HMK 218 Belgenin Yerinde İncelenmesi ve Yargıtay Kararları

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 218. maddesi, mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan belgelerin nasıl inceleneceğini düzenler. Bu hüküm, delil olarak gösterilen belgelerin hem korunmasını hem de adil yargılanma hakkının korunmasını amaçlar. Pratikte, belgelerin yerinde incelenmesi, özellikle büyük hacimli, hassas veya taşınması riskli belgeler için uygulanır. Hakim ya da görevlendirdiği bilirkişi, belgeyi yerinde inceler ve sonuçları bir tutanakla kayıt altına alır. Bu süreçte teknik araçlar da kullanılabilir. Yargıtay kararları, bu hükmün nasıl uygulanması gerektiğine dair önemli örnekler sunar. Özellikle delillerin toplanmasında mahkeme huzurunun ve tarafların haklarının gözetilmesi, usul kurallarına uygun hareket edilmesi gerekir. Aksi takdirde, eksik inceleme veya usulsüzlük nedeniyle verilen kararlar bozulabilmektedir. Bu yazıda, HMK 218’in uygulanışı, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve Yargıtay kararları ışığında detaylı olarak ele alınacaktır.

Belgenin yerinde incelenmesinin şartları

HMK 218, mahkemeye getirilmesi zor veya sakıncalı olan belgelerin yerinde incelenmesini mümkün kılar. Bu tür belgeler genellikle korunması gereken, hacimli ya da bulunduğu yerden çıkarılması halinde zarar görebilecek nitelikte olabilir. Hakim, bu belgeleri bizzat veya bilirkişi aracılığıyla yerinde inceleyebilir. İnceleme sonunda bir tutanak düzenlenir ve gerekli görülürse uygun teknik araçlarla belgenin aslı kaydedilir. Bu uygulama, belgenin hem delil olarak kullanılabilmesini hem de güvenliğini sağlar. Pratik bir örnek olarak, büyük bir fabrikanın üretim kayıtları fiziksel olarak taşınamayacak kadar hacimli olduğunda, mahkeme heyeti veya bilirkişi bu belgeleri fabrikanın arşivinde inceler. İnceleme sonrası düzenlenen tutanak, dosyaya eklenir. Böylece, hem delil olarak kullanılması sağlanır hem de belgenin zarar görmesi önlenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/5346 E., 2021/8093 K. sayılı kararında, banka kayıtlarının gönderilmemesi durumunda, HMK 218/1 gereğince yerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, mahkemelerin belgelerin yerinde incelenmesine ilişkin takdir yetkisinin sınırlarını da göstermektedir.

Usul kuralları ve istinabe yöntemi

HMK 218’in uygulanmasında usul kurallarına uyulması büyük önem taşır. Özellikle belgelerin bulunduğu yer mahkeme çevresi dışında ise, istinabe yoluyla inceleme yapılmalıdır. Yani, başka yerdeki belgeler için o yer mahkemesine talimat yazılır ve inceleme orada yapılır. Hakimlik yetkisinin doğrudan bilirkişiye devri mümkün değildir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/1716 E., 2017/1397 K. ve 2015/4363 E., 2016/3635 K. sayılı kararlarında, usulüne uygun olarak istinabe yoluna gidilmeden, bilirkişilere doğrudan yerinde inceleme yetkisi verilmesinin doğru olmadığı vurgulanmıştır. Pratikte, şehir dışında bulunan bir şirketin ihale dosyaları için, bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesine istinabe talimatı yazılır. Taraflara incelemenin yapılacağı gün ve yer bildirilir. Böylece taraflar da incelemeye katılabilir ve açıklama yapma hakkını kullanabilir. Aksi halde, usule aykırı şekilde yapılan incelemeler ve raporlar hükme esas alınamaz. Yargıtay, bu tür usulsüz işlemler nedeniyle verilen kararları sıklıkla bozmuştur. Bu durum, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme ilkesinin korunması açısından önemlidir.

Yaptırımlar ve uygulamadaki sonuçlar

HMK 218’in ikinci fıkrası, mahkemenin yerinde inceleme emrine haklı bir sebep olmadan engel olunması halinde uygulanacak yaptırımları düzenler. Engel olan kişi, sebep olduğu giderlere ve 500 TL’den 5000 TL’ye kadar disiplin para cezasına mahkum edilir. Gerektiğinde zor kullanılması da mümkündür. Bu yaptırımlar, delil toplama sürecinin etkinliğini sağlamak için öngörülmüştür. Pratik bir örnek olarak, bir şirketin önemli ticari belgeleri mahkemede incelenmek istenir fakat şirket yöneticisi bu incelemeye izin vermezse, hakim hem para cezası hem de zor kullanma kararı verebilir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/647 E., 2016/1064 K. sayılı kararında, delil olarak sunulan senet üzerindeki imzanın incelenmesinde, eksik inceleme yapılması ve gerekli uzman incelemesinin alınmaması nedeniyle kararın bozulduğu görülmektedir. Bu örnek, yerinde incelemenin eksiksiz ve usule uygun yapılmasının önemini ortaya koyar. Ayrıca, inceleme sonunda düzenlenen tutanak ve raporların denetime elverişli olması gerekir. Böylece, taraflar ve mahkeme kararın doğruluğunu değerlendirebilir.

Sonuç: HMK 218, belgelerin yerinde incelenmesiyle ilgili açık ve detaylı kurallar koyar. Bu kurallar, hem delillerin güvenliğini hem de adil yargılanma hakkını korumaya yöneliktir. Yargıtay kararları, uygulamada usul kurallarına titizlikle uyulmasının zorunlu olduğunu göstermektedir. Yerinde incelemede, istinabe ve taraflara bildirim gibi usul adımlarının atlanmaması gerekir. Aksi halde, yapılan işlemler geçersiz sayılabilir ve kararlar bozulabilir. Sonuç olarak, HMK 218’in doğru ve dikkatli uygulanması, hem mahkemelerin hem de tarafların haklarının korunması açısından büyük önem taşır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir