Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi ve HMK Madde 2 Uygulaması

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi, asliye hukuk mahkemelerinin görev alanını belirler. Bu madde, malvarlığı hakları ve şahıs varlığına ilişkin davalarda, aksine bir düzenleme yoksa asıl görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu belirtir. Sulh hukuk mahkemeleri ve diğer özel mahkemelerin görevleri ise ancak kanunla açıkça düzenlenmişse devreye girer. Uygulamada görevli mahkemenin tespiti, davanın sağlıklı yürütülmesi için kritik öneme sahiptir. Yanlış mahkemede açılan davalar gereksiz zaman kaybına ve masraf artışına yol açabilir. Bu nedenle HMK 2. madde, yargılamada görev karmaşasının önüne geçmek amacıyla açık hükümler içerir. Yargıtay kararları da, görevli mahkeme konusunda ortaya çıkan tereddütleri gidermekte ve uygulamaya yol göstermektedir. Bu yazıda, asliye hukuk mahkemelerinin görev sınırları, istisnalar ve örnek Yargıtay kararları ışığında pratik uygulamalar ele alınacaktır.

Asliye Hukuk Mahkemesinin Genel Görev Alanı

Asliye hukuk mahkemeleri, malvarlığı haklarına ve şahıs varlığına ilişkin davalarda ana görevli mahkemedir. HMK madde 2’ye göre, dava konusunun değerine bakılmaksızın bu davalara asliye hukuk mahkemesi bakar. Ancak, başka bir kanunda açıkça görevli mahkeme belirtilmişse bu istisna geçerli olur. Örneğin, bir taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/12150 E., 2018/10904 K.). Aynı şekilde, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak davalarında da görev asliye hukuk mahkemesine aittir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2016/799 E., 2017/10711 K.). Günlük yaşamdan bir örnek vermek gerekirse, mirasçılar arasında paylaşılamayan bir taşınmaz nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil davası, doğrudan asliye hukuk mahkemesinde görülmelidir. Bu düzenleme, vatandaşların hak arama süreçlerinde hızlı ve doğru bir şekilde sonuca ulaşmalarını sağlar. Görevli mahkemenin belirlenmesi kamu düzenine ilişkin olup, mahkeme tarafından her aşamada re’sen dikkate alınır. Taraflar görev itirazında bulunmasa dahi mahkeme görevini incelemek zorundadır.

Görevde Kanuni İstisnalar ve Sulh Hukuk Mahkemesi Ayrımı

Her ne kadar asliye hukuk mahkemesi genel görevli mahkeme olsa da, bazı davalarda özel kanuni düzenlemeler nedeniyle sulh hukuk mahkemeleri görevli olur. Örneğin, mirasçısız kalan taşınmazların Hazineye intikali davalarında Türk Medeni Kanunu’nun 594. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemesi görevlidir (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2015/8427 E., 2018/10100 K.). Yine, Kadastro Kanunu’nun 41. maddesine göre kadastro müdürlüğünün re’sen yaptığı düzeltme işlemlerine karşı 30 gün içinde açılan davalarda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Ancak bu süreden sonra açılan davalar asliye hukuk mahkemesinde görülür (Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2016/12052 E., 2017/902 K.). Pratik bir örnek olarak, köyde bir taşınmazın sahibi öldüğünde ve mirasçısı bulunamazsa, bu taşınmazın Hazineye geçmesi için sulh hukuk mahkemesinde dava açılır. Fakat, bu tür bir davada taraf teşkili sağlanmadan, yani kayyım atanmadan dava açılamaz. Bu tür ayrımlar, görev karmaşasının önüne geçmek ve yargılamada zaman kaybını önlemek için önemlidir. Ayrıca, çekişmesiz yargı işleri ile çekişmeli yargı işlerinin ayrımı da mahkeme görevinde belirleyicidir.

Yargıtay Kararlarıyla Görev Belirlemede Uygulama

Yargıtay’ın çeşitli daireleri, görevli mahkemenin tespiti konusunda önemli içtihatlar geliştirmiştir. Örneğin, kredi kartı borcundan kaynaklanan alacak davalarında, 6100 sayılı HMK yürürlüğe girdikten sonra açılan davalarda asliye hukuk mahkemesi görevlidir (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/17413 E., 2018/2119 K.). Ancak, ticari dava niteliği taşıyan ve TTK kapsamında olan davalarda asliye ticaret mahkemesi görevli olur. Ayrıca, ecrimisil davalarında Kat Mülkiyeti Kanunu’na dayalı olmayan taleplerde görevli mahkeme yine asliye hukuk mahkemesidir (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2017/2030 E., 2017/6296 K.). Günlük hayatta, bir apartman sakini, komşusunun ortak alana izinsiz müdahalesi nedeniyle uğradığı zararı tazmin etmek isterse, bu davayı asliye hukuk mahkemesinde açmalıdır. Yargıtay kararları, görevli mahkemenin yanlış belirlenmesi halinde kararın bozulmasını ve davanın doğru mahkemeye gönderilmesini sağlar. Bu yaklaşım, hak arama özgürlüğünü ve yargılamanın adil şekilde yürütülmesini güvence altına alır.

Sonuç: Asliye hukuk mahkemelerinin görev alanı, HMK madde 2 ile açıkça belirlenmiştir. Genel kural olarak malvarlığı ve şahıs varlığına ilişkin davalarda asıl görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Ancak, özel kanuni düzenlemelerle bazı davalar sulh hukuk veya diğer mahkemelerin görev alanına bırakılmıştır. Yargıtay kararları, görev karmaşasını önleyerek doğru mahkemede yargılamanın yapılmasını temin eder. Davacıların ve avukatların, dava açmadan önce görevli mahkemeyi doğru belirlemesi büyük önem taşır. Bu sayede hem zamandan hem de masraftan tasarruf sağlanır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir