Danıştay Kararı

Çevre Düzeni Planı Değişikliklerinin Kamu Yararına Aykırılığı Hakkında Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

6. Daire – 2021/3773 – 2024/3 – 08.01.2024


🔎 Karar Özeti

Danıştay, Aydın ili Kuşadası’ndaki Hazineye ait bir taşınmazın imar planı değişikliklerini, sosyal donatı alanları ve ekosistem dengesi açısından sakıncalı bulmuş ve iptal etmiştir. Kararda, çevre düzeni planının koruma-kullanma dengesini bozduğu ve üst ölçekli planlara aykırı olduğu belirtilmiştir.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2021/3773 Karar No : 2024/3 DAVACILAR : 1- … Odası (… Şubesi) VEKİLİ: Av. … 2- … Odası (… Şubesi) VEKİLİ: Av. … DAVALILAR : 1- … 2- … Başkanlığı – … VEKİLİ: Av. … DAVANIN KONUSU: 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek-3 üncü maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un geçici 29 uncu maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından onaylanan mülkiyeti Hazineye ait Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Parçacıl şekilde hazırlanan dava konusu plan değişikliklerinin üst ölçekli plan kararlarının bütünlüğünü bozucu, yoğunluk arttırıcı nitelikte ve ayrıcalıklı imar hakkı oluşturması nedeniyle kamu yararına aykırı olduğu, uyuşmazlık konusu taşınmazın denizle bağlantısı olan tek gölün hemen kenarında ve çevresi konut yapılaşmasıyla kuşatılmış yeşil alan (park) özelliğine sahip olduğu, bu alanın yapılaşmaya açılması halinde göle, gölde barınan kanatlı hayvanlara ve bölgede bulunan kendisine özel bitki örtüsüne büyük zarar verileceği, dava konusu plan değişiklikleri ile park alanlarının azaltıldığı ve getirilen ‘’ticaret+turizm+konut’’ kullanım kararı nedeniyle oluşacak ek nüfusa karşılık Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 11. maddesi uyarınca ayrılması gereken sosyal donatı alanlarının ayrılmadığı, plan değişiklikleri ile azaltılan kamusal alana ve kaldırılan sosyal alanlarına eş değer alan ayrılmadığı, sosyal ve teknik altyapı alanlarının arttırılması gerekirken azaltıldığı, mülkiyeti kamuya ait olan alanı satmak amacıyla kamusal kullanım kararının değiştirildiği, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ilişkin plan açıklama raporunun bulunmadığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planı değişikliklerine ilişkin plan açıklama raporlarının ise Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 9. maddesinde yer alan hususların hiçbirini taşımadığı, yetersiz ve özensiz olduğu, yoğun konut dokusu içerisinde ’ticaret+turizm+konut’’ ihtiyacının neden ve nasıl doğduğu konusunda hiçbir açıklama içermediği, imar planı değişikliğini zorunlu kılacak teknik ve nesnel gerekçelerin bulunmadığı, plan değişikliklerine esas olacak herhangi bir kurum görüşünün alınmadığı ileri sürülerek, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. DAVALININ SAVUNMASI: Davanın süresinde açılmadığı, davacıların davanın açılmasında hukuki menfaatlerinin olmadığı, dava dilekçesinin açık olmadığı, artan nüfusun ihtiyacına yönelik planlama alanında yaklaşık %40 düzeyinde sosyal ve teknik altyapı alanları ayrıldığı, yine planlama alanında maksimum yaşaması öngörülen 90 kişinin yeşil alan ihtiyacının 3 katından fazla (3.400,00 m2) yeşil alan ayrıldığı, bu alanın dışında ayrıca trafo, genel otopark ve yol alanlarının ayrıldığı, kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi kapsamında, kamu yararının arttırılması amacıyla, ekonomik anlamda devlete ait olan arazilere değer katılmasının hedeflendiği ve bu amaçla plan değişikliklerinin yapıldığı, Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından çok fazla kullanım öngördüğü gerekçesiyle ”tercihli kullanım alanı’’ kullanım kararının kaldırıldığı, çevre imar bütünlüğüne ve kamu yararına en uygun olan ”ticaret+turizm+konut alanı’’ karma kullanım kararının önerildiği, taşınmazın kamu alanı olarak işlevselliğini yitirmesi, getirilen kullanım kararının çevre imar bütünlüğüne uyumlu olması, atıl durumdaki bu tür alanların ihtiyaç fazlası alanlara dönüşmüş olması, ilgili mevzuat uyarınca yapılan imar planlarının Cumhurbaşkanlığınca onay yetkisinin sadece bu alanları kapsaması, bölgede eşdeğer yeni bir alan ayrılmasının imar planı onay yetkisi nedeniyle hukuken mümkün olmaması ve çevresinde işlevsiz/boş kamu alanının bulunmaması nedeniyle parsel bazında imar planı değişikliğinin yapıldığı, parsel bazında yapılan plan değişikliğinin süreç içerisinde ihtiyaçların değişmesi göz önünde bulundurularak plan bütünlüğü bozulmadan imar planı yapma yetkisi bulunan kurumlarca da yapıldığı, dolayısıyla parsel bazında yapılan imar planı değişikliğinin temel ilke ve esaslara aykırı olmadığı, plan değişikliklerine ilişkin plan açıklama raporlarının bulunduğu, ilgili kurumlardan görüş alındığı ileri sürülerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlık konusu taşınmazda öngörülen tüm kullanımlar yönünden dava dosyası, plan açıklama raporları ve bilirkişi raporundaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu çevre düzeni planı ve nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararları sonucu gelecekte bu alanda yaşaması öngörülen kalıcı nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarının neler olduğu, plan bütünü içerisinde dava konusu imar planları ile öngörülen nüfusa yeterli donatı standartlarının bulunup bulunmadığı, aynı şekilde parseller içerisinde getirilen sosyal ve teknik donatı alanlarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olarak ayrılıp ayrılmadığı ve ulaşım altyapısının yeterli olup olmadığı hususlarında mevzuatta öngörülen şekilde bir çalışma ya da analizin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davalı idarece, taşınmazın yaklaşık %40’ının sosyal donatı alanı olarak ayrıldığı belirtilmekte ise de, sosyal donatı ihtiyacının sadece yeşil alan/park alanı, otopark, trafo ve yol alanı kullanımlarından ibaret olmadığı; uyuşmazlıkta, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında ”park alanı, otopark ve taşıt yolu” olarak öngörülmüş bir alanın kaldırılarak, büyük bir kısmının ”turizm+ticaret+konut alanı” olarak belirlendiği de göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu planlar yapılırken, sosyal ve teknik donatılar yönünden bütüncül bir yaklaşım izlenerek, alanda öngörülen nüfüs ve ihtiyaç olan altyapı alanlarına yönelik ayrıntılı bir araştırma ve incelemenin ortaya konulması gerektiği kuşkusuzdur. Bu doğrultuda, dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, bu haliyle çevre imar bütünlüğünü bozmadığından söz edilebilmesine olanak bulunmadığı, öte yandan imar planları hazırlanırken bu eksiklikler yerine getirilmiş olsaydı dahi uyuşmazlık konusu taşınmazın bitişiğinde Kocagöl isimli lagünün bulunduğu, bir kısmı sazlık olan bu alanın aynı zamanda balık üretim çiftliği olarak kullanıldığı ve çeşitli canlı türlerinin yaşam alanı olduğu, önceki 09.03.2011 tarihli 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında parsel ile lagünün bulunduğu alanın bütünleşik şekilde ”bölge parkı/kentsel yerleşik alan” olarak planlandığı görüldüğünden, ekolojik olarak hassas bir bölgede yer alan parselin dava konusu çevre düzeni planı ve nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile yapılaşmaya açılmasının; ekosistemi olumsuz etkileyeceği, ekolojik çeşitliliği tehdit edeceği, alanın doğal bütünlüğünü bozacağı, etrafındaki yapıların ve çevrede yaşayanların iklim etkilerine maruziyetini de arttıracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun Ek-3 üncü maddesi ile 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un geçici 29 uncu maddesi uyarınca 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan mülkiyeti Hazineye ait Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanun’un 9. maddesinin 2. fıkrasında, “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmü yer almış; Ek 3. maddesinde, “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir” kuralı yer almıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin “Tanımlar” başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, “Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (…) ifade eder.” şeklinde tanımlanmış, “Plan ilke ve esasları” başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında, “Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.” hükmüne yer verilmiş; “Revizyon ve değişiklikler” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır.” hükmüne, 2. fıkrasında; “Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır.” düzenlemesine, ”İmar planı ilkeleri” başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında; ”(10) İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.” hükmü yer almış; yine aynı Yönetmelik’in 26. maddesinde, “İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.” hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, Mülkiyeti maliye hazinesine ait uyuşmazlık konusu taşınmazın 26.12.2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında; bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan, 12.02.1993 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, yol, otopark, 26.02.2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, taşıt yolu, otopark, 21.04.2009 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında park alanı, otopark ve taşıt yolu olarak planlandığı, daha sonra söz konusu taşınmazın, 15.08.2019 tarih ve 1463 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alındığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararı ”kentsel gelişme alanı”, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ”ticaret + turizm + konut alanı, genel otopark alanı, park, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu”, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ”ticaret + turizm + konut alanı, trafo alanı, genel otopark alanı, park alanı, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu, 7 metre enkesitli yaya yolu” olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; aşırı yoğun bir yapılaşmanın yer aldığı Kuşadası ilçesinde, yapılaşmamış alanların yerleşime açılmaması ve ekolojik değerlerin korunması vurgusu içeren üst ölçekli 1/100.000 Çevre Düzeni Planı kararlarının varlığı da dikkate alındığında, davaya konu işlem ile planda Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan olarak planlanmış olan taşınmazın Kentsel Gelişme Alanı olarak plan değişikliğine konu edilmesi üst ölçekli planın genel hedeflerine, ana plan stratejisine ve plan bütünlüğüne aykırılık taşıdığı, bu bölgedeki tek yeşil ve açık alanın kaldırılması plan ana kararlarını, ayrıca bir Çevre Düzeni Planının özünü oluşturan koruma-kullanma dengesini bozduğu, planda, kentsel yerleşik alan olan kıyıdaki büyük bir bölgenin sadece çeperinde yer yer Kentsel Gelişme Alanı önerilmişken, plan değişikliği ile kentsel yerleşik alanın içinde noktasal özellikte tek bir yerin Kentsel Gelişme Alanı olarak gösterilmesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planının ana kurgusunu bozan nitelikte olduğu, gerek 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği, gerekse 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı Değişiklikleri Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının genel hedeflerini, bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisini ve korumakullanma dengesini zedelemekte olup, davaya konu işlem üst ölçekli plana ve planların kademeli birlikteliği ilkesine, 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin, Çevre Düzeni Planları hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konular ve Çevre Düzeni Planı değişikliklerine ilişkin 19. ve 20. maddelerine aykırı olduğu, Güzelçamlı bölgesindeki çok az sayıdaki açık alandan biri olan bu yeşil alanın önemli bir bölümünün konut-ticaret-turizm gelişimi için ortadan kaldırılması plandaki dolu-boş ilişkisini, yapılı çevre – doğal çevre dengesini, rüzgâr koridoru işlevi ile şiddetli yağışlarda yağmur suyunun emilimi işlevini, ağaçlandırılıp peyzaj düzenlemesi yapıldığı durumda elde edilebilecek serinlik gölge ve olumlu mikro klima etkilerini yok edecek, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek ve çevre bütünlüğünü bozacağı, dava konusu taşınmazın bitişiğinde yer alan Kocagöl Lagününün önemli bir sulak alan ve ekosistem bileşeni olduğu, burada yeşil alanın yapılaşmaya açılmasının Lagünün ekolojisini kaçınılmaz olarak olumsuz etkileyeceği, dava konusu plan değişiklikleri ile sadece Güzelçamlı’da değil Kuşadası ilçesi bütününde kıyıdaki neredeyse tek yeşil alan küçülterek kıyı gerisindeki doğal alanlar ile kıyının ve doğal öğe olarak denizin bütünleşmesini sağlayan yeşil alan sürekliliği kurgusu yok edildiği ve zaten çok yoğun biçimde gerçekleşmiş olan kıyıdaki yapılaşma daha da arttırıldığı, bunun sonucu olarak da planın ana kurgusu ve çevre bütünlüğü de zedelendiğinden bu imar planı değişikliği işlemleri Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine de bu yönüyle aykırı olduğu, imar planı kararları ve imar bütünlüğü açısından ele alındığında, davaya konu plan değişikliği işlemleriyle öngörülen yapı yoğunluğu kararlarından bazıları bu bölgeye ilişkin imar planlarında öngörülen yoğunlukları aştığı ve Güzelçamlı yerleşiminin kıyı bölgesinde 1993 yılından bu yana planlanarak oluşmuş olan imar bütünlüğünü bozduğu, davaya konu plan değişikliği ile ilave nüfus getirildiği, ancak ilave nüfusun ihtiyacı olan, yeşil alan dışındaki diğer sosyal donatı alanlarına ilişkin mahalle ölçeğinde hiçbir irdeleme yapılmamış olmasının önemli bir eksiklik olduğu, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin ilgili maddesinin de dikkate alınmadığı, davaya konu plan değişikliği işlemi ile yürürlükteki imar planında öngörülen sosyal altyapı standartlarının düşürülmüş, mevcut planlardaki yeşil alanın büyük bölümünü kaldırıp yerine Turizm-Ticaret-Konut Alanı getirerek sosyal donatı dengelerini ciddi biçimde değiştirerek bozması nedeniyle Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirtilen imar planı değişikliğine ilişkin koşulların büyük bölümü sağlanmadığı, park alanının büyük bölümünün ortadan kaldırılıp yerine Konut ya da Ticaret ya da Turizm alanı yapılması ilave bir trafik yükü yaratacağı, ancak buna ilişkin olarak plan değişikliği işleminde herhangi bir yeni ulaşım altyapısı önerisi bulunmadığı , davaya konu işlem ile getirilen ilave nüfus ve yoğunluğun hem ulaşım sistemine hem de teknik altyapı olarak içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon sistemleri ile enerji altyapısına ilave yük getirmesine rağmen herhangi bir kentsel teknik altyapı değerlendirme analizi ve raporu bulunmadığı,1993 onaylı planlardan bu yana yeşil alan (park) olarak ayrılmış dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın Turizm-Ticaret-Konut gelişimine açılması ve böylece sosyal donatı alanının kaldırılması ve küçültülmesi yönünde bir zorunluluk bulunmadığı, Özelleştirme kapsamında dahi olsa buranın sosyal donatı olarak muhafaza edilerek kullanılması olanağı da bulunmaması nedeniyle ilgili mevzuatta tanımlanan zorunluluk koşullarının hiçbiri oluşmadığı belirtilmiştir. Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, Güzelçamlı bölgesindeki çok az sayıdaki açık alandan biri olan dava konusu taşınmazın yeşil alan sisteminden çıkartılarak bir Kentsel Gelişme Alanı ve bu kapsamda da Turizm-Ticaret-Konut Alanı olarak planlanmasının doğru bir yer seçimi kararı olmadığı, bu taşınmazın yapılı çevreye dönüştürülmesinin üst ölçekli plan stratejilerine aykırılık yarattığı, çevre ve imar bütünlüğünü bozduğu, sosyal donatı alanları ile teknik altyapı alanlarını ve bu kapsamda trafik yoğunluklarını olumsuz etkilediği, taşınmazın bitişiğinde bulunan Lagünün ekolojik dengesine ve doğal hayatına olumsuz etki edeceği ve sulak alana bitişik konumu nedeniyle afet risklerini de beraberinde getireceği anlaşıldığından, dava konusu plan değişikliklerinde planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına, imar mevzuatına ve kamu yararına uygunluk bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Mülkiyeti maliye hazinesine ait uyuşmazlık konusu taşınmaz; 26.12.2016 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında; bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan, 12.02.1993 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, yol, otopark, 26.02.2008 tarihinde onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında; yeşil alanlar ve yeşil akslar, taşıt yolu, otopark, 21.04.2009 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında park alanı, otopark ve taşıt yolu olarak planlanmıştır. Uyuşmazlık konusu Aydın ili, Kuşadası ilçesi, … mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz, 15.08.2019 tarih ve 1463 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Daha sonra, Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 03.02.2021 tarih ve 3496 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki kullanım kararı ”kentsel gelişme alanı”, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile ”ticaret + turizm + konut alanı, genel otopark alanı, park, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu”, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ”ticaret + turizm + konut alanı, trafo alanı, genel otopark alanı, park alanı, 20 ve 12 metre enkesitli taşıt yolu, 7 metre enkesitli yaya yolu” olarak değiştirilmiş, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 22.02.2021-22.03.2021 tarihleri, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 19.02.2021-22.03.2021 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin ise Kuşadası Belediye Başkanlığı tarafından 25.02.2021-29.03.2021 tarihleri arasında askıya çıkartılması üzerine 06.04.2021 tarihinde bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır. 3194 sayılı Kanun’un 6. maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin “Tanımlar” başlıklı 1. fıkrasının c) bendinde, “Çevre düzeni planı: Varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan planı, (…) ifade eder.” tanımına, yine aynı Yönetmelik’in 26. maddesinde, “İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.” hükmüne yer verilmiştir. 3194 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 2. fıkrasında, “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmüne, Ek 3. maddesinde, “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…)(1) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır (…) Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir” hükmüne yer verilmiştir. 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunu’nun 1. maddesinde: “Bu Kanunun amacı; A) Bu maddede belirtilen ve Kanunun uygulanmasında “kuruluş” adı ile anılacak olan; a) İktisadi devlet teşekküllerinin, bunların müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ile varlıklarının ve iştiraklerindeki kamu paylarının, b) Kamu iktisadi teşebbüsleri statüsü dışında kalmakla beraber sermayesinin tamamı veya yarısından fazlası devlete ve/veya diğer kamu tüzelkişilerine ait olan ticari amaçlı kuruluşlardaki kamu payları ile bu kuruluşlara ait müessese, bağlı ortaklık, işletme, işletme birimleri ve varlıklarının, iştiraklerindeki kamu paylarının, c) Devletin diğer iştiraklerindeki kamu payları ile Hazineye ait payların, d) Genel ve katma bütçeli idareler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların ve kamu iktisadi teşebbüslerinden kamu iktisadi kuruluşlarının gördükleri kamu hizmetleri ile doğrudan doğruya ilgili olmayan varlıklarının ve iştiraklerindeki paylarının, e) Belediye ve il özel idarelerine ait ticari amaçlı kuruluşlar ile pay oranlarına bakılmaksızın her türlü iştiraklerindeki paylarının, f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanunun 35 inci maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları düzenlemektir.” hükmüne yer verilmiştir. Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin “Plan ilke ve esasları” başlıklı 19. maddesinin 1.fıkrasında, “Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.” hükmüne yer verilmiştir. Yönetmeliğin “Revizyon ve değişiklikler” başlıklı 20. maddesinin 1. fıkrasında; “Çevre düzeni planının ihtiyaca cevap vermediği hallerde veya planın vizyonu, amacı, hedefleri, stratejileri, ilke ve politikaları açısından plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü etkilemesi halinde çevre düzeni planı bütününde revizyon yapılır. Çevre düzeni planı revizyonu; a) Nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, b) Planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, c) Yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, ç) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması, durumunda yapılır.” hükmüne, 2. fıkrasında; “Çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabilir. Çevre düzeni planı değişikliklerinde; a) Kamu yatırımlarına, b) Çevrenin korunmasına, c) Çevre kirliliğinin önlenmesine, ç) Planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, d) Değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine, dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve talepler; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılır.” düzenlemesine, ”İmar planı ilkeleri” başlıklı 21. maddesinin 10. fıkrasında; ”(10) İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla % 30 konut kullanabileceği varsayılır.” hükmüne yer verilmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin ”Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları” başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (g) alt bendinde; ”g) Ticaret alanı: Bu alanlarda; 1) İş merkezleri, yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, 2) Sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, 3) (Değişik:RG-25/7/2019-30842) Sağlık kabini ve muayenehane, 4) (Mülga:RG-25/7/2019-30842) gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilir.” hükmü ile ğ) atl bendinde; ğ) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda; 1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır. (Mülga cümle:RG-25/7/2019-30842) (…) 2) Bu alanlarda ayrıca (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir. 3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır. 4) Konut, ticaret, turizm alanlarının her biri için belirlenen (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (…) yapılabilecek yapılar, aynı şartlar çerçevesinde karma kullanım alanlarında da yapılabilir.” hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Usul Yönünden: Süre itirazına ilişkin olarak; dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından 22.02.2021-22.03.2021 tarihleri, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 19.02.2021-22.03.2021 tarihleri, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ise Kuşadası Belediye Başkanlığı tarafından 25.02.2021-29.03.2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmış olup 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi kapsamında olan davada, davacılar tarafından son askı tarihini izleyen 30 günlük süre içinde 06.04.2021 tarihinde açılan davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır. Ehliyet itirazına ilişkin olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan “dava açma ehliyeti”, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir. Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali, kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilmektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.03.1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan “ilgililer” ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır. İmar planlarına karşı açılan davalarda ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan mimarların ve şehir plancılarının oluşturduğu oda ve şubelerin de birlikler gibi doğrudan dava açabileceği kabul edilmektedir. Bu bakımdan, TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesinin ve TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesinin; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açıktır. Açıklanan nedenle davalı tarafça, sadece Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliğinin tüzel kişiliği olduğundan birlik üyesi odaların tüzel kişilikleri bulunmadığı gerekçesiyle davacıların dava açma ehliyeti olmadığı yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir. Dava dilekçesinin açık olmadığına yönündeki itirazına gelince, dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmüne uygun, açık ve anlaşılır olduğu görüldüğünden davalı idarelerin bu iddiası da yerinde görülmemiştir. Esas yönünden; Dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen çevre düzeni planı ile nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre-imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlık konusu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden incelenerek, belirlenen yol kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, çevre düzeni planı ile imar planı değişikliklerinin imar mevzuatı uyarınca zorunlu olup olmadığının tespiti amacıyla Naip üye … tarafından re’sen seçilen bilirkişiler Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Dr. Öğr. Üyesi …’in katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 04.11.2022 tarihli bilirkişi raporu alınmıştır. Bu itibarla dosyada yer alan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporuna davalı idareler tarafından yapılan itirazlar ve davacıların beyanları birlikte değerlendirilerek dava konusu çevre düzeni planı ile nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri aşağıda başlıklar halinde incelenmiştir. Dava konusu çevre düzeni planı, nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin; – Üst ölçekli planlara uyum, imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesi bakımından incelenmesinde, Bilirkişi raporunda; ”• Aşırı yoğun bir yapılaşmanın yer aldığı Kuşadası ilçesinde, yapılaşmamış alanların yerleşime açılmaması ve ekolojik değerlerin korunması vurgusu içeren üst ölçekli 1/100.000 Çevre Düzeni Planı kararlarının varlığı da dikkate alındığında, davaya konu işlem ile planda Bölge Parkı/Büyük Kentsel Yeşil Alan olarak planlanmış olan taşınmazın Kentsel Gelişme Alanı olarak plan değişikliğine konu edilmesi üst ölçekli planın genel hedeflerine, ana plan stratejisine ve plan bütünlüğüne aykırılık taşımaktadır. Bu bölgedeki tek yeşil ve açık alanın kaldırılması plan ana kararlarını, ayrıca bir Çevre Düzeni Planının özünü oluşturan koruma-kullanma dengesini bozmaktadır. • Planda, kentsel yerleşik alan olan kıyıdaki büyük bir bölgenin sadece çeperinde yer yer Kentsel Gelişme Alanı önerilmişken, plan değişikliği ile kentsel yerleşik alanın içinde noktasal özellikte tek bir yerin Kentsel Gelişme Alanı olarak gösterilmesi 1/100.000 Çevre Düzeni Planının ana kurgusunu bozan niteliktedir. Gerek 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği, gerekse 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Nazım ve Uygulama İmar Planı Değişiklikleri Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planının genel hedeflerini, bu bölgeye ilişkin ana plan stratejisini ve korumakullanma dengesini zedelemekte olup, davaya konu işlem üst ölçekli plana ve planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırıdır. • Davaya konu işlemlerden 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin, Çevre Düzeni Planları hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konular ve Çevre Düzeni Planı değişikliklerine ilişkin 19. ve 20. maddelerine aykırıdır.” tespitlerine yer verilmiştir. Davalı idare tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilerek; kamu elinde bulunan ve atıl vaziyette olan kaynakların etkin ve verimli bir şekilde değerlendirilmesi ilkesi gereği ve kamu yararının artırılması amacıyla pasif yeşil alan niteliğinde olan taşınmazda planlama ve plan değişikliği yetkilerini kullandıkları, dava konusu planlamanın; açık alan, yapılı çevre, nüfus ve donatı alanı dengesi gibi kriterler dikkate alınarak yapıldığı, taşınmazın bulunduğu kıyı bölgesinde genelde kentsel yerleşik alan fonksiyonu olduğu, taşınmaza çevre imar bütünlüğünü bozmayacak fonksiyonlar yüklendiği, taşınmaz için önerilen fonksiyonların tüm ölçekteki imar planları, yakın çevre imar bütünlüğü, üst ölçekli plan kararları, ulaşım bağlantıları, çevresinde yer alan yapılaşma koşulları ve yapı yoğunluğu gibi unsurlar gözetilerek getirildiği, dava konusu planların üst ölçekli planlara ve planların kademeli birliktelik ilkesine uygun olduğu ileri sürülmüştür. Dairemizce yapılan değerlendirme; 1/100.00 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunda belirlenen esasları gerçekleştirmeye yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığına kanunda verilen her tür ve ölçekte planlama yapma yetkisi kapsamında dava konusu çevre düzeni planı değişikliği yapılmıştır. 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan” olarak gösterilen ve özelleştirme kapsam ve programında yer alan parselin etkin ve verimli kullanılabilmesi amacıyla dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile kullanımı “kentsel gelişme alanı” olarak değiştirilmiştir. Çevre düzeni planı kararları, kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir