HMK Madde 154 Kapsamında Tutanak Düzenlenmesi ve Yargıtay Kararları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 154. maddesi, yargılama sırasında tutanak düzenlenmesine ilişkin önemli kuralları içerir. Mahkemede yapılan işlemlerin ve taraf beyanlarının doğru şekilde kaydedilmesi, hem yargılamanın şeffaflığını hem de hak arama özgürlüğünü güvence altına alır. Tutanak, duruşma ve diğer yargı işlemlerinde yapılan tüm açıklamaların, kararların ve beyanların kayıt altına alınmasını sağlar. Bu nedenle, tutanağın usulüne uygun tutulması ve imzalanması, yargılamanın sağlıklı ilerlemesi açısından büyük önem taşır. Uygulamada, tutanakta yer alması zorunlu hususlara uyulmadığında veya taraf beyanlarının imzası alınmadığında, Yargıtay kararlarında görüldüğü üzere kararlar bozulabilmektedir. Özellikle ikrar, sulh ve feragat gibi beyanların geçerliliği için tutanakta okunması ve imzalanması gereklidir. Bu yazıda, HMK 154. madde kapsamında tutanak düzenlenmesinin usulü, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve Yargıtay kararları ışığında önemli noktalar ele alınacaktır.

Tutanak Düzenlenmesinin Temel Kuralları

HMK 154. maddeye göre, hâkim yargılama sırasında tüm işlemleri ve tarafların sözlü açıklamalarını zabıt katibi aracılığıyla tutanağa kaydettirir. Taraflar, hâkimin izniyle doğrudan da beyanlarını tutanağa yazdırabilirler. Tutanakta bulunması zorunlu bilgiler; mahkeme adı, duruşma yeri ve saati, hâkim, zabıt katibi, hazır bulunan taraflar ve vekillerin kimlikleri, yargılamanın aleni veya gizli yapıldığı bilgisi gibi unsurlardır. Ayrıca, ikrar, yemin, feragat, kabul gibi işlemler ile sulh müzakerelerinin sonucu, beyan sahibine okunarak ve imzası alınarak tutanağa geçmelidir. Tutanakta yer alan veya dosyaya eklenen belgeler de tutanağın eki sayılır. Tutanak, hâkim ve zabıt katibi tarafından imzalanır. Pratikte, bir boşanma davasında taraflardan biri feragat beyanında bulunmak isterse, bu beyanın tutanağa yazılması ve imzasının alınması zorunludur. Aksi halde, bu feragat beyanı geçerli kabul edilmez ve davanın sona ermesi mümkün olmaz. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2017/1606 esas, 2017/4479 karar sayılı içtihadında, kabul beyanının usulüne uygun şekilde tutanağa geçirilmemesi nedeniyle davalının kabul beyanı geçerli sayılmamıştır. Bu durum, tutanak düzenlemesinin şekil şartlarına ne kadar dikkat edilmesi gerektiğini gösterir.

Beyanların Tutanağa Geçirilmesinde Şekil Şartları

Tutanakta yer alacak beyanların geçerliliği için belirli şekil şartlarına uyulması gerekir. Özellikle ikrar, feragat, kabul ve sulh gibi beyanlarda, beyan sahibine tutanak okunmalı ve imzası alınmalıdır. Bu şekil şartı, HMK 154/3-ç maddesiyle düzenlenmiştir ve kamu düzenine ilişkindir. Yargıtay’ın birçok kararında, bu şekil şartına uyulmayan beyanların geçerli kabul edilmediği görülmektedir. Örneğin, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/9583 esas, 2015/10725 karar sayılı ilamında, davalının borcu ödediğine dair beyanı tutanağa geçirilmiş ancak imzası alınmamıştır. Bu nedenle, mahkemece bu beyan usulüne uygun ikrar olarak değerlendirilmemiş ve karar bozulmuştur. Günlük hayatta, bir ticari alacak davasında taraflardan biri borcunu kabul ettiğini belirtirse, bu beyanın geçerli olabilmesi için hem tutanağa yazılması hem de okunarak imzasının alınması gerekir. Eğer sadece sözlü olarak beyan edilmiş ve tutanağa imza atılmamışsa, bu beyan hukuken geçerli bir ikrar oluşturmaz ve mahkeme buna göre karar veremez. Böylece, beyanların tutanağa geçirilmesinde şekil şartlarının önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Yargıtay Kararlarında Tutanak Usulsüzlüklerinin Sonuçları

Yargıtay, tutanakta usul eksikliği bulunan durumlarda mahkeme kararlarını sıklıkla bozmuştur. Özellikle tarafların beyanlarının tutanağa doğru şekilde geçirilmemesi veya imzasının alınmaması, kararın geçersiz olmasına yol açabilir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2014/4080 esas, 2014/7114 kararında, dosyada bulunan bir dilekçenin tutanakta belirtilmemesi ve dizi pusulası yapılmaması nedeniyle karar bozulmuştur. Yine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2014/17607 esas, 2014/19624 kararında, mahkeme dışı yapılan sulh sözleşmesinin mahkeme içi sulha dönüştürülmemesi ve şekil şartlarına uyulmaması nedeniyle karar hatalı bulunmuştur. Pratikte, işçilik alacakları davasında taraflar mahkeme dışında uzlaşır ve bunu mahkemeye bildirirse, mahkeme bu sözleşmeyi tutanağa geçirip taraflara imzalatmalıdır. Aksi takdirde, uzlaşma mahkeme içi sulh sayılmaz ve davanın sona erdirilmesi mümkün olmaz. Bu örnekler, tutanak düzenlemesinde usule uygunluğun ne kadar hayati olduğunu ortaya koymaktadır. Eksik veya usulsüz tutanak düzenlenmesi, hem tarafların hak kaybına yol açabilir hem de yargılamanın uzamasına neden olur.

Sonuç: HMK 154. madde, yargılamada tutanak düzenlenmesinin temel kurallarını ve şekil şartlarını ayrıntılı olarak belirler. Yargıtay kararları da, tutanakta yer alması gereken unsurların eksiksiz ve usulüne uygun şekilde kaydedilmesinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Tutanakta yapılacak bir hata, davanın seyrini ve kararın geçerliliğini doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle, hem hâkimlerin hem de tarafların, beyanlarının tutanağa doğru ve eksiksiz geçirilmesine özen göstermeleri gerekir. Yargılamada adaletin sağlanması ve tarafların hak kaybı yaşamaması için tutanak düzenlemesi konusunda dikkatli olunması şarttır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir