HMK 216 Kapsamında Mahkemede Belge Aslının İstenmesi ve Geri Verilmesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 216. maddesi, mahkemede delil olarak sunulan belgelerin aslının istenmesi ve geri verilmesi süreçlerini ayrıntılı biçimde düzenler. Uyuşmazlıkların çözümünde, sunulan belge örneklerinin yeterli olup olmadığı sıkça tartışma konusu olur. Belgenin sadece fotokopisinin mahkemeye sunulması durumunda, mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebiyle belgenin aslını isteyebilir. Bu düzenleme, delil güvenliğini sağlamak ve adil yargılamayı temin etmek açısından büyük önem taşır. Yargıtay kararları da, belgenin aslının ibraz edilmemesi halinde hüküm kurulamayacağına dikkat çeker. Uygulamada, belge asıllarının korunması, gerektiğinde geri verilmesi ve taraflar arasında doğabilecek itirazların sağlıklı biçimde değerlendirilmesi için HMK 216 önemli bir yasal dayanak oluşturur. Bu yazıda, HMK 216 çerçevesinde belge aslının mahkemeye sunulması, geri verilmesi ve uygulamada karşılaşılan temel sorunlar ele alınacaktır.
Belge Aslının Mahkemeye Sunulması
Mahkemede bir belge sadece örneğiyle sunulmuşsa, hâkim gerek gördüğünde ya da taraflardan biri isterse belgenin aslının ibrazını talep edebilir. HMK 216’nın birinci ve ikinci fıkraları, bu noktada açık bir yükümlülük getirir. Belgenin aslını elinde bulunduran taraf, üçüncü kişi ya da resmi makamlar, mahkeme istediğinde bu belgeyi ibraz etmek zorundadır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 23.01.2018 tarihli, 2016/5214 Esas ve 2018/162 Karar sayılı kararında, belge fotokopisine itiraz edilmesi halinde mutlaka aslı istenerek geçerlilik ve sıhhatinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Örneğin, bir ticari sözleşmeye ilişkin alacak davasında davacı sadece sözleşmenin fotokopisini sunmuşsa ve davalı bu fotokopiye itiraz ederse, mahkeme sözleşmenin aslını istemeli, aksi takdirde karar veremez. Bu uygulama, adil yargılamanın sağlanması ve delil güvenliğinin korunması açısından gereklidir. Belgenin aslına ulaşılamaması, delilin değerini düşürebilir ve tarafların hak kaybına yol açabilir. Dolayısıyla, mahkemeler belge aslı olmadan karar vermekten kaçınmalıdır.
Belge Aslının Geri Verilmesi ve Onaylı Örnek
Taraflardan biri, mahkemeye sunduğu belgenin aslını geri almak isteyebilir. Bu durumda hâkim, belgenin geri verilip verilmeyeceğine karar verir. Eğer asıl belge geri verilirse, mahkeme mührü ve yazı işleri müdürünün imzasıyla onaylanmış bir örneği dosyada saklanır. Böylece, belgenin aslı kaybolsa dahi, dosyada kalan onaylı örnek delil olarak kullanılabilir. HMK 216’nın üçüncü ve dördüncü fıkraları, belgenin korunması ve gerektiğinde iadesi için mahkemeye takdir yetkisi verir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2017/1002 Karar, 2015/6113 Esas sayılı kararında, tarafların sunduğu belgelerin asılları incelemeden geçirilmeden karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Pratik bir örnek olarak, bir şirketin mahkemeye sunduğu fatura aslı, inceleme sonrası şirkete iade edilmek istenirse, mahkeme onaylı bir fatura örneğini dosyada bırakır. Bu düzenleme, hem tarafların belge üzerindeki mülkiyet hakkını korur hem de yargılamada delil bütünlüğünü sağlar.
Yargılamada Belge Aslının Önemi ve Uygulama Sorunları
Belge aslı, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde en güvenilir delil olarak kabul edilir. Mahkemede sunulan örnek belgelere itiraz edilmesi halinde, asıl belgenin ibrazı zorunlu hale gelir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 2017/605 Karar, 2015/5920 Esas sayılı kararında, davacı tarafından sunulan mutabakat mektubu örneğinin aslı istenmeden karar verilmesinin eksik inceleme olduğu ifade edilmiştir. Uygulamada, tarafların belge aslına ulaşamaması veya aslı sunmaktan imtina etmesi, yargılamanın uzamasına ve delil değerlendirmesinin eksik kalmasına neden olabilir. Günlük hayatta, bir inşaat sözleşmesiyle ilgili anlaşmazlıkta, sözleşmenin sadece fotokopisinin mahkemeye sunulması ve karşı tarafın imzaya itiraz etmesi halinde, imza incelemesi yapılabilmesi için asıl belgeye ihtiyaç duyulur. Belge aslı olmadan, bilirkişi incelemesi veya imza doğrulaması yapılamaz. HMK 216, bu tür sorunların önüne geçmek için mahkemelere geniş yetki ve taraflara açık yükümlülükler getirir. Böylece, adil yargılama ve delil güvenliği sağlanır.
Sonuç: HMK 216, mahkemelerde belge aslına ulaşmanın ve geri verilmesinin usulünü ayrıntılı şekilde düzenler. Yargıtay kararları da, belge aslı olmadan yapılan incelemelerin ve verilen kararların hukuka aykırı olacağını açıkça ortaya koyar. Uygulamada, tarafların ve mahkemelerin bu kurallara titizlikle uyması, adil yargılamanın ve delil bütünlüğünün korunması açısından gereklidir. Sonuç olarak, belge aslına ilişkin düzenlemeler, hukuki uyuşmazlıkların çözümünde güvenilirliği ve hakkaniyeti temin eder.