurulu yetkilidir.” ibaresi ile alan sınavına ilan edilen kadro sayısının dört katından fazla aday çağırma konusunda YÖK Yürütme Kuruluna yetki verildiği, bu düzenlemenin idarenin keyfi uygulamalar yapmasına neden olabileceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan; “a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 24/02/2022 tarih ve E:2021/4025, K:2022/1148 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 06/10/2022 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 10. maddesi ve Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun ilgili hükümlerine dayanılarak hazırlanan “Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul ve Esaslar”ın 1. maddesinde, bu Usul ve Esaslar’ın amacının, yükseköğretim kurumlarına Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı kapsamında öğretim üyesi yetiştirilmesi amacıyla araştırma görevlisi kadrolarına atananlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek olduğu belirtildikten sonra; ÖYP kadroları, başvuru, değerlendirme ve atama, yabancı dil eğitimi ve lisansüstü eğitim-öğretim, kaynak aktarımı, ÖYP giderleri ve harcamalar konusunda ayrıntılı düzenlemeler yapılmıştır. Amacı, kapsamı ve düzenleme alanına yukarıda yer verilen dava konusu Usul ve Esaslar’ın hukuka uygun olup olmadığının, idarenin düzenleme yetkisi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü için, genel olarak, idarenin düzenleme yetkisinin kapsamı ve bu bağlamda idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisi üzerinde durulmalıdır. Anayasa’nın 124. maddesinde yer alan “Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Hangi yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı kanunda belirtilir.” hükmü, idarenin özerk ve türev düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. İdarenin düzenleme yetkisinin aslında ikincil, türev nitelikte olduğu hususunda bugün için bir duraksama bulunmamaktadır. Anayasa’ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini yasalar çerçevesinde ve yasalara uygun olarak kullanması gereklidir. Yasanın öngördüğü düzenleme yetkisinin yine yasada belirtildiği gibi kullanılması, yasa hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması zorunludur. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlığa bakıldığında, davalı idarenin dava konusu alandaki düzenleme yetkisinin ve bu yetkinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının irdelenmesi gerekmektedir. 2547 sayılı Kanun’un “Yönetmelikler” başlıklı 65. maddesinde, öğretim elemanlarının yetiştirilme esaslarının Yükseköğretim Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği öngörülmüş; 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Merkezi sınav” başlıklı Ek 8. maddesinde; öğretim görevlisi, okutman, araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısı için Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılacak merkezi sınavda 100 puan üzerinden en az 70 puan almak ve bu sınavı müteakip yükseköğretim kurumlarınca yapılacak giriş sınavında başarılı olmanın şart olduğu belirtildikten sonra, merkezi sınav ile giriş sınavlarının yapılması ve diğer hususlara ilişkin esas ve usûllerin Yükseköğretim Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmıştır. Öte yandan, 3011 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanacak Olan Yönetmelikler Hakkında Kanun’la, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kamu personeline ait genel hükümlerini kapsayan yönetmeliklerin Resmi Gazete’de yayımlanacağı belirtilmiştir. Değinilen Kanun hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; davalı idarenin öğretim üyeleri, öğretim görevlileri, okutmanlar ile öğretim yardımcıları (araştırma görevlisi, uzman, çevirici ve eğitim-öğretim planlamacısının) yetiştirilmesi, atanması v.b. hususlarını çıkaracağı yönetmelikle düzenlemesi gerekmektedir. Her ne kadar, dava konusu Usul ve Esaslar’ın dayanağı olan 2547 sayılı Kanun’un “Kaynak aktarımı” başlıklı 10. maddesinde; “Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığının bir önceki yıla ait bütçe geliri ile bütçe gideri farkının % 25’i her yıl şubat ayı sonuna kadar Yükseköğretim Kurulu hesabına aktarılır. Aktarılan bu tutarı, bir yandan Yükseköğretim Kurulu bütçesinin (B) işaretli cetveline öz gelir, diğer yandan (A) işaretli cetvelin mevcut veya yeni açılacak tertiplerine ödenek olarak eklemeye Yükseköğretim Kurulu yetkilidir. Sermaye ödenekleri, yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir. Ödenek kaydedilen tutarlar, öncelikle yükseköğretim kurumlarının bilimsel araştırma projeleri ile yurt içi ve yurt dışı öğretim elemanı ve öğrenci değişim programlarının desteklenmesi, yurt içi ve yurt dışında öğretim üyesi ve araştırmacı yetiştirilmesi ile Yükseköğretim Kurulunun fiziki ve beşeri altyapısının güçlendirilmesi amacıyla kullanılır. Söz konusu hizmet ve faaliyetlere ilişkin olarak Yükseköğretim Kurulunca uygun görülen tutarlar, ilgili yükseköğretim kurumlarına tahakkuk ettirilmek suretiyle ödenir. Yurt içi ve yurt dışında öğretim üyesi ve araştırmacı yetiştirilmesi amacıyla yükseköğretim kurumlarına ödenen tutarlar karşılığını bir yandan ilgili yükseköğretim kurumunun (B) işaretli cetveline öz gelir, diğer yandan (A) işaretli cetveline ödenek kaydetmeye ilgili yükseköğretim kurumu yetkilidir. Bilimsel araştırma projeleri ile yurt içi ve yurt dışı öğretim elemanı ve öğrenci değişim programlarının desteklenmesi amacıyla yükseköğretim kurumuna aktarılan tutarlar, ilgili yükseköğretim kurumunun bütçesine gelir kaydedilmeksizin, açılacak özel hesaplarda izlenir. Yurt içi ve yurt dışı öğretim elemanı ve öğrenci değişim programlarının desteklenmesi amacıyla program yürütücüsü yükseköğretim kurumunun özel hesaplarda izlediği tutarlardan, programlardan yararlanan öğrencilere burs verilebilir. Burs tutarı, 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs Kredi Verilmesine İlişkin Kanuna göre, lisans öğrenimi gören öğrencilere ödenmekte olan burs tutarının üç katını geçemez. Öğretim elemanlarına ise bu Kanun, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta yer alan kısıtlamalara bağlı olmaksızın 2914 sayılı Kanunun 11 inci maddesindeki unvanlar itibarıyla belirlenen ek ders ücretinin on katını geçmemek üzere ek ders ücreti ödenebilir. Ayrıca, program süresi ile sınırlı olmak kaydıyla program kapsamında yapılan her türlü harcamalar özel hesaptan karşılanır. Bilimsel araştırma projelerinin desteklenmesi için özel hesaba aktarılan tutarların harcanması ve muhasebeleştirilmesi ile yurt içi ve yurt dışı öğretim elemanı ve öğrenci değişim programlarının desteklenmesi amacıyla özel hesaba aktarılan tutarların kullanımı, bu kapsamda yapılacak ödemeler ile diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulunca müştereken belirlenir. Bu kapsamda yapılan harcamalar 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre denetlenir.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına yönelik kaynağın kullanım usul ve esasları belirlenmiş ise de, maddede bu program kapsamında yapılacak atama usulünün yönetmelik dışında usul ve esaslar şeklinde düzenleneceği konusunda ayrıksı bir hükme yer verilmemiştir. Bu durumda; amacı, kapsamı ve düzenleme alanı göz önünde bulundurulduğunda davalı idarenin bu konudaki düzenleme yetkisini yönetmelik çıkarmak suretiyle kullanması ve bu yönetmeliği de Resmi Gazete’de yayımlaması gerekirken, usul ve esaslar şekilnde düzenleme yapmasında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul ve Esaslar’ın Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulunun 14/05/2015 tarihli kararı ile değişik 3. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde, “Alan Sınavı: Yürütme Kurulunca belirlenen alanlarda yapılan, adayların ilgili bilim alanında bilgi, yetkinlik ve ifade gücünü ölçen, sonucu açıklandığı tarihten itibaren iki yıl geçerli olan ve aynı alanda ÖYP araştırma görevlisi kadrolarına başvurularda kullanılacak yazılı ve/veya sözlü sınavı, … ifade eder” düzenlemesine yer verilmiştir. Söz konusu Usul ve Esaslar’ın 5. maddesinin 1. fıkrasında, “Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına araştırma görevlisi olarak atanmak üzere veya alan sınavına girebilmek için ya da program gereğince bir ÖYP Üniversitesinde lisansüstü eğitim-öğretim görmek amacıyla başvuran her bir ÖYP araştırma görevlisi için bir ÖYP puanı hesaplanır.”; 2. fıkrasında, “ÖYP puanının hesaplanmasında lisans not ortalamasının % 35’i, Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı (ALES) puanın % 50’si ve varsa yabancı dil sınavı puanın % 15’i dikkate alınır.”; 6. maddesinin 2. fıkrasında, “Alan Sınavına başvuran adaylar arasından, ÖYP puanı en yüksek puandan başlanarak ilan edilen kadro sayısının en az dört katı kadar aday çağrılır (Dört katından daha fazla aday çağırılmasına Yürütme Kurulu yetkilidir). Son sıradaki aday ile eşit puanı olan diğer adayların da başvuruları kabul edilir.” hükümlerine yer verilmiştir. Anılan düzenlemelerden, ÖYP araştırma görevlisi olarak atanmak üzere başvuran her bir aday için bir ÖYP puanı hesaplanacağı, başvuran adaylar arasından, ÖYP puanı en yüksek puandan başlanarak ilan edilen kadro sayısının en az dört katı kadar adayın alan sınavına çağrılacağı, alan sınavının yazılı ve/veya sözlü sınav şeklinde yapılacağı ve alan sınavı sonucuna göre atamaların yapılacağı anlaşılmaktadır. Bu düzenlemelere göre, sadece sözlü sınav şeklinde yapılan alan sınavı sonucuna göre atamaların yapılması mümkündür. Sözlü sınav, yazılı sınavı tamamlayıcı nitelikte, bilgi ve liyakatı ölçmek, adayın mesleğe uygun yeteneğe ve kültürel birikime sahip olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmaktadır. Bu çerçevede, sözlü sınavın temel amacı, yazılı sınav yapılmak suretiyle nesnel bir biçimde tespit edilenler arasından en başarılı adaydan başlayarak en uygun olanların seçilmesidir. Dolayısıyla, tamamlayıcı nitelikte olması gereken sözlü sınavın, seçimin tek belirleyicisi olarak düzenlenmesi, bu haliyle somut olarak değerlendirilebilecek ve adaylar arasında objektifliği sağlayabilecek nesnel bir değerlendirme ölçütü olan ÖYP puanının değerlendirme dışı bırakılarak, başarı sıralamasının yalnızca sözlü sınav sonuçlarına göre oluşturulması hukuka aykırıdır. Bu durumda, Öğretim Üyesi Yetiştirme Programına İlişkin Usul ve Esaslar’ın Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulunun 14/05/2015 tarihli kararı ile değişik 3. maddesinin 1. fıkrasının (h) bendinde yer alan “ve/veya sözlü sınavı” düzenlemesindeki “veya” ibaresinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, söz konusu ibare yönünden davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir