Mirastan Doğan Davalarda Yetkili Mahkeme ve Uygulama Esasları
Miras hukuku, ölüm sonrası malvarlığının paylaşımı ve mirasçılar arasındaki ilişkiler açısından pek çok hukuki uyuşmazlığı gündeme getirir. Bu uyuşmazlıkların çözümünde ise hangi mahkemenin yetkili olduğu büyük önem taşır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 11. maddesi, mirastan doğan davalarda yetkili mahkemeyi açıkça belirler. Kanun, terekenin paylaşımı, paylaşma sözleşmesinin geçersizliği, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi gibi davalarda murisin (miras bırakanın) son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğunu hükme bağlar. Ayrıca, mirasçılık belgesi verilmesi veya iptali gibi işlemlerde ise mirasçının oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Yargıtay kararları da bu konudaki uygulama esaslarını netleştirir. Bu yazıda, HMK m. 11’in kapsamını, uygulama örnekleriyle birlikte detaylı olarak inceleyeceğiz.
Terekenin Paylaşımı ve Yetkili Mahkeme
Miras bırakanın vefatından sonra, terekedeki malvarlığının paylaşılması için açılan davalarda hangi mahkemenin yetkili olduğu önemlidir. HMK m. 11’e göre, terekenin paylaşılması, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliği, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalarda, ölenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Bu kural, davanın başka bir yerde açılamayacağı anlamına gelir ve mahkeme yetkisini kendiliğinden gözetir.
Pratik bir örnek vermek gerekirse; babasının vefatından sonra mal paylaşımı konusunda anlaşamayan kardeşler, paylaşım davasını murisin son yerleşim yeri olan şehirdeki asliye hukuk mahkemesinde açmak zorundadır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 2018/12215 sayılı kararında da, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğu vurgulanmıştır. Bu şekilde, davaların farklı yerlerde açılarak yetki karmaşası yaşanmasının önüne geçilmektedir. Ayrıca, terekeye ilişkin bir taşınmaz varsa ve ayni hakka ilişkin bir dava açılacaksa, HMK m. 12 gereği taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olabilir. Ancak, esas olarak paylaşım ve yönetimle ilgili davalarda murisin son yerleşim yeri mahkemesi dikkate alınır.
Mirasçılık Belgesi ve Yetki Kriterleri
Mirasçılık belgesi, mirasçıların kimler olduğunu ve pay oranlarını gösteren resmi bir belgedir. HMK m. 11’in üçüncü fıkrası, mirasçılık belgesinin iptali ve yeniden verilmesine ilişkin davalarda mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğunu düzenler. Ayrıca, HMK m. 382 ve 384’e göre mirasçılık belgesi verilmesi çekişmesiz yargı işidir ve kesin yetki kuralı uygulanmaz.
Günlük hayatta örneğin; Antalya’da yaşayan bir kişi, Ankara’da vefat eden bir yakınından dolayı mirasçılık belgesi almak isterse, kendi oturduğu yer olan Antalya’daki sulh hukuk mahkemesine başvurabilir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi’nin 2015/4895 sayılı kararında da, mirasçılık belgesi verilmesi davalarında kesin yetki kuralı olmadığı ve Türkiye genelinde herhangi bir mahkemede bu işlemin yapılabileceği belirtilmiştir. Hatta, Hazine’nin mirasçısı olduğu durumlarda dahi, başvuru yapılan mahkemenin yetkili olduğu kabul edilmiştir. Böylece, mirasçılar bulundukları yerden kolayca bu belgeyi temin edebilir.
Yetki Uyuşmazlıklarında Yargıtay Uygulaması
Mirastan doğan davalarda yetki konusunda zaman zaman mahkemeler arasında uyuşmazlıklar yaşanabilir. Özellikle miras bırakanın son yerleşim yerinin tespitinde veya vasiyetnamenin açılması gibi işlemlerde farklı mahkemeler yetkisizlik kararı verebilir. HMK m. 11 uyarınca, terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak davalarda da murisin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Yargıtay, bu tür durumlarda, somut araştırmalarla murisin son yerleşim yerinin belirlenmesi gerektiğini vurgular.
Örneğin; bir kişi farklı şehirlerde adres kaydı bulunsa da, son olarak ikamet ettiği yer mahkemesi yetkilidir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2017/4150 sayılı kararında, miras bırakanın son yerleşim yeri adresinin tespit edilerek yetkili mahkemenin belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Uygulamada, bu tür yetki ihtilaflarında dosya ilgili mahkemeye gönderilerek davanın orada görülmesi sağlanır. Böylece, davanın doğru yerde ve hızlı şekilde sonuçlanması hedeflenir.
Sonuç: Mirastan doğan davalarda yetkili mahkemenin belirlenmesi, davanın doğru şekilde yürütülmesi açısından büyük önem taşır. HMK m. 11 ile getirilen kesin yetki kuralı, uyuşmazlıkların çözümünde adil ve pratik bir yol sunar. Mirasçılık belgesi gibi çekişmesiz yargı işlemlerinde ise esnek bir yetki düzenlemesi vardır. Yargıtay kararları da, uygulamada ortaya çıkabilecek sorunlara açıklık getirerek yol gösterici olur. Miras hukuku alanında hak kaybı yaşanmaması için, yetki kurallarına uygun hareket edilmesi gerekmektedir.