Hakim ve Savcılara Yönelik Soruşturma ve Kovuşturma Usulleri
Hakim ve savcılar, görevleri sırasında veya görevlerinden doğan suçlarla karşılaştıklarında, yargılanma süreçleri sıradan vatandaşlardan farklı bir şekilde yürütülür. Bu durum, yargı bağımsızlığının ve adil yargılanma hakkının korunması için özel usullerin uygulanmasını gerektirir. Türkiye’de hakim ve savcıların soruşturulması ve kovuşturulmasında, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu başta olmak üzere, Yargıtay ve Danıştay Kanunları ile Hakimler ve Savcılar Kurulu’na ilişkin özel mevzuatlar dikkate alınır. Ayrıca, olağanüstü hâl dönemlerinde yapılan değişiklikler ve uluslararası insan hakları normları da bu sürece yön verir. Yüksek yargı mensuplarının kişisel ve görevle ilgili suçlarının takibinde, hangi mahkemelerin yetkili olduğu ve soruşturmanın hangi usulle yapılacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu yazıda, hakim ve savcıların görev ve kişisel suçlarına ilişkin soruşturma ve kovuşturma usullerini, Yargıtay ve Danıştay üyelerine uygulanan özel prosedürleri ve Hakimler ve Savcılar Kurulu üyelerine ilişkin hükümleri pratik örneklerle ele alacağız.
Hakim ve savcıların soruşturma ve kovuşturma usulleri
Hakim ve savcıların görev sırasında işledikleri suçlar için özel soruşturma usulleri uygulanır. 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 82 ve devamı maddeleri uyarınca, bu kişiler hakkında soruşturma yapılması izne tabidir. Birinci sınıfa ayrılmış hakim ve savcılar için Yargıtay’ın ilgili ceza dairesi, birinci sınıfa ayrılmamış olanlar için ise bulundukları yerdeki Ağır Ceza Mahkemesi kovuşturma merciidir. Kişisel suçlar söz konusu olduğunda, en yakın Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yürütülür ve kovuşturma yine Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılır. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü halinde ise soruşturma, genel hükümler uyarınca Cumhuriyet savcısı tarafından bizzat yürütülür. Görev suçlarında tutuklama gibi koruma tedbirleri, son soruşturma açılmasına karar vermeye yetkili merci tarafından değerlendirilir. Şahsi suçlarda ise sulh ceza hakimleri yetkilidir. Pratik bir örnek vermek gerekirse, bir hakim görev sırasında rüşvet almakla suçlandığında, önce ilgili kuruldan izin alınır, ardından kovuşturma süreci başlar. Ancak, hakim bir trafik kazasına karışırsa, soruşturma genel hükümlere tabi olur ve en yakın adli makamlarca yürütülür. Bu ayrım, yargı mensuplarının hem görevlerinin gereği hem de kişisel sorumluluklarının adil şekilde değerlendirilmesini sağlar.
Yüksek yargı mensuplarının yargılanma prosedürleri
Yargıtay ve Danıştay üyeleri hakkında yapılacak soruşturma ve kovuşturmalarda, görev ve kişisel suçlar için ayrı usuller öngörülmüştür. Yargıtay üyeleri için 2797 sayılı Kanun’un 46. maddesi esas alınır. Bu maddeye göre, Yargıtay Başkanlık Kurulu’nun izni olmadan soruşturma açılamaz. Soruşturma açılması kararı verilirse, bir ceza dairesi başkanı görevlendirilir ve soruşturma sonucunda dosya tekrar Kurul’a sunulur. Kovuşturma, kişisel suçlarda Yargıtay’ın ilgili ceza dairesinde, görevle ilgili suçlarda ise Anayasa Mahkemesi’nde yapılır. Olağanüstü hâl döneminde yapılan değişikliklerle, kişisel suçlar için kovuşturma makamı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ndan ilgili ceza dairesine kaydırılmıştır. Danıştay üyelerinde ise 2575 sayılı Kanun’un 76 ve 82. maddeleri uygulanır. Burada da ilk soruşturma, seçilecek bir kurul tarafından yapılır ve kovuşturma için ilgili mercilere dosya gönderilir. Pratik bir örnek olarak, Yargıtay üyesi bir hakimin görev sırasında usulsüzlük yaptığı iddiası gündeme gelirse, önce Başkanlık Kurulu izin verir, ardından süreç ilgili ceza dairesinde yürütülür. Danıştay üyesi birinin kişisel bir suç işlemesi halinde ise dosya Danıştay’da oluşturulan özel kurulda incelenir ve gerekli işlemler başlatılır. Bu sistem, yüksek yargı mensuplarının yargılanmasında hem bağımsızlığı hem de hesap verebilirliği dengede tutar.
Hakimler ve Savcılar Kurulu üyeleri ile özel durumlar
Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun seçimle gelen üyelerinin adli suçlarında, 6087 sayılı Kanun’un 38. maddesi özel usuller getirir. Bu üyeler hakkında soruşturma izni Genel Kurul tarafından verilir. Soruşturma için bir üye görevlendirilir ve rapor hazırlanır. Kovuşturma izni kesinleşirse, görevle ilgili suçlarda Yüce Divan sıfatıyla Anayasa Mahkemesi, kişisel suçlarda ise Yargıtay ilgili ceza dairesi yetkilidir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hallerinde ise soruşturma genel hükümlere göre yapılır. Pratik bir örnek olarak, HSK üyesi birinin göreviyle ilgili olmayan bir suç işlemesi halinde, Genel Kurulun izniyle soruşturma başlatılır ve süreç Yargıtay’da devam eder. Olağanüstü hâl veya suçüstü gibi durumlarda ise izin prosedürüne gerek kalmadan doğrudan genel hükümler uygulanır. Ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda, suçüstü hali oluşmamışsa veya mütemadi suç söz konusuysa, özel usullerin uygulanmaması yargılamanın durmasına neden olmaz. Bu durum, yargılamanın gereksiz yere uzamasını engeller ve adil yargılanma hakkını korur.
Sonuç: Hakim ve savcılar ile yüksek yargı mensuplarının yargılanma usulleri, hem yargı bağımsızlığını hem de adil yargılanma hakkını koruyacak şekilde özel olarak düzenlenmiştir. Görev ve kişisel suçlarda farklı prosedürlerin uygulanması, bu kişilerin hukuki sorumluluklarını açıkça ortaya koyar. Olağanüstü hâl dönemlerinde yapılan değişiklikler ve uluslararası normlar, yargı süreçlerinin daha etkin ve hızlı yürütülmesini sağlar. Sonuç olarak, yargı mensuplarına özgü bu usuller, hem kamu yararını hem de bireysel hakları gözeten bir denge oluşturur.