HMK 234 Sağır ve Dilsizlerin Yemini Usulü ve Yargıtay Kararları
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 234. maddesi, sağır ve dilsiz bireylerin yemin etme usulünü açıkça düzenler. Bu düzenleme, adil yargılanma hakkı ile delil serbestisi ilkelerini bir araya getirir. Yemin, hukuk davalarında önemli bir ispat aracıdır ve tarafların beyanlarının doğruluğunu güvence altına alır. Sağır veya dilsiz bireylerin de eşit şekilde yemin edebilmeleri için farklı yöntemler öngörülmüştür. Okuma-yazma bilenler yazılı beyanla, bilmeyenler ise bilirkişi yardımıyla yemin edebilirler. Bu sayede, tüm tarafların yargılamada etkin şekilde yer alması sağlanır. Yargıtay’ın konuya ilişkin kararları ise uygulamadaki detayları ve önemli noktaları ortaya koyar. Gündelik hayatta karşılaşılan çeşitli uyuşmazlıklarda, sağır ve dilsizlerin yemin usulüne dair bu hükümler büyük önem taşır. Aşağıda, hem kanun hükmünün içeriği hem de Yargıtay kararları ışığında uygulamaya dair ayrıntılar ele alınacaktır.
Sağır ve dilsizlerin yemin usulü
HMK 234, sağır ve dilsiz bireylerin yemin etme şekillerini ikiye ayırır. Okuma ve yazma bilenler, yeminle ilgili beyanlarını yazıp imzalarlar. Okuma-yazma bilmeyenler ise işaret dilinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler. Bu düzenleme, herkesin mahkemede eşit şekilde ifade hakkını kullanmasını amaçlar. Yemin, tarafların iddialarını güçlendiren bir delil niteliğindedir ve mahkemede doğruyu söyleme yükümlülüğü getirir. Pratik bir örnek vermek gerekirse, bir iş mahkemesinde sağır bir işçi, alacak davasında kendisine yöneltilen yemin teklifini yazılı olarak kabul edebilir. Eğer yazma bilmiyorsa, mahkeme bilirkişi yardımıyla işaret diliyle yeminini alır. Böylece, engeli olan bireylerin adil yargılanma hakkı korunmuş olur. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2015/5355 Esas, 2016/20276 Karar sayılı ilamında da bu usullerin uygulanmasına dikkat çekilmiştir. Mahkeme, yemin teklifinin usulüne uygun yapılmaması halinde kararın bozulmasına hükmetmiştir. Bu karar, yemin usulünün doğru uygulanmasının ne kadar önemli olduğunu gösterir. Ayrıca, sağır ve dilsiz olmadığı halde bu şekilde davranan kişinin iradesinin beyanı da geçerli kabul edilir. Böylece, yemin kurumu adil yargılamada güvenilirliğini korur.
Yemin delilinin uygulanması ve ispat
Yemin, hukuk yargılamasında önemli bir ispat aracıdır. 6100 sayılı HMK’nın 225 ve devamı maddeleri, yemin delilinin hangi koşullarda kullanılacağını belirler. Yemin, davanın çözümünde önemli ve çekişmeli olan, tarafın şahsından kaynaklanan vakıalarda kullanılır. Taraflar üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular yemin konusu olamaz. Yemin teklif edilen kimse, davet edildiği halde mahkemeye gelmez veya yemini etmezse, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Pratikte, örneğin bir alacak davasında davalıya son ay maaşı ödenip ödenmediği konusunda yemin teklif edilebilir. Yemin metni, davacıya usulüne uygun tebliğ edilmelidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin kararında da, yemin metninin asıla tebliğ edilmemesi bozma sebebi sayılmıştır. Bu, mahkemelerin yemin prosedürüne tam olarak uyması gerektiğini gösterir. Ayrıca, okuma-yazma bilmeyen sağır veya dilsizler için bilirkişi desteği zorunludur. Böylece, hiçbir tarafın hakkı zedelenmez ve yargılamada eşitlik sağlanır. Yemin deliliyle ilgili bu hassasiyet, adil yargılamanın temel taşlarından biridir.
Yargıtay kararlarında sağır ve dilsizlerin yemini
Yargıtay’ın çeşitli daireleri, sağır ve dilsizlerin yeminine dair kararlarında HMK 234’ün uygulanmasına vurgu yapar. Örneğin, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/16878 Esas, 2017/17691 Karar sayılı ilamında, tanık dinlenmesi ve yemin prosedürlerine uyulmasının önemi belirtilmiştir. Mahkeme, sağır ve dilsiz tanıkların HMK 234 uyarınca dinlenmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Pratikte, haciz işlemiyle ilgili bir uyuşmazlıkta, sağır bir tanık dinlenecekse yemin beyanı ya yazılı alınır ya da işaret diliyle bilirkişi yardımıyla yapılır. Yargıtay kararlarında, usule uygun yemin alınmaması halinde kararın bozulduğu görülmektedir. Bu durum, yemin prosedürünün eksiksiz uygulanmasının dava sonucunu doğrudan etkilediğini gösterir. Ayrıca, yemin eden kişinin beyanı, hâkim tarafından tutanağa geçirilir ve yüksek sesle okunur. Yemin sonrası ortaya çıkabilecek yalan yemin iddiaları ise esas davada bekletici sorun yapılmaz. Yargıtay kararları, sağır ve dilsizlerin yemin hakkının korunmasında titiz davranılması gerektiğini ortaya koyar. Böylece, adil yargılanma hakkı güvence altına alınır ve taraflar arasında eşitlik sağlanır.
Sonuç: HMK 234, sağır ve dilsizlerin yemin hakkını güvence altına alır ve adil yargılamanın temelini oluşturur. Yargıtay kararları ise bu hükmün uygulamada nasıl titizlikle uygulanması gerektiğini gösterir. Mahkemelerin, yemin prosedürünü eksiksiz yerine getirmesi, tarafların hak kaybı yaşamasını önler. Böylece, engelli bireyler de yargılamada etkin şekilde yer alabilir. Tüm bu düzenlemeler, hukuk sisteminde eşitlik ve adaletin sağlanmasına katkı sunar.