Danıştay Kararı

FETÖ ile İrtibat Nedeniyle Meslekten Çıkarma Kararının Değerlendirilmesi Üzerine Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

5. Daire – 2016/57326 – 2020/5820 – 15.12.2020


🔎 Karar Özeti

Danıştay, davacının FETÖ ile irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılmasına dair Hakimler ve Savcılar Kurulu kararının hukuka uygun olduğuna ve bu nedenle yeniden inceleme talebinin reddine hükmetmiştir.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2016/57326 Karar No : 2020/5820 DAVACI : … DAVALI : … Kurulu VEKİLİ : Av. … DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Meslek öncesi ve sonrasında FETÖ/PDY terör örgütünün okullarına ve dershanelerine gitmediği, ev ve yurtlarında kalmadığı, söz konusu örgüte himmet veya başka bir ad altında para vermediği, hakim adayı olduğu dönemde albüm kurulunda yer almadığı, bu örgüt tarafından kullanılan haberleşme programlarını kullanmadığı, kendisinin ve ailesinin bu örgüte üyeliğinin, örgütle irtibat veya iltisaklarının bulunmadığı, HSK’nın düzenlediği veya destek verdiği yabancı dil eğitimi programlarından yararlanmadığı, yüksek lisans yapmadığı, unvanlı görevde bulunmadığı, sosyal medyada bu örgüt lehine paylaşımda bulunmadığı, 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde kimseyi oy istemek için aramadığı, adliye ziyareti yapmadığı, HSK üyeliğine aday olanlardan sadece … nın yemeğine hemşehrisi olması ve bağımsız olduğunu düşündüğünden katıldığı, başka hiçbir bağımsız adayın toplantısına katılmadığı, … dahil kimse için oy istemediği, kimseden talimat almadığı, kimseye talimat vermediği, evliliğinde kimsenin dahlinin olmadığı, hiçbir dernek üyeliğinin bulunmadığı, dava konusu kararda genel ifadeler kullanıldığı, şahsına atfedilen bir eylem bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun ilgili hükümlerine değil Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi’ne dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa’nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının kendisine ilişkin kısmının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir. Tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi. T.C. Anayasasının 138. maddesinde, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. …”, 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz, …. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”, “Hakimler ve Savcılar Kurulu” başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, “Kurul, … meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.”, bu maddenin 10. fıkrasında ise, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. … ” hükümlerine yer verilmiştir. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” başlıklı 53. maddesinde, “Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, …. hallerinde görevleri sona erer.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun “Kurulun görevleri” başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, “Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, “Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu” başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği hükme bağlanmıştır. 15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki … tarih ve … sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu’nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …. hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca …. meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.” şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır. 08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan 23.01.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 11. maddesinin 2. fıkrası ile, “22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir.” hükmü getirilmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, itirafçıların beyanları birlikte dikkate alınarak, ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılan davacı tarafından bu karara yapılan itiraz da anılan Kurulun … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmiştir. 667 sayılı KHK’nin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa’ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği belirtilmiştir. 6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde, “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür. Dosyanın içeriği ile davalı idarece sunulan CD’lerin incelenmesinden, ifadesi alınan şüpheli/tanıklardan, …’ın; “Giresun Adliyesine 2014 Haziran ayı kararnamesi ile atandığını, atandıktan sonra Adli Tatil akabinde HSYK seçim sürecinin başladığını, bu seçim sürecinde adliyenin ikiye bölündüğünü, bir tarafta yaz kararnamesinde Van’a atanan HSYK seçim sürecinde … Başsavcısı olan … Başsavcısı … önderliğinde o dönem … Hakimi olan … Sulh Ceza Hakimi olarak vazife yapan … , … Sulh Ceza Hakimi … , yaz kararnamesinde İzmir’e atanan Savcı … ile birlikte Yargıda Birlik seçimlerinde aktif rol aldıklarını, diğer tarafta da sözde bağımsız olan özde ise FETÖ’ye bağlı hareket eden bir yapılanmanın olduğunu, bir defasında FETÖ soruşturması kapsamında meslekten ihraç edilen o dönem … Savcısı olan … ‘a atandığı Haziran ayından 3-4 ay sonra iadei ziyaret yaptığında bu ziyaretin HSYK seçim dönemine denk geldiğini, odada … , FETÖ soruşturmasından ihraç edilen Savcı … isimli kişilerin olduğunu, Savcı … ‘ın “ne yaptın yemeği herkese haber verdin mi” şeklinde …’ye soru sorduğunu, … ‘nin de “evet” şeklinde cevap verdiğini, bahsedilen yemeğin sözde bağımsız özde FETÖ’ye bağlı …’ın yemeği olduğunu anladığını, bu yemeğin Yargıda Birlikçiler olan Başsavcı … , Hakimler …, …, Savcı … ve kendisine söylenmeyen, kendilerinin davet edilmedikleri bir yemek olduğunu, … ‘ın adliyeye bile uğramadan direkt yemeğe geçtiğini, yemeğin gizli olarak organize edilmekle birlikte … ‘in internet sitesinde ilan edilmek suretiyle deşifre edilmiş bir yemek olduğunu, bu yemeğe katılan hakim savcıların tamamının seçim sürecinde FETÖ ile birlikte hareket ettiklerini ve bir iki istisna haricinde bu yemeğe katılanların tamamının meslekten ihraç edildiğini, bu yemeği organize işini … ‘ın, … ‘ye ihale ettiğini daha önceki ziyaretinde anladığını, yemekten bir iki gün sonra şuan .. Sulh Ceza Hakimi olan … ile birlikte … ‘yi makamında ziyaret ettiklerini, …’nin masasında bir tomar halinde sözde bağımsız özde FETÖ’ye bağlı …’ın kartvizitlerinin tomar halinde olduğunu, …’ye “Hakim bey bu …’ın kartvizitleride altın sarısı, albenili ve gösterişliymiş” dediğini, bunun üzerine …’nin, …’ın Maraşlı ve hemşehrisi olması hasebiyle bir tomar halindeki kartvizitleri kendisine verdiğini söylediğini, kendisinin bu cevaba hayret ettiğini çünkü mesele hemşehricilik ise Yargıda Birlikçi …’ın da Maraşlı olduğunu, fakat …’ın Maraşlı …’ın yemeğine davet edilmediği gibi … ile görüşmediğini ve kendisine … tarafından kartvizitlerin tomar halinde takdim edilmediğini, …’nin seçim sürecinde ve seçimden sonra FETÖ’ye mensup hakim savcılar ile birlikte hareket ettiğini”, … ‘nin Yargıda Birlikçi olan meslektaşlarına mesafeli olduğunu, Savcı …’ın Kahramanmaraş ili Elbistanlı ilçesinden olduğunu, …’nin de Kahramanmaraş ili Elbistan ilçesinden olduğunu fakat …’ın yanına …’nin gelmediğini, …’ın da …’nin yanına gitmediğini, …’nin kendisinin yanına da pek gitmediğini, kendisinin de …’nin yanına gitmediğini, zaten Yargıda Birlikçi olan kimselerden sadece kendisinin yanına birkaç defa gelip gittiğini, …’nin adliyede sürekli FETÖ’ye mensup hakim savcılar ile birlikte takıldığını, birlikte hareket ettiğini, birlikte kahvaltılar yaptıklarını, birlikte tatlılar yediklerini, …’nin … tarafından internet sitesinde FETÖ militanı seçim hakimi olarak anıldığını öğrendikten sonra Savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu koridorda karşılaştıklarında kendisine söylediğini, bu suç duyurusundan sonra başka hangi müracatlar yaptığını bilmediğini, …. …’nin kendisinden FETÖ’ye oy istemediğini fakat FETÖ’cü …’ın yemeğini organizede görev alması ve yemeğe katılması, seçim sürecinde ve seçim sonrasında FETÖ’cü hakim savcılarla hareket etmesi sebebiyle Yargıda Birlikçi kadro ile … arasında hep bir mesafe olduğunu, seçimden 2-3 ay sonra …’nin yüzbin küsur sicilli birisi olmasına mukabil Hakim …’nun yüzelliüçbin küsur sicilli hakim olarak komisyon yedek üyeliğinin …’den …’ya geçtiğini, kıdem durumuna bakıldığında HSYK’nın bu tasarrufunun ile …’nin adliye içerisinde hareket tarzını gösterdiğini, bu tasarruftan sonra da …’nin FETÖ’cülerle birlikte hareket etme işinin sona ermediğini, olayla ilgili bilgi ve görgüsünün bundan ibaret olduğunu…”, …’nun; “…. bağımsız aday olduğu iddia edilen …’ın Giresun’da düzenlenen yemeğine adliyedeki …, …, …, …, …, …, …, …, …, … isimli şahıslarla birlikte katıldıklarını, … isimli kişinin adliyeye hiçbir şeklide gelmediğini ve yemeğin mesai saatleri içerisinde yapıldığını, yemeği adliyede bağımsız adayları desteklediğini söyleyen şahıslar tarafından gizlice organize edildiğini, adliyede …, … ve … önderliğinde adliye içinde gerekse hafta sonları dışarıda ve adliye lojmanında yemekler, organizasyonlar, kahvaltılar düzenlendiğini, Yargıda Birlik üyelerini ise hiçbir şekilde çağırmadıklarını ve kendi aralarında sürekli olarak bu şeklide ortalama haftada bir benzer organizasyonlar yapıldığını..” beyan ettikleri, şüpheli/tanık olarak ifadesi alınan diğer şahısların davacı …’nin olarak FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı konusunda bilgi ve görgülerinin olmadığı yönünde beyanda bulundukları, Sayısal (Dijital) Delil Elde Etme ve Tespit Tutanağında, davacının cep telefonu ve telefona takılı sim kart içerindeki sohbet kayıtlarında yer alan ve 15-16-17 Temmuz 2016 tarihindeki whatsapp gruplarında kayıtlı şahıslarla ilgili çıkarılan tespitlerden, bu şahıslardan dokuz tanesinin HSYK Genel Kurul Kararları ile meslekten çıkarılan hakim ve savcılarla isim benzerliği gösterdiğinin saptandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda anılan tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna ulaşıldığından bu gerekçeyle meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararında dolayısıyla davaya konu olan bu karara yapılan itirazın reddine ilişkin anılan Kurul kararının davacıyla ilgili kısmında hukuka aykırılık görülmemiştir. Kaldı ki kesinleşmemiş olmakla birlikte davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, … Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek “6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına” hükmedilmiştir. Diğer taraftan dava konusu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının davacıya ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmaması karşısında davacının bu karar nedeniyle parasal haklardan yoksun kaldığından söz edilemeyeceğinden ortada tazmini gereken bir hak bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/12/2020 tarihinde, davacının gelmediği; davalı idare vekili Av. …’ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin derdestlik dışındaki usule ilişkin itirazları yerinde görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü: Davacı tarafından bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin E:2017/2215 sayılı esasında kayıtlı bulunan dava dosyasının tarafları ve konusu aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir. MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : … tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair kararın iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlıdır. Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından aynı istemle Dairemizin E:2017/2215 sayılı dosyasına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı ve bu davanın Dairemizin 15/12/2020 tarih ve E:2017/2215, K:2020/5819 sayılı kararı ile reddine karar verildiği, anılan kararın ise henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Buna göre, yukarıda belirtilen ve Dairemizin E:2017/2215 sayılı esasına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle bu davanın incelenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davanın derdestlik nedeniyle İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/12/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir