Sağlık Hizmetlerinde Geç Müdahale ve Tazminat Talepleri Hakkında Danıştay Kararı

📜 Danıştay Karar Künyesi

10. Daire – 2021/5862 – 2024/207 – 19.02.2024


🔎 Karar Özeti

Danıştay, davacıların Elazığ Devlet Hastanesi’nde geç müdahale sebebiyle yaşamını yitiren yakınları için talep ettikleri tazminat davasında, idarenin kusurunun bulunmadığını ve tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek, mahkeme kararını kısmen onadı, ancak vekalet ücreti yönünden düzeltme yapılmasına karar verdi.


Karar İçeriği

T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/5862 Karar No : 2024/207 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- .. 3- .. 4- .. 5- … 6- .. 7- . .. 8- .. 9- .. 10- …r 11- … VEKİLİ : Av. … TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı / … VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri Av. … Hukuk Müşaviri … İSTEMLERİN_KONUSU : Davacılar tarafından, yakınları olan Nihat Gür’ün 08/06/2005 tarihinde Elazığ Devlet Hastanesi acil servisinde geç müdahalede bulunulması sebebi ile yaşamını yitirdiği iddia edilerek 30.000,00 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 100.00,00 TL tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda, … İdare Mahkemesince Danıştay Onuncu Dairesinin 03/03/2020 tarih ve E:2019/10272, K:2020/1011 sayılı bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen … tarih ve E:.., K:… sayılı kararın taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, Adli Tıp Kurumu raporunun ilaçların dozu, hangi dozda kullanıldığında ölümcül olacağı, ne kadar sürede sürede kana karışacağı, yutularak içilen ilaçların kana karışma süresi, aşırı doz ya da birlikte kullanılması halinde ne gibi sonuçlar doğuracağı, kaç miligramın hastayı öldürebileceği, yutularak alınan ilaçların ne sürede kana karıştığı, geç müdahale süresi olan 30 dakikada ne kadarının kana karıştığı, 30 dakika önce müdahale edilseydi ilaçların kandaki düzeyleri ile 30 geç müdahale edildiğinde ilaçların kandaki düzeyi arasındaki farkın öldürücü olup olamayacağı gibi hususlar tartışılmadan, hiçbir veri sunulmaksızın soyut yorumlarla düzenlendiği, ilaç alınıp hastaneye varıldığında zaten kana karışmış olduğundan 30 dakika geç müdahalenin önemli olmadığı şeklindeki mütalaanın tıp bilimine ve hayatın gerçekliğine aykırı olduğu, 30 dakikalık bir geç müdahalenin sonuca etki etmemesinin düşünülemeyeceği, hastanede 30 dakikalık geç müdahaleyi değil ilacın ağız yoluyla alınmasından hastaneye varış süresine kadarki geçen süreyi temel alarak hazırlanan rapor doğrultusunda karar verildiği, bu açıdan Adli Tıp Kurumu raporunun Anayasa Mahkemesinin kararı, Danıştay bozma kararı ve Mahkemenin ara kararına ve bilimsel gerçeğe aykırı olduğu, Danıştay bozma kararında manevi tazminata ilişkin bir bozmadan bahsedilmediği halde manevi tazminatın bir önceki karara aykırı şekilde yeniden tespitinin yargılama hukukuna aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu olay bakımından tazmin şartlarının gerçekleşmediği, davacılar yakınının hastaneye başvurusu üzerine yapılması gerekenlerin yapılmış olduğu, meydana gelen neticenin idarenin kusurundan veya hizmetin işleyişinden kaynaklanmadığı, sağlık personelinin gayretleri ile kontrol edilmesi ve önlenmesi mümkün olmayan sebeplerden dolayı gerçekleştiği, sağlık personeline atfedilecek bir kusur bulunmadığı, hizmet kusurunun olduğu sonucuna ulaşılarak tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu, davalı idareler harçtan muaf olduğu halde aleyhine yargı harcına hükmedildiği, kararın bozuması gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Taraflarca karşılıklı olarak temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: A) Temyiz İstemine Konu Kararın, Esasa Yönelik Kısmının İncelenmesi; İdare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, davacıların ve davalı idarenin dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyiz İstemine Konu Kararın, Vekalet Ücretine Yönelik Kısmının İncelenmesi; İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar” başlıklı 49. maddesi, 1. fıkrası, (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay’ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesinde; avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade edeceği hükmüne yer verilmiştir. 24/11/2020 tarih ve 31314 sayılı sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren (2021 yılı) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 2. maddesinde, tarifede yazılı avukatlık ücretinin, kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemlerin karşılığı olduğu; 3. maddesinde, yargı yerlerince karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücretinin, ekli tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamayacağı, bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresinin gözönünde tutulacağı; 21. maddesinde ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarifenin esas alınacağı kuralı getirilmiş; Tarife’nin ikinci kısmının ikinci bölümünün 17. satırında; İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için ödenecek ücret duruşmasız ise (a) bendine göre 2.040,00 TL, duruşmalı ise (b) bendine göre 3.110,00 TL olarak belirlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Temyiz incelemesine konu olan kararın ilk derece yargılamasının … İdare Mahkemesi tarafından duruşmalı olarak yapıldığı, 09/05/2006 tarihinde yapılan duruşmaya davalı idarenin vekilinin katıldığı görülmektedir. Bu durumda, …. İdare Mahkemesinin kararının hüküm fıkrasında yer alan “2.040,00 TL maktu vekalet ücreti” kısmının “duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00 TL maktu vekalet ücreti” şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin REDDİNE, davalı Sağlık Bakanlığının temyiz isteminin vekalet ücreti yönünden KABULÜNE, esas yönünden REDDİNE, 2…… İdare Mahkemesinin .. tarih ve E:.., K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı Kanun’un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/02/2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (X)-KARŞI OY : Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararı sonucu yapılan yeniden yargılama uyarınca, İdare Mahkemesince, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi için kararın bir bütün olarak ve tüm davacılar açısından değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kabulüne karar verilmiş olup, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un bireysel başvuruyu düzenleyen dördüncü bölümünde yer alan 45. maddesinde, herkesin, Anayasa’da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceği düzenlenmiş, 46. maddesinde bireysel başvuru hakkına ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin sahip olduğu belirtilmiş, 50. maddesinde ise, tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderileceği, yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkemenin, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde karar vereceği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun’un 66. maddesinde ise “Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” hükmü yer almaktadır. Yukarıda sözü edilen bireysel başvuru hakkı, sadece başvuran kişi hakkında sonuç doğuracak olmakla birlikte bu kararların, başvurucu dışındaki kişiler hakkında verilecek kararlara da bir etkisi olamayacaktır. Bu durumda dava konusu olaya ilişkin olarak Anayasa Mahkemesine davacılardan sadece Aydın Gür’ün bireysel başvuruda bulunması sebebi ile İdare Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda sadece başvurucu açısından karar verilmesi gerekirken davacıların tamamı hakkında karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, İdare Mahkemesinin dava konusu olay günü ve yerine ait kamera kayıtlarının gerekli şekilde muhafaza edilmemesinin, sağlık hizmetinin güvenli şekilde işletilmesinde kuşkuya yol açtığı, bu durumun hizmet kusuru teşkil ettiği, zira idarece söz konusu kayıtların ibraz edilememesinin, meydana gelen zarar nedeniyle idarenin sorumluluğunun bulunup bulunmadığının yargısal denetimini de engellediği, dolayısıyla belirtilen eksikliğin maddi bir zarara yol açtığından bahsedilememekle birlikte sağlık hizmetinin eksik ve kusurlu işletilmesi nedeniyle duydukları üzüntü ve ızdırabın kısmen de olsa giderilmesi amacıyla ve tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilerek manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği yolundaki gerekçesi hukuka uygun olup, söz konusu manevi tazminat miktarının belirlenmesinde Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlali nedeniyle manevi zararları karşılığında başvurucuya net 27.000 TL manevi tazminat ödenmesine dair kararı ile manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ve ölçülülük ilkesi de gözetilmek suretiyle sadece başvurucu açısından takdiren belirlenecek makul bir miktarın ödenmesine hükmedilmesi gerekmektedir. Bu durumda, temyize konu İdare Mahkemesi kararının açıklanan nedenlerle bozulması gerektiği oyuyla Daire kararına bu yönlerden katılmıyorum.
Paylaş:

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir