CMK 117 Diğer Kişilerle İlgili Arama Şartları ve Yargıtay Kararları
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 117. maddesi, suç şüphesi altındaki kişilerin dışında kalan üçüncü kişilere yönelik aramanın şartlarını düzenler. Kanun, özellikle özel hayatın gizliliği ve temel hakların korunmasını ön planda tutar. Bu nedenle, suçla ilgisi olmayan kişiler üzerinde arama yapılabilmesi, daha sıkı ve somut şartlara bağlanmıştır. Uygulamada, üçüncü kişilerin üstü, eşyası, konutu veya işyerinde arama yapılabilmesi için, şüpheli ya da suçun delillerinin buralarda bulunduğunu gösteren olayların varlığı aranır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da, bu tür aramaların hangi koşullarda hukuka uygun sayılacağını ayrıntılı biçimde açıklar. Özellikle suçüstü hali gibi istisnai durumlarda, arama kararı olmaksızın yapılan işlemlerin hukuka uygunluğu tartışma konusu olmuştur. Bu yazıda, CMK 117 kapsamında üçüncü kişilere ilişkin arama koşulları, Yargıtay’ın güncel içtihatları ışığında ele alınacak ve uygulamadaki önemli ayrıntılar pratik örneklerle açıklanacaktır.
Üçüncü Kişilerde Arama Koşulları
CMK 117, suç şüphesiyle doğrudan bağlantısı olmayan kişilerin aranmasını, önemli sınırlamalara tabi tutar. Şüpheli ya da sanığın yakalanması veya suç delillerinin bulunması amacıyla, üçüncü bir kişinin üstü, eşyası, konutu veya işyerinde arama yapılabilir. Ancak, aramanın yapılabilmesi için aranılan kişinin veya suçun delillerinin bu yerlerde bulunduğunu gösteren olayların varlığı şarttır. Kolluk kuvvetlerinin keyfi arama yapmasının önüne geçmek için, bu şartların somut biçimde ortaya konulması gerekir.
Örneğin, bir apartmanda ikamet eden bir kişiyle ilgili herhangi bir suç şüphesi yokken, sadece şüphelinin o apartmana girdiği gözlemlenirse, bu durum üçüncü kişinin konutunda arama yapılmasını haklı kılmaz. Kolluk, şüpheliyi apartmanda gördüyse, ancak onun izini sürerek bir daireye girdiğini tespit ettiyse ve delillerin orada saklandığına dair somut olgu varsa, arama yapılabilir. Kanun, suçla ilgisi olmayan kişilerin haklarını korumak için bu tür aramalarda titiz davranılmasını zorunlu kılar.
Yargıtay 2016/760 E., 2017/138 K. sayılı kararında da, üçüncü kişilere yönelik aramanın, ancak açıkça aranan kişi veya suç delilinin orada bulunduğuna dair makul şüpheye dayalı olması gerektiği vurgulanmıştır. Bu sayede, özel hayatın dokunulmazlığı ilkesine zarar verilmeden, adli işlemler yürütülür.
Arama Kararı ve Suçüstü Hali
Arama işlemleri kural olarak hâkim kararıyla gerçekleştirilir. Ancak, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı ya da kolluk amiri yazılı emirle arama yapılmasına izin verebilir. Konut, işyeri veya kapalı alanlarda ise genellikle hâkim kararı şarttır. Fakat CMK ve Yargıtay içtihatlarına göre, suçüstü hali istisna teşkil eder. Suçüstü halinde, arama kararı olmaksızın da arama yapılabilir.
Pratikte, bir alışveriş merkezinde uyuşturucu satışı yaptığı gözlemlenen bir şüphelinin, suçüstü yakalandığı anda üzerinin aranması için ayrıca arama kararı aranmaz. Yargıtay’ın örnek kararında (2016/760 E., 2017/138 K.), sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığı sırada suçüstü yakalanması üzerine yapılan aramanın, adli arama kararı olmaksızın da hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, arama işlemi sonrasında elde edilen delillerin, suçüstü hali nedeniyle geçerli kabul edildiği açıkça ifade edilmiştir. Böylece, suçüstü hallerinde adli sürecin hızlı işlemesi sağlanır ve delillerin yok edilmesi önlenir.
Ancak, suçüstü hali dışında yapılan aramalarda, usulüne uygun arama kararı veya yazılı emir yoksa elde edilen deliller hukuka aykırı sayılır ve hükme esas alınamaz.
Yargıtay Kararlarında Uygulama ve Delil Değerlendirmesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, üçüncü kişilerde arama konusunda somut olayın şartlarını titizlikle inceler. Aramanın hukuka uygunluğu, arama emrinin varlığı, suçüstü hali veya gecikmesinde sakınca olup olmadığı gibi kriterlere göre değerlendirilir. Eğer arama kararı olmadan yapılan bir arama varsa ve olay suçüstü hali kapsamına girmiyorsa, bu aramadan elde edilen deliller mahkemede geçerli sayılmaz.
Örneğin, bir işyerinde çalışan bir kişinin, şüpheliyle hiçbir bağlantısı yokken yapılan aramada, arama kararı olmadan elde edilen deliller kullanılamaz. Ancak Yargıtay’ın 2017/138 sayılı kararında, sanığın suçüstü yakalanması ve Mersin 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin önleme araması kararı bulunması nedeniyle, yapılan aramanın hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, elde edilen delillerin hükme esas alınmasında bir engel olmadığı ifade edilmiştir.
Bu karar, uygulamada kolluk kuvvetlerinin ve savcılık makamlarının arama işlemlerinde yasal prosedüre tam olarak uyması gerektiğini ortaya koyar. Aksi halde, elde edilen delillerin geçersizliği nedeniyle yargılamada ciddi hak kayıpları doğabilir.
Sonuç: CMK 117, üçüncü kişilere yönelik arama işlemlerini sıkı şartlara bağlayarak, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını hedefler. Yargıtay kararları da, aramanın hukuka uygun olması için somut şüphe ve usulüne uygun arama kararı gerekliliğini vurgular. Suçüstü hali gibi istisnai durumlarda ise arama kararı olmaksızın yapılan işlemlerin geçerliliği kabul edilmektedir. Uygulamada, hem kolluk kuvvetlerinin hem de adli makamların bu yasal sınırlar içinde hareket etmesi, adil yargılama ve hak ihlallerinin önlenmesi açısından büyük önem taşır.