HMK 357 Kapsamında Bölge Adliye Mahkemelerinde Yapılamayacak İşlemler
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 357. maddesi, bölge adliye mahkemelerinde yapılamayacak işlemleri açıkça belirler. Bu düzenleme, istinaf aşamasında tarafların hangi hakları kullanamayacağını ortaya koyar. Yargılama sürecinin sağlıklı işlemesi ve ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia, savunma veya delillerin istinafta dikkate alınmaması temel amaçtır. Böylece, taraflar ilk derece yargılamasında tüm iddia ve savunmalarını eksiksiz sunmaya teşvik edilir. Bu sayede yargılamada sürprizlere ve gereksiz uzamalara engel olunur. Özellikle karşı dava açılması, müdahale talebi, davanın ıslahı ve yeni delillere dayanılması gibi işlemler istinaf mahkemesinde mümkün değildir. HMK 357 ile getirilen bu sınırlamalar, hem usul ekonomisini sağlar hem de yargılamanın düzenli ve öngörülebilir olmasına katkı sunar. Gündelik hayatta tarafların yargılamanın hangi aşamasında hangi haklarını kullanabileceği konusunda netlik sağlar. Bu yazıda, HMK 357 kapsamında yapılamayacak işlemler, yetki sözleşmesinin sınırları ve istisnai olarak incelenebilecek deliller ele alınacaktır.
Bölge adliye mahkemesinde kısıtlanan işlemler
HMK 357’ye göre, bölge adliye mahkemesinde karşı dava açılması mümkün değildir. Aynı şekilde, davaya müdahale talebinde bulunulamaz ve davanın ıslahı yapılamaz. Ayrıca, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf aşamasında dinlenemez. Taraflar yeni delil sunamaz. Sadece ilk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği halde incelenmeden reddedilen veya mücbir sebep nedeniyle sunulamayan deliller incelenebilir. Bu kurallar, yargılamada istikrarı ve öngörülebilirliği sağlar. Günlük hayatta örneğin, bir kira uyuşmazlığında taraflar ilk derece mahkemesinde savunma ve delillerini sunmazsa, istinafta yeni iddia veya delil sunamazlar. HMK 357 ile amaçlanan, tarafların tüm iddia ve savunmalarını ilk derece mahkemesinde ileri sürmelerini sağlamaktır. Bu şekilde, istinaf mahkemesinde sürpriz iddiaların ve gereksiz yargılama uzamalarının önüne geçilir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2017/4980 E., 2017/7491 K., 20.12.2017 tarihli kararında da, davalı tarafın istinaf aşamasında ileri sürdüğü yeni savunma ve delillerin dikkate alınamayacağına hükmedilmiştir. Bu içtihat, HMK 357’nin uygulamasında yol gösterici niteliktedir.
Yetki sözleşmesi ve istinaf mahkemeleri
Bölge adliye mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapılması mümkün değildir. HMK 357/2, bu konuda açık bir sınırlama getirir. Çünkü bölge adliye mahkemelerinin yetkisi kamu düzeniyle ilgilidir. Taraflar, ilk derece mahkemeleri için yetki sözleşmesi yapabilse de, istinaf mahkemelerinde bu hakka sahip değildir. Bu düzenleme, yargılamanın belirli ve öngörülebilir olmasını sağlar. Pratikte örneğin, bir ticari sözleşmede taraflar anlaşarak yetkili mahkemeyi belirleyebilirler. Ancak bu yetki belirlemesi, istinaf mahkemeleri için geçerli olmaz. Yani taraflar, bir uyuşmazlıkta istinaf incelemesinin yapılacağı bölge adliye mahkemesini serbestçe seçemez. Bu durum, mahkemelerin görev ve yetki alanlarının taraf iradesiyle değiştirilememesini garanti altına alır. Böylece, davaların kamu düzeni çerçevesinde yürütülmesi sağlanır. HMK 357’nin bu hükmü, mahkemeler arası yetki karmaşasını ve taraflar arasında yetki manipülasyonunu önler.
İstisnai olarak incelenebilecek deliller
HMK 357/3, istinaf mahkemelerinde delil sunulması konusunda bir istisna öngörür. İlk derece mahkemesinde usulüne uygun olarak gösterildiği halde incelenmeden reddedilen veya mücbir sebep nedeniyle sunulamayan deliller, istinaf mahkemesinde incelenebilir. Bu istisna, tarafların hak kaybı yaşamamasını sağlar. Örneğin, bir tapu davasında davacı, ilk derece mahkemesinde tanık listesini zamanında sunmuş ancak mahkeme bu delili haksız şekilde reddetmişse, istinaf aşamasında bu delil dikkate alınabilir. Yine, taraf mücbir bir sebep nedeniyle delilini ilk derece mahkemesinde sunamamışsa, bu delil istinafta ileri sürülebilir. Ancak, tarafın kendi kusuru olmadan bu delili geç ileri sürmüş olması gerekir. Bu düzenleme, yargılamada adaletin gerçekleşmesine katkı sunar. Yargıtay’ın örnek kararında da, ilk derece mahkemesinde sunulmayan yeni delillerin istinafta kabul edilmeyeceği, ancak usulüne uygun olarak sunulan ve haksızca reddedilen delillerin incelenebileceği belirtilmiştir. Böylece, hem usul ekonomisi sağlanır hem de tarafların hak kaybı önlenir.
Sonuç: HMK 357, bölge adliye mahkemelerinde yapılamayacak işlemleri ayrıntılı şekilde düzenler. Karşı dava açılması, müdahale talebi, davanın ıslahı ve yeni delil sunulması gibi işlemler istinaf aşamasında mümkün değildir. Yetki sözleşmesi yapılamaması ve istisnai olarak bazı delillerin incelenebilmesi ise adil yargılanma hakkını korur. Bu düzenlemeler, yargılamanın düzenli, hızlı ve öngörülebilir şekilde yürütülmesini sağlar. Yargıtay kararları da bu hükümlerin uygulamasında yol göstericidir.