Logo

Lehe Yasanın Belirlenmesi Gerekliliği Hakkında Yargıtay Kararı

📜 Yargıtay Karar Künyesi

6. Ceza Dairesi – 2007/23282 – 2010/5563 – 06.05.2010


🔎 Karar Özeti

Yargıtay, sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün, ceza yasalarının karşılaştırılması yöntemine uygun olarak lehe olan hükmün belirlenmeden kurulmasını bozma nedeni saymıştır. Bu nedenle, temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hükmün uyarlama yargılaması ile genel yargı sürecinin bir arada yürütülemeyeceğine hükmedilmiştir.


Karar İçeriği

6. Ceza Dairesi         2007/23282 E.  ,  2010/5563 K.


    İçtihat Metni

    MAHKEMESİ  :Asliye Ceza MahkemesiSUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: A- Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde;5252 sayılı Yasanın 9/3 maddesi uyarınca, sanık yararına olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, hükmün gerekçe kısmında lehe Yasanın belirlenebilmesi için yapılan uygulamada, 5237 sayılı Yasaya göre sanığın eylemine uyan aynı Yasanın 142/1-b,143, 31/3, 62/1, 50, 52. maddelerindeki hırsızlık ve 116/2-4, 119/1-c, 31/3, 62/1, 50, 52. maddelerindeki işyeri dokunulmazlığını bozma suçunu oluşturan eylem nedeniyle uygulama yapılıp, her iki Yasaya göre denetime olanak sağlayacak şekilde uygulanan Yasa maddeleriyle, verilmesi gereken cezalar ayrı ayrı tespit edilip, sonuç cezalar karşılaştırılarak lehe olan yasa belirlenip uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, sonuca etkili olmadığından bozma nedenleri yapılmamıştır.Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimin takdirine göre sanık … savunmanının temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, B- Hükümlü … hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;Germencik Asliye Ceza Mahkemesinin 24.07.2003 günlü, 2003/235-319 sayılı hükümlülük kararı sanık … yönünden temyiz edilmeksizin kesinleştiği, anılan karar dosyanın diğer sanıkları … ve … savunmanlarının yasal süresi içerisindeki temyizleri üzerine, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 18.10.2005 günlü kararı ile, 5237 sayılı Yasa hükümleri uyarınca değerlendirme yapılması için, “diğer yönleri incelenmeyen hükmün bozulmasına, bozmadan 5320 sayılı Yasanın 8/1. ve 1412 sayılı Yasanın 325. maddesi uyarınca temyiz talebinde bulunmayan diğer sanık …’ın da yararlanmasına” denilerek bozulmasına karar verildiği ve Mahkemece yeniden yargılama yapılıp bozmaya uyulup, bozma ilamından hükmü temyiz etmeyen diğer sanık …’da yararlandırılarak 06.03.2007 günlü kararın verildiği anlaşılmışsa da; 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin düzenleniş amacının, aynı hükümle cezalandırılan sanıklar hakkında birbiriyle çelişen hükümlerin verilmesinin engellenmesi ve temyiz yoluna başvurmayanlar aleyhine doğabilecek adaletsizlikleri önlemektir. Anılan maddenin uygulanabilmesi için; aynı mahkemece aynı kararla birden çok sanığın hükümlendirilmesi, sanıkların fiilinde bağlantı bulunması, hükmün Cumhuriyet savcısı, katılan veya sanıklardan bir veya birkaçı tarafından ve sanıkların tümünü kapsamayacak şekilde temyiz edilmiş olması, hükmün cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık nedeniyle sanık yararına bozulması ve bu bozmanın hükmü temyiz etmeyen veya kendileriyle ilgili temyiz bulunmayan sanıklara da uygulanma olanağına sahip olması gerekecektir. Suç unsurlarının oluşmaması, fiilin suç olmaması, cezanın azaltılması veya ortadan kaldırılmasını gerektiren nedenler de cezanın belirlenmesinde hukuka aykırılık olarak değerlendirilebilecektir. Sirayetin uygulanabilmesi için bozma nedeni ortak olmalıdır. Hükmün temyiz davası açanın şahsında mevcut olan cezayı azaltan ya da cezayı kaldıran bir nedenden dolayı bozulmuş olması halinde bozma diğer hükümlülere sirayet etmez. Kanıtlama araçlarına, Ceza Yargılama Yasasına ilişkin bozmalarla, şahsi hakka ilişkin bozmalarda sirayet olanağı yoktur.Bu nedenle hükmün diğer yönleri incelenmeden bozulmasından, hükmü temyiz etmeyen sanıkların yararlanma olanağı bulunmadığı gibi, somut olayda da 1412 sayılı CMUK’nun 325. maddesinin uygulama koşullarının bulunmadığı, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 günlü, 2007/125-186 sayılı ve benzer kararlarında açıklandığı üzere; adı geçen hükümlü hakkında temyiz edilmeksizin kesinleşen ilk hüküm, ancak suç tarihinden sonra yürürlüğe giren yasalar yönünden talep üzerine yada resen uyarlama yargılamasının konusu olabilir ve genel yargı ile uyarlama yargısı birlikte yürütülemez. Yukarıdaki açıklanan nedenlerle, bozma ilamı sonrasında ki yargılamanın, temyiz olunmaksızın kesinleşmesi nedeniyle lehe Yasanın belirlenmesine ilişkin olduğu kabul edilen hükümlü … hakkındaki uyarlama yargılaması ile genel hükümlere göre hakkındaki yargılama süren sanık … hakkındaki davanın, farklı hükümlere bağlı olması ve birlikte görülemeyeceği gözetilip, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesi uyarınca adı geçen hükümlü hakkındaki davanın ayrılmasına karar verildikten sonra, uyarlama yapılması zorunluluğunun gözetilmemesi,Bozmayı gerektirmiş, hükümlü … savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 06.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Paylaş:

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir