Danıştay Kararı

İhtiyati Haciz Uygulamalarında Kamu Alacağının Korunması Hakkında Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

3. Daire – 2022/472 – 2023/5629 – 14.12.2023


🔎 Karar Özeti

Danıştay, Vergi Dava Dairesi’nin, şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle davacının taşınmazına uygulanan ihtiyati haczin hukuka uygun olmadığına dair kararını onaylayarak, ihtiyati haciz uygulamalarında hukuki teminatın gerekliliğini vurgulamıştır.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2022/472 Karar No : 2023/5629 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Müdürlüğü/… VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…K:… sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının kanuni temsilcisi olduğu … Bilişim ve Yazılım Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin 2012 yılına ait kurumlar vergisi, katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 13. maddesinin 3. bendi uyarınca adına kayıtlı Bolu İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Ada, … Parselde bulunan taşınmazına uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri kamu alacağının cebren tahsil ve takip işlemleri olmayıp, icrai muamelelere başlamadan önce, tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmemesi için korumaya yönelik işlemler olduğundan, bu işlemlerin asıl muhatabı kamu borçlusu, diğer bir deyişle verginin mükellefi veya sorumlusu ve tüzel kişilerde ayrıca kanuni ödevleri yerine getirmesi gereken kişi olup esas kamu borçlusu tüzel kişilik yanında, şirketi temsil ve ilzama yetkili olan yönetim kurulu üyeleri, icra komitesi üyeleri ve müdürleri adına teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin işlemlerin uygulanabileceği açık olduğundan, davacının taşınmazı üzerine uygulanan ihtiyati hacizde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacının taşınmazına, kanuni temsilcisi olduğu şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle uygulanan ihtiyati hacizde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra ihtiyati haciz kaldırılmıştır. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: İhtiyati haciz müessesesinin kamu alacağının teminat altına alınması amacıyla düzenlendiği, bu tedbirin uygulanması için 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesinde sayılı şartlardan birinin gerçekleşmesinin yeterli olduğu, kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla şirketin kanuni temsilcisi olan davacının taşınmazına uygulanan ihtiyati haczin hukuka uygun olduğu, davacı adına farklı taşınmazlar ve banka hesaplarına uygulanan ihtiyati hacizlere karşı da dava açıldığından uyuşmazlığın seri dava niteliğinde olması nedeniyle %50 oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ…’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 14/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 9. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği, aynı Kanun’un 13. maddesinin 1 ve 3. fıkralarında, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller mevcut ise borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı, aynı Kanun’un 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları kurala bağlanmıştır. Sözü edilen düzenlemeler ile şirket alacaklarından sorumlu tutulabilecek olan kanuni temsilciler ve ortaklar aynı zamanda henüz tahakkuk etmemiş olan şirket borçlarından ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına katılmıyoruz.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir